Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

“Esad” mı “Esed” mi?

Binali Yıldırım “Başbakanlık Koltuğu”na oturur oturmaz Türkiye’nin dış politikasında yüz seksen derece dönüşüm gerçekleştirmiş ve düşmanların sayısını azaltıp dostların sayısını çoğaltacağını söylemişti. Öyle de yaptı. Rusya ve İsrail dostlar listesine girdi. Sırada Mısır ve Irak var.

 

Başbakan Binali Yıldırım bugün BBC’ye verdiği mülakatta “Suriye’de değişim için Esed’in değişmesi lazım” ifadesini kullandı.

“Esed” daha önce “Esad” idi. “Düşman” değil “dost” idi. “Dost”tan da öte “kardeş” idi. Olayların seyri değişti ve “Esad” birdenbire “Esed” oluverdi. Belli ki, “Esed”in “Esad” olması yakın. Şurası bir gerçek ki, Türkiye’nin Suriye politikası icraattan ziyade söze dayalı gelişmişti. “Esed”in “Esad” olmasında iki ülke arasındaki problemlerden daha çok, Türkiye’nin “Esad”a bakışından kaynaklanıyordu. Binali Yıldırım’ın sözünü ettiği değişim o sözün değişimiolmalı ki, “Esed” değişsin deniliyor. Bu mümkün: “Esed”e “Esad” denir olur biter. Demedi, demeyin!

Türk toplumu “Esed”e alışamamıştı zaten. İhracatçı “Esed”ten zarar gördü. “Esad” densin de işler düzelsin. Dış politikada “dost” demek, karşılıklı “çıkar”ın olması demektir. Çıkarlar devam etsin, dostluklar daim olsun.

 

TOKİ evleri bedava verilmeyecekmiş!

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Suriyeli mültecilere TOKİ evleri verilebilir” sözü çarşıyı karıştırdı. Her kafadan bir ses çıktı ama hiçbir akıllının gücü o taşı kuyudan çıkarmaya yetmedi. En sonunda Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli devreye girdi ve “Kimseye bedava ev yok” açıklamasını yaptı. Suriyelilere verilen TOKi evlerinin parayla verileceğini söyledi.

Yeri gelmişken şu TOKİ denilen ve sosyal ağırlığı, ekonomik ağırlığından ileri tutulması gereken Toplu Konut İdaresi’nin faaliyetlerini masaya yatıralım.  Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı fakir Türk vatandaşlarını mesken sahibi yapmak maksadıyla kurulmuştu. Bu görevini ifa etmek için de üç tip konut yapması kararlaştırılmıştı. 1) Lüks evler 2) Orta evler 3) Fakir fukaraya uygun konutlar.

Lüks ev, adı üstünde lüks tip evdir. Villa ya da ona yakın konuttur yani. İkinci kategoriye giren evler ise 100  -150 metrekare konutlar ve bu evler isteyene satılan evlerdir. Üçüncü tip evler ise daha küçük alanı olan ve fakir fukaraya kura ile satılan evlerdir.  Birinci ve ikinci kategoride her ne kadar kâr etmek hedefleniyorsa da üçüncü kategoride sosyal yardım ön plandadır. Birinci ve ikinci tip evlerin ana maksadı oradan elde edilen kârın fakir fukarayı ev sahibi yapmada kullanılması içindi. Hepsi unutuldu.

TOKİ Başkanlığı’nın yeni baştan gözden geçirilmesinde fayda var.

 

Erken rezervasyonu öğrenecek miyiz?

 

Alman, İngiliz ya da Hollandalı her sene tatil yapar ve o seneki tatili biter bitmez, ertesi seneki tatilinin rezervasyonunu gerçekleştirir. Bu bir kültür meselesidir. Ruslar da az çok öğrenmişlerdi bu kültürü.  

Türkiye ile Rusya arasında gerginlik yaşandı. Derken Cumhurbaşkanı Erdoğan Putin’e mektup yazıp gerginliğin nedeni olan uçak düşürme olayından dolayı özür diledi. Putin de “Bu özür tatmin edici bir özür” dedi ve gerginlik sona erdi.

Putin’in yasaklamasıyla Antalya’ya gelen Rus turist sayısında yüzde 95 düşüş yaşanmıştı. İlk Rus turist kafilesi geldi de fakat Rusların çoğu başka ülke destinasyonları için rezervasyon yapmıştı. Türkiye için bu sene kayıp sene yani.

Bu durgunluğu aşmak için Yıldırım Hükümeti bir karar aldı ve Ramazan Bayramı’nı dokuz güne çıkardı. Maksat “Yerli turist otelleri doldursun”du. Doldurdu da. Yüzde 100’e yakın doluluk yaşandı. Hükümet şimdiden Kurban Bayramı’nı da dokuz gün yaptığını açıkladı.

Bunlar güzel şeyler ve doğru kararlar.

Benim merak ettiğim şey başka. Akşam tatile çıkmaya karar verip sabah yola çıkan Türk turistin tavrı ne olacak acaba? Dokuz günlük bayram tatili, bugünden ilan edildiğine göre aileler iki ay önceden rezervasyon yaptıracaklar mı?

Yaptırsınlar bence. Rezervasyon yaptıranlara indirim var çünkü.

 

 

 

 

 

 

 

BizGençler