Yazarlar

Hasan Sezer

Hasan Sezer

ZAMLAR SEVİNDİRDİ!

4 Ocak 2019 günü, yâni yıllık enflasyon rakamlarının açıklanmasından bir gün sonra yandaş medya gazetelerinden bir tanesinin başlığı; ZAMLAR SEVİNDİRDİ şeklinde idi ve devamında ‘Memur ve emeklilerin maaş artışı belli oldu. En düşük memur maaşı 3 bin 468 liraya çıktı. Bin liranın altında maaş kalmadı’ şeklinde devam edip gidiyordu.

Yıllar öncesine gidecek olursak; özelleştirmenin en önemli sebebi olarak, devlet kadrolarının şişkinliği gösteriliyor ve bu hantal yapıdan kamuda çalışanların sayısını azaltarak kurtulmamız gerektiği vurgulanıyordu. Gel zaman git zaman, bir takım özelleştirmeler yapıldı. Yapıldı yapılmasına da, bir türlü devlette çalışanların sayısı azaltılamadı. Aksine gittikçe artmaya devam etti. Nedenini düşündüğümüzde şu acı gerçek ortaya çıkıyor. Devlet kurumları batsa da bitse de kimseden hesap sorulmuyor. Bir defa kapağı attın mı; emekli olana kadar yan gel yat! Hâlbuki özel sektör öyle mi? Kendi işini yapıyorsan ve hesabını kitabını iyi yapamazsan, bir müddet sonra iflas edersin ve kârı kediye yüklersin. Yine özel sektörde çalışıyorsan ve işverenin kriterlerine uymuyorsan, kendini kapının önünde bulursun. Her ne kadar ağlasalar da, yakınsalar da, Devlet kapısı, çalışanları için en iyi liman olmaya devam edecektir. Her iktidar istese de istemese de işlerin yürümesi için çalışanlarının gönlünü ve cebini hoş tutmak zorundadır.

 

DİNMEYEN ACI DOLANDIRICILIK

 

Kabul etsek de etmesek de yasalarımızda maalesef büyük boşluklar söz konusudur. Bir de ağır işleyen adalet sistemimiz söz konusu olunca; aman ha gözünüzü dört açın demekten başka yapacak bir şey kalmıyor. Fakat ne acıdır ki; bu tip dolandırıcıların tuzağına düşmeden edemiyoruz. Size bunlardan sadece birisini anlatacağım. Umarım bir faydası olur. Veysel kardeşimiz, Arnavutköy ilçesinde oturuyor. Hadımköy’de bir fabrikada da çalışarak günlerini tüketiyor. 3 çocuğu var. Birisi  Ortaokulda, diğeri Lisede okumakta. En küçüğü ise henüz okula gitmiyor. Kendisi ancak İlkokulu okuyabilmiş. Tek amacı,  çocuklarını okutabilmek. Çok imkânı yok ki; çocuklarına özel dersler aldırabilsin. Tek yaptığı onlara okumaları için nasihat etmek. Bir gün “şans”ın ayağına geldiğini sanıyor. Şık giyimli iki kişi geliyor. Kanal ders isimli siteleri olduğunu, ayrıca her öğrencinin seviyesine göre hazırlanmış kitaplarının olduğunu söylüyorlar. Veysel kardeşim yine de ihtiyatlı yaklaşarak; “ Kardeşim, bunlar için kaç para ödememiz gerekiyor” diye sorunca; satıcılardan birisi; “Abi  çok çok hesaplı. Ayda 35-40 lira ödeyerek kolayca bunlara sahip olabilirsiniz” diyor.

Veysel kardeşim, çocukları için bu fedakârlığa katlanması gerektiğine inanıyor ve önüne uzatılan anlaşma metnini imzalıyor. Satıcılar gittikten sonra kendisine verilen metinde rakam yazmadığını görse de hayra yorarak fazla kafasına takmıyor. Bir müddet sonra 1 koli kitap geliyor. Yine bir müddet sonra da 8.000 (sekiz bin) Türk lirası ödemesi gerektiğini öğreniyor. Tabii ki konuşulanlarla istenenler arasında korkunç bir fark vardır ve bunu ödemesi dar bütçesi ile imkânsızdır. Birisinin tavsiyesi ile Tüketici Haklarını Koruma Derneği’ne gidiyor.

“Sağlam evrak düzenlemişler, ödemek zorundasın” diyorlar.  Adamların adresi Ankara’da imiş. Telefon açıp vazgeçtiğini söylüyor. Ancak 5 bin Türk lirası gönderirsen anlaşmayı iptal ederiz diyorlar. İşte burada adalet sağlanır ve bu kardeşim gibileri kandırarak servetlerine servet katanlar hak ettikleri cezayı alırlarsa; başka sahtekârlar bu gibi dolandırıcılıklara teşebbüs edemezler. Değilse bu hikâyeler sürer gider.

 

BizGençler