Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

“Güçlü Türkiye” derken neye güvenip de diyorsun?

İktidar “Güçlü Türkiye” sözünü dilinden düşürmüyor. Bir de iddiası var: “Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen dış mihraklar her türlü entrikaya başvuruyorlar.”

Türk toplumunun yarısı Türkiye’nin güçlü bir ülke olduğuna ve dış mihrakların bu güçlenmeyi önlemek için elbirliğiyle çalıştıklarına inanıyor.

Gerçekten böyle mi bu?

Bir ülkenin güçlü olması için “iktisadi”, “askeri” ve “siyasi” gücün üçünü de bünyesinde bulundurması olması lazım.

Almanya mesela. “Siyasi” gücü var, “İktisadi” gücü de var ama “Askeri” gücü sıfır. Dolayısıyla güçlü sayılmıyor. En azından dünya lideri olacak bir güç olduğunu söyleyen çıkmıyor!

Japonya’da öyle. “İktisadi” gücü varsa da “Askeri” gücü yok. “Siyasi” etkinliğinin de tam olduğu söylenemez!

Rusya’nın ise “Siyasi” ve “Askeri” gücü var ama “İktisadi” gücü zayıf; haliyle o da giremiyor lider kategorisine.

Hindistan’ın ne “Askeri” gücü var, ne “Siyasi” gücü var ne de “İktisadi” gücü var. Dolayısıyla bir milyar 350 milyon nüfusa sahip olmasına rağmen esamisi dahi okunmuyor.

Çin’in durumu daha farklı… Son senelerde ekonomik büyüklüğü ABD’yi geçti ve dünyanın en büyük ekonomisi oldu. Fakat bu büyüklüğe erişmiş olmasına rağmen dünya liderliği için Çin’in daha bir fırın ekmek yemesi gerekiyor.

Dünyada tek lider ülke var; o da ABD. ABD’nin “İktisadi” gücü de var, “Siyasi” gücü de var, “Askeri” gücü de var. Parası dünya parası! Dili dünya dili!

Gelelim Türkiye’ye.

Türkiye her ne kadar NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip ise de “Siyasi” gücü pek de etkili değildir. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan gelişmelerde ne kadar etkili olabildiği tüm tazeliğiyle hafızalarımızda duruyor. “İktisadi” gücü ise zaten pek gerilerde yer alıyor.

Hâl böyle iken “Güçlü Türkiye”den bahsetmek fazlasıyla abartmaya girer. Ha, abartmanın toplumu motive etmek gibi bir faydası olduğu inkâr edilemez.

De…

Nereye kadar? Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış!

Bazı gerçekleri kabul etmekte fayda vardır. Siyasetçi fazla abartıyor, vatandaş fazla havaya giriyor ve olan ülkeye oluyor. Her şeyi mükemmel olan insanların canı çalışmak dahi istemez oluyor! “Nasıl olsa güçlü ülkeyiz, çalışıp da ne yapacağız” havasına giren vatandaş “aşı” da “işi” deunutuyor!

Bu abartmanın ikinci bir etkisi daha var ki, o birincisinden de vahim: Kendisini “Güçlü Türkiye”nin bir ferdi olmanın mutluluğuna kaptıran vatandaş iktidara ne hesap soruyor, ne de sorguluyor! O ne derse kabul edip yatıyor!

Hayal gücünün de bir sınırı ve tabii ki bir sonu vardır. Hayal gücü kuvvetli olan kişi çok yükseklere çıkabiliyor fakat sukuta uğradığında da o kadar hızlı düşüyor aşağı!

Bu hızlı düşüşü yaşamak istemeyenin fazla hayalperest olmamasında fayda vardır.   

 

 

BizGençler