Yazarlar

Hasan Sezer

Hasan Sezer

SAHADA OLMADAN, İŞ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ SAĞLANAMAZ!..

Yedi yıldır aktif olarak iş güvenliği uzmanı olarak çalışıyorum. Pek çok iş kolunda çalıştım. Elimden geldiği kadar iş güvenliği kültürünün gelişmesi ve uygulanabilir olması için gayret gösterdim. Gelinen noktada ne yazık ki! Devlet kurumlarımızın gerekli desteği ve rehberliği yaptığını söyleyemem. İsterseniz en baştan başlayalım. İş güvenliği eğitimini özel sektör kurumları sağlıyorlar. Devletimiz ancak bu kurslara kimlerin katılabileceğini belirliyor. Onun dışında ücret dâhil her şeyi belirleyen, bu özel kurumlardır.

Devletimizin hakkını yemeyelim; bu kurslar neticesinde sınav hakkı kazananlara, sınav düzenliyor! Sınavda başarılı oldu iseniz; bu kez de karşınıza yüksek miktarda sertifika parası çıkıyor. Sertifikanızı da aldınız diyelim. Bu kez de iş arama ve bulma soru ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Bunu da OSGB (Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri) adı altında kurulmuş özel sektör firmaları yolu ile çözüme kavuşturuyorlar. Burada görev yapan genç kardeşlerimiz, tecrübeli iş güvenliği uzmanları ile çalışmak yerine, doğrudan sahaya sürülüyorlar ve kaldıramayacakları kadar ağır yükün altına sürülüyor ve sayıda çok firmaya gönderilerek, kısa sürede yaptıkları işten bıkar hale getiriliyorlar.

OSGB’lerde çalışan bir kardeşimize sorduğumda; 27 firmaya gittiğini söyledi. Daha önce de tecrübeli bir makine mühendisi kardeşim; 55 firmaya gittiğini söylemişti. Bu işe başlarken, belli bir bilgi birikimim olmasına rağmen, Emekli Başmüfettiş ve İş Güvenliği Uzmanı Celil Görüşük abimiz ile beraber çalışarak onun engin bilgi ve birikiminden istifade ettim.

 

İŞVEREN NE KADAR İSTEKLİ?

 

Günümüz Türkiye’sinde kalburüstü firmaları ayrı tutarsak, sanayicimiz, üreticilerimiz, yeni yeni bilinçlenmeye başlamaktadır. İşler daha çok deneme yanılma yöntemiyle yürümekte, makineler çoğunlukla miadını doldurmuş durumdadır. Bakanlıklarımızın çeşitli kanun, yönetmelik ve tamimlerle istedikleri iş güvenliği tedbirleri, iyi niyet olsa bile mevcut tesislerde gereği gibi uygulanacak durumda değildir. Yine Devletimizin birimleri arasında koordineli bir çalışma yoktur. Çevre Bakanlığı yetkililerinin istedikleri ile Çalışma Bakanlığı yetkililerinin istedikleri farklı olmakta, Büyükşehir İtfaiye birimleri ise bambaşka bir pencereden yaklaşmaktadırlar. Denetimler yetersiz kalmaktadır. Daha çok şikâyet üzerine denetimler yapılmakta, ceza yazılarak düzeltme sağlanacağı kanaati hâkim olmaktadır. Bu durumda işveren ve denetim yapan Bakanlık yetkilileri nezdinde iş güvenliği uzmanları, günah keçisi durumunda kalmaktadır. İş güvenliği uzmanlarının gittiği işverenden maaş almaları ne derece doğrudur? Bu da bence tartışılması gereken en önemli konulardan bir tanesidir.

 

İŞ YERİ VERİLERİ GÖNDERİLECEK!

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İş sağlığı ve Güvenliği genel müdürlüğü 27-02-2018 tarihinde; Dış Genelge başlığı ile bizlere bir duyuru yayınladı. Buna göre  İSG profesyonelleri, Entegratör firma (Bakanlığın anlaştığı özel sektör firmaları) yazılımını satın alarak gittiğimiz işyerlerinin iş sağlığı ve iş güvenliği dokümanlarını Bakanlığa göndermemizi istiyorlar. Ben ve benim gibi konuştuğum pek çok iş güvenliği uzmanı arkadaşımın ancak haberi oluyor. Sayın Bakanlık yetkilisi kardeşlerim. Sizlerde adresimiz, telefon numaramız, mail numaramız, çalıştığımız firmalar mevcut. Bunlardan birisi ile bizlere ulaşsanız daha mantıklı olmaz mıydı? Böylece işveren de konudan haberdar olurdu. Sahada denetleme yerine masa başında denetlemeyi yeğlerseniz, bizim gibi sabahtan akşama kadar sahada bir şeyleri düzeltmek için çalışan az sayıdaki iş güvenliği uzmanını da küstürürsünüz. Meydan, masa başında evrak düzenleyip, iş sahasına hiç inmeyen uzman adındaki profesyonellere kalır. Maalesef durum oraya doğru gidiyor!..

 

BizGençler