Yazarlar

Hasan Sezer

Hasan Sezer

Barış, düşmanlığa neden olur mu?

Artık seçim oldukça yaklaştı. Tüm partiler, seçim vaatlerini birer, birer sıralamaya başladılar. İktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma partisi de yapacaklarını açıklamaya başladı. Bunlardan bazıları; vergi barışı, imar barışı, varlık barışı şeklinde açıklandı. Acaba barış adı altında yapılan bu aflar ülkemizde kangren olmuş yaralara çözüm olacak mıdır? Yoksa ülkede haksızlıkların bitmediği ve asla bitmeyeceği fikrinin neden olacağı daha büyük sıkıntılara mı yol açacaktır? Konu bir hayli karmaşık! Kısa bir yazı ile açıklanması imkânsız. Birkaç yazımızda madde madde açıklamaya çalışırsak sanırım daha anlaşılır olur.

 

İMAR AFLARI ŞİMDİYE KADAR NE GETİRDİ?

 

Her ne kadar imar barışı dense de bu yapılacak olan, geçmişte de pek çok defa yapılmış olan imar affıdır. Ak parti kurmayları açıklar açıklamaz basındaki destek müfrezesinden yapılan işlemin ne kadar haklı olduğunu ima eden yazılar birbirini kovalamaya başladı. Bunlardan bir tanesi de, abonesi olduğum Türkiye gazetesinde yazan Fuat Uğur isimli yazar. 3-Mayıs 2018 günkü yazısında ülkemizde bulunan yapılardan %60’lık kısmının Devlet ‘ le problemli olduğunun altını çizmekte ve bunlara geçmiş dönemlerdeki göz yummaların neden olduğunu anlatmaktadır. Kısaca, olan olmuş, biten bitmiştir. Bu arsalardan bu insanları çıkarmak mümkün olmayacağına göre, Bu işgalcilerden alınacak % 3 oranındaki gelir, toplu konut idaresine kaynak yapılıp, bu tür işgale yeltenmemiş, evsiz dar gelirlilere aktarılacak, diye anlatmakta ve “istemezük” grubuna hitaben şu soruyu sormaktadır. “sizin çözüm öneriniz nedir? Bu binaları yıkmak mıdır?  Bu konutların sahiplerine ağır cezalar vererek süründürmek midir?

 

PEKİ DÜRÜST VATANDAŞIN SUÇU NEDİR?

 

 Bu yapılaşma başta İstanbul ve diğer büyük şehirlerde ağırlıklıdır. Bu yapılaşmaların tamamı maalesef devlet arazileri üzerindedir. Ben de 38 yıldır İstanbul’da yaşayan, yıllarca ticaretle uğraşmış, milyonlarca lira vergi vermiş, halen de çalışan ve kirada oturan bir vatandaş olarak çözüm önerimi anlatmak istiyorum. Ülkemizde maalesef fırsatçılık ve kanun tanımazlık uyanıklık olarak değerlendirilmektedir. Bizler de bu hazine arazileri birileri tarafından senetle satılırken alabilirdik. Ama aldığımız terbiye ve inancımız gereği bu yollara sapmadık. Benim gibi, bu ülkede yıllarca esnaflık yapmış, memurluk yapmış, şu anda emekli olmuş veya halen çalışan milyonlarca evsiz,  insanımız var. Bunları tespit etmek Devlet yetkililerinin görevidir. Halen bu hazine arazileri üzerindeki binalarda oturan insanlar veya ataları bu işgalleri gerçekleştirmişler, aynı zamanda siyaseti zırh olarak kullananlar da, devlet arazileri üzerinden büyük rantlar sağlamışlardır. Çözümü Bu alanları rant’a açarak, kentsel dönüşüm yapıyoruz demek değildir. Yıllardır İstanbul veya diğer büyük  şehirlerde oturup da ev sahibi olamamış dar gelirli insanlara, bu devlet arazilerinden, arsa payı almayarak, konut üretimi yapılmalı, maliyetinin üzerine bir miktar kâr koyarak, bu insanların ödeyebilecekleri  uygun taksitlerle  verilmelidir. Aynı şekilde, asgari ücretle çalışan dar gelirli insanlara da kazançları nispetinde ödeyebilecekleri oranlarda taksitle konut verilmelidir. Bu insanlar hem kiradan kurtulurlar. Hem de üretim yapıp ülke kalkınmasına katkı sağlamak yerine, ha bire daire alıp, kira gelirleri ile yan gelip yatanların da hevesleri kursağında kalmış olur. Fuat bey etrafına şöyle bir baksa; devlet arazileri üzerine TOKİ güvencesi ile yapılıp, milyonlara satılan yapıları rahatlıkla görebilir. Kayaşehir gibi bir yerde bile 400-600 bin liraya, vade farkı ilave edilmeden konut satmakla; 1+1 daireleri 8000(sekiz bin) liradan başlayan taksitlerle satılan Validebağ konakları modeli ile bu olay çözülmez. Barış getireyim derken kin ve nefret tohumlarını daha da yeşertiriz. Sonraki yazımızda başka bir çarpıklığa değinmek dileğiyle.

BizGençler