Yazarlar

Hasan Sezer

Hasan Sezer

VİZYON SAHİBİ OLMAK NASIL BİR ŞEYDİR?

Geçen Çarşamba birisi AKP’li, diğeri de CHP’ iki değerli arkadaşımla Mahmutbey,  Sefaköy, İkitelli taraflarına gittik. Bu iki arkadaşım hem komşu, hem de hemşeri. Biri bir partiyi, öbürü de diğer partiyi tutuyor.  Aile yaşantıları da neredeyse tıpatıp aynı... Neyse konuyu uzatmadan o günkü yaşadıklarımıza gelelim. Her üçümüzün de ayrı organize sanayi bölgelerinde işlerimiz vardı. Önce AKP’li Mecit kardeşimizin işi için İkitelliye gittik. Aracında bir takım sıkıntılar vardı. Kolayca işlerini hallettik. Sonra CHP’li Ersin kardeşimizin işi için Keresteciler sitesine gittik. Binlerce firma aynı sitede buluşmuştu. Adeta seç beğen işini kime istersen yaptır diyen firmalar müşterilerine hitap ediyorlardı.

Son olarak da İstoç’a uğrayıp benim işimi hallettik. Bölge Organize Sanayi Bölgesi idi ve on binlerce işyeri farklı sanayi sitelerinde faaliyet göstermekte idi. Rahmetli Özal’ı pek çok konuda beğenmem. Tenkit ederim. Fakat bir konuda hakkını teslim etmeliyim ki! Ülke kalkınmasının sanayileşme ve ihtisaslaşmadan geçtiğini mükemmel bir şekilde idrak etmiş ve çevresine de kabul ettirmişti. Yukarıda saymış olduğum küçük ölçekli Organize Sanayi Bölgeleri ve Çorlu, Çerkezköy, Tuzla orta ve büyük ölçekli Sanayi bölgeleri alt yapıları ile birlikte bundan 35 yıl önce planlanarak hayata geçirilmişti. Mecit kardeşimiz, kendisine has Karadeniz şivesi ile “Ne kadar çok işyeri vardır da! Cit- cit pitmeyi” deyince ben de; “ İşte vizyon böyle bir şey. Bu işyerleri yıllar öncesinden planlanıp yapılmasaydı. Bu günün rant anlayışında buraları yapmak mümkün olur muydu” dedim.

 

Saraçlar Sitesinde çalışan Türkmenistanlı Emrah

 

Emrah, bir işyerinde çalışıyor. Son derece düzgün karakterli bir gençtir. Perşembe günü de onunla sohbet ettik.  Kendisine; “Emrah, sen bir dönem Rusya’da da çalışmışsın. Orada ve Türkmenistan’da yollar, yerleşim yerleri, binalar nasıldır? Geniş midir? Düzgün müdür ?” diye sordum. O da; “ Evet yollar, hem Rusya’da, hem de Türkmenistan’da oldukça geniştir. Devasa binalar vardır” şeklinde karşılık verince; “Bildiğim kadarıyla, doğalgaz, petrol gibi yer altı zenginlikleri de bir hayli fazla. Niçin insanlar çalışmak için başta ülkemiz olmak üzere dış ülkelere gitmek zorunda kalıyorlar?” şeklinde sorunca Emrah cevap vermekte zorlandı. İnsanların çalışıp, para kazanacakları iş yerleri açılmadığından bu ülkeler maalesef kalkınmayı bir türlü gerçekleştiremediler.

Evet, yollarımız, devasa havaalanlarımız, büyük alışveriş merkezlerimiz elbette olmalı. Ama daha önemlisi; bu yollarda giden araçları kendimiz üretmeliyiz. Devasa havaalanlarına inip kalkan uçakların en azından bir kısmı ülkemizde üretilmeli. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin denizlerinde, yüzen gemilerin tüm aksamları ülkemizde üretilmeli. İşte bu vizyonu milletçe yakalarsak; gerçek anlamda Dünyada söz sahibi oluruz. Aksi takdirde korkarım ki! evlâtlarımız, onlar olmasa bile torunlarımız, tıpkı, Azerbaycanlılar, Türkmenistanlılar, Moğolistanlılar, Suriyeliler gibi yad ellerde para kazanma derdine düşerler. Vakit geçmeden sen ben kavgasını bırakmalı ve el birliği ile sıkı bir çalışma içerisine girmeliyiz.

 

BizGençler