Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

“Aldatıldım” demek yasaklansın

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) yeniden yapılandırılıyor.

 

Jandarma Genel Komutanlığı İçişleri Bakanı’na; Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri ise Milli Savunma Bakanı’na bağlandı.

GATA ve Askeri hastaneler Sağlık Bakanlığı’na devredildi.

Askeri okullar kapatılıyor.

Kışlalar şehir dışına taşınıyor.

Milli Savunma Bakanı Fehmi Işık “Askeri uzmanlar, askeri liselerde okuyan öğrencilerin yüzde 95’i bu yapıyla ilişkili diyor” dedi. Askeri liselerde okuyan öğrencilerin hemen hepsi Fetöcüymüş yani! Askeriye kuşatılmış da kimsenin ruhu duymamış!

O “ruhsuz”lara bir şey denmeyecek mi? İnsan bu soruyu sormadan edemiyor!

Örgütün sahip olduğu okul ya da kolejlerde dahi Fetöcü öğrencilerin oranı bu kadar yüksek değildir!

Askeri liselerin kapatılma nedeni bu zaten. De… Bu örgütlenmeye göz yumanlar ne olacak?

Bu sızmaları fark edemeyen MİT de yeniden yapılandırılıyor.

Emniyet birimlerinin Fetöcülerin adeta işgaline uğradığı açık ve net bir şekilde anlaşıldı.

Birçok öğretmen Fetöcü. Hakim ve savcılar arasında da Fetöcü var. Üniversitelerde görevli öğretim üyelerinin bir kısmı Fetöcü. Cerrah ve hekimler arasında da çıkıyor Fetöcü. Sosyal Güvenlik Kurumu elemanları arasında da Fetöcü var.

Belediyelere de sızmış Fetö Örgütü!

Bu da TSK ve MİT’te olduğu gibi İçişleri ve diğer bakanlıklarda da “yeniden yapılanma”ya gidilecek demektir.

Bütün bu gelişmelere bakıp da “Ülke kevgire dönmüş” demeden edemiyor insan. Ya da “Uyunur da bu kadar mı uyunur” diye sormadan duramıyor.

Bu süreçte “Aldatıldım” ya da “Yanıltıldım” sözünün asla ve kat’a kullanılmamasını teklif ediyorum. “Aldatıldım” demek yol olursa herkes o yoldan akmak ister çünkü. Dolayısıyla yasaklansın.

 

Niye iflas erteleme?

 

“İflas erteleme” talepleri OHAL müddetince yasaklandı.

Son dönemde tanınmış ve İSO 500 listesinde yer alan birçok büyük firma “iflas erteleme” başvurusunda bulunmuştu. Sayıları o kadar çoktu ki, hem ekonomik çevrelerde hem de medyada ciddi tartışmalara neden olmuştu.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu Nisan ayında Kartepe’de yaptığı bir açıklamada “İflas erteleme ekonomik bir ihtiyaç ama” diye başlattığı sözünün arkasını şöyle getirmişti:

“Bu işin simsarları türedi. Anadolu’da ‘iflas erteleme mali danışmanlığı’ ilanlarına bile rastlıyoruz, şaka etmiyorum.”

“İflas erteleme”nin temelini İcra İflas Kanunu’nun 179. Maddesi oluşturuyor.  Bu maddeye göre sermaye şirketleri ve kooperatifler borçlarının aktiflerinden fazla olduğunu beyan ediyordu. Talepleri mahkemece onanan bu yapılar için “iflas” kararı veriliyordu.

Yine bu yapılar, şirket ya da kooperatifinin mali durumunun iyileşmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme planını mahkemeye sunarak iflas erteleme talebinde bulunabiliyorlardı. Mahkeme sunulan planı ciddi ve inandırıcı bulursa “iflas ertelenme” kararı veriyordu.

Mahkemeden “İflas erteleme” kararı çıkartan borçluyla ilgili hiçbir işlem yapılamıyor. Hatta daha önce başlamış takipler de duruyor. Ki, bu da şirketlere iki sene gibi bir zaman kazandırıyor.

Haziran ayında çıkarılan torba yasaya, “iflas erteleme”yi sınırlandıran hükümler konulmuş, iflas erteleme süresinin bitiminden itibaren bir yıl geçmedikçe yeniden iflas erteleme talebinde bulunmaması hükmü getirilmişti.

Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında Resmi Gazete’de yayımlanan kanun hükmündeki kararnameden (KHK) sonra “iflas erteleme” kaldırıldı.

Kaldırma nedenlerinden birinin de “Paralel Yapı Mensubu” şirketlerin daha önce bu yola tevessül etmiş oldukları gösteriliyor.

Bir şirketin “Fetöcü” olması ya da “suiistimale açık” pozisyonda bulunması veyahut da “iflas talebi”nde bulunmaya ihtiyaç duyması çok farklı şeylerdir. Hepsini aynı potaya koyduğunuzda ortaya “çorba” çıkar ki, işletmecilere “çorbacı” ürünlerine “çorba” gözüyle bakmak hiç de doğru sonuç vermez!

 

Kriz yönetimi

 

Ülkede olağanüstü bir durum yaşanıyor. Ülkenin “olağanüstü” durumdan “olağan” duruma geçmesi iktidarın “”kriz” ve “zaman” yönetimini doğru yapma şartına bağlı.

Acımasız rekabetten geçen işletmelere, ayakta kalabilmeleri için “en kısa süre”de, “en kaliteli” ürünü, “en ucuza” üretmeleri tavsiye edilir.

Darbeye muhatap olan ülkelerden de “en kısa zaman”da, “en doğru kararı” vermesi ve ülkeyi “demokratik sisteme” kavuşturması beklenir. O da “kriz yönetimi”yle mümkün. “Doğru kriz yönetimi”ni doğru yapmalı ki, ülke düze çıksın.

 

 

 

 

 

 

 

BizGençler