Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

“Cumhurbaşkanı Yardımcısı” öyle sihirli bir söz ki!

Televizyonlarda konuşan Anayasa uzmanlarını, siyaset bilimcilerini bir an için unutun. Sizi kısa bir gezintiye çıkaracağım, ona katılın. Oldukça keyif alacağınız bir gezinti.

 

2000’li yıllara kadar MHP, Türkiye’nin bürokrat havuzuydu. Kamunun personel ihtiyacının önemli bir kısmı bu havuzdan karşılanırdı, değil mi?

2000’den sonra Fetö örgütü devreye girdi ve zaten iktidarda olmayan MHP, bu fonksiyonunu önemli oranda kaybetti.

Fetö darbe girişimi sonrasında birçok kamu kurum ve kuruluşunda yürütülen çalışmalar sonucu 70 bin personele görevden el çektirildi. Hâlâ da bakanlıklardan, TSK’dan, üniversitelerden işten uzaklaştırmalar devam ediyor. Kamu üniversitelerinde görev yapan 2 bin 240 öğretim üyesi ve 654 idari personel ile vakıf üniversitelerindeki 79 akademik personel hakkında işlem başlatıldı.

Çember genişliyor ve bu sayı her geçen gün artıyor.

MHP Lideri Devlet Bahçeli tam bu dönemde herkesi şoke eden bir hamle yaparak; “Getirin şu Başkanlık meselesini, görüşelim” deyiverdi.

Bahçeli bu hamlesini “Fiili durum Anayasa’ya uymuyor. Anayasa’yı fiili duruma uyduralım ve bu çarpıklığa son verelim” şeklinde sundu.  

Ak Parti bu hamleyi anında gördü ve “Hemen bir komisyon kuralım” deyip elinin altında hazır tuttuğu Anayasa taslağını sıcağı sıcağına MHP’ye gönderdi.

Ak Parti belli ki bu teklif karşısında “Mal bulmuş Mağribi” gibi sevindi.

Bu gibi işlerde sevincin devam etmesi için her iki tarafın da sevinmiş olması gerekmektedir ki, MHP Lideri Devlet Bahçeli de çok sevinmişti.

Ne de olsa parti mensupları yine kamunun bürokrat havuzu haline geliyordu ve devletin personel ihtiyacı bu havuzdan karşılanacaktı.

Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bir araya gelip başlattıkları diyalog, görevlendirdikleri partililer sayesinde sıklaştırıldı ve sistem yeni formüller üretmeye başladı.

Bahçeli’nin ipucunu verdiği Anayasa değişikliğinde “Başkan” yok, “Cumhurbaşkanı” vardı. Ertesi gün “Cumhurbaşkanı Yardımcılığı” ve “bakanlar”ın parlamento dışından seçileceği de gündeme geldi.

“Cumhurbaşkanı Yardımcılığı”, parlamenter sistemdeki “Devlet Bakanı” ile aynı aslında. İhtiyaca göre sayıyı azaltmak ya da çoğaltmak her zaman mümkün.

Ak Parti yıllardır dillendirdiği “Başkanlık Sistemine” MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin gümüş tepside sunduğu “Cumhurbaşkanı Sistemi” şeklinde kavuşmuş oldu.

MHP Lideri Bahçeli ise hem 4-5 parçalı bir hâl almış olan partisini birleştirmiş, hem de Ak Parti’nin altın tepsi içinde sunduğu “Cumhurbaşkanı Yardımcısı” koltuğuna oturma imkânını elde etmiş oldu.

Diğer Cumhurbaşkanı Yardımcısı Binali Yıldırım mı olur, yoksa bir başka Ak Partili mi olur, onu bilemem ama dert etmeyin; Abdülkadir Selvi verir onun haberini.

Durum bu.

Alan memnun, satan memnun yani…

Onlar ermiş muradına, televizyon kanalarında nefes tüketen Anayasa uzmanları çıksın kerevetine!

Ha, bir de CHP var değil mi?

Merak etmeyin, o da buldu işini. “Türkiye’yi böldürtmeyeceğiz” mitingleri başlatma kararı aldı. İlk miting Adana’da!..

 

 

 

 

BizGençler