Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

“Her Şeyi Bilen” Adam

Erdoğan’ın iktidardaki ilk yıllarına “Çıraklık Dönemi” dendi. Ardından “Kalfalık Dönemi” geldi. Derken “Ustalık Dönemi” başladı. Şimdi ise “Her Şeyi Bilme Dönemi”ni idrak ediyor.

Her şeyi bilmek pek o kadar kolay değil ama o raddeye gelindi. Biraz Erdoğan istedi, biraz etrafı uygun gördü ve “Her Şeyi Bilen” oldu. Süleyman Demirel için “Bir Bilen” denirdi ama bu başka. Her şeyi bilmek tehlikelerle dolu bir eşik çünkü!.. Firavun hiç hasta olmadığı için kendini ilah ilan etmişti. Nemrut ise çok şey bildiği için kendini ilahlarla eşit gördü!

Bizde böyle böyle şeyler olmuyor şükür ama “risk yok” denemez; her an her şey olabilir!..

Bir konuda bir şey mi denecek? Erdoğan demeden kimse bir şey demiyor! Bir karar vermek gerekirse de durum aynı; Erdoğan kararını açıklamadan kimse kararını söyleyemiyor. Olmadı değil, oldu; kararını söyleyen Başbakan ya da az da olsa açıklama yapan bakanlar da oldu ama hepsi de dediğini yutmak mecburiyetinde kaldı.

Bir kişi “Her Şeyi Bilen” kategorisine girdi mi işin zor! Bilmese dahi biliyormuş gibi davranması gerekiyor. Böyle davranması şart değilse de öyle. Geçmiş örnekler de zaten biliyormuş gibi yaptılar. Ne o “Ben bilmiyorum” diyebiliyor, ne de çevresindekiler “Bir bilene soralım” deme cesareti gösterebiliyorlar!

 

Akşener kanırta kanırta geliyor

 

MHP Genel Başkan Adayı Meral Akşener önüne çıkan engelleri aşa aşa geliyor. MHP Genel Merkezi’nin ona karşı zorluk çıkarması Akşener’in işine yarıyor aslında. Onu efsaneleştiriyor. Kanırta kanırta gelmesini sağlıyor.

Türkiye’de tek lider Erdoğan; bu doğru amma velakin her fani gibi o da düşüşe geçti, geçiyor.

Toplum “Kim var da kime oy vereceğim” demiş ve istemese de kös kös gidip gene Erdoğan’a ya da onun işaret ettiği partiye oy vermişti. Fakat bir memnuniyetsizliğin olduğu da gizlenemez hale geldi.

Erdoğan’ın karşısına güçlü, “üf” deyince yıkılmayacak bir lider istiyor halk. Bu süreç Akşener’in test edildiği süreç. Önüne çıkan engeller karşısında gösterdiği performans, metanet, sağduyu başarı hanesine yazılıyor. Bugünkü kongre ya da hareketi bu açıdan değerlendirmek lazım… Bu hareket Akşener’i rekabete hazırlayan önemli bir eşik.

 

Türkiye’den bir Aziz Sancar geçti

 

Prof. Dr. Aziz Sancar bu ülkenin çocuğu. Medar-ı iftiharı. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi tarafından verilen Kimya Nobel Ödülü aldı. Hepimizin göğsünü kabarttı. Devletin en tepesinden iş dünyasının zirvesine, üniversitelerden sivil toplum kuruluşlarına kadar her kurum onu misafir etmek için sıraya girdi. O da gücü elverdiği kadarıyla icabet etti bu davetlere. Eline bir madalya tutuşturanlarla fotoğraf çektirdi. Plaket veren üniversitelerde konuşma yaptı. Kalabalıkların alkışlarına tebessüm etti. Vakti dolduğunda da bindi uçağa gitti.

Doğruya doğru. İyi ağırlandı. Onuruna verilen yemeklerde bir tek kuş sütü eksikti. Fotoğrafları en profesyonel fotoğrafçılar çekti. En popüler çerçevecilerin çerçevelediği resimler kurumların en güzide duvarlarını süslemeye başladı.

Da… Kimse “Ya hoca, bu Nobel ödülü neyin ödülü? Sen ne yaptın da bu ödülü sana verdiler” diye sormadı.  Vizyon meselesi tabii… Vizyonun fotoğraf çektirmeye ve yuvarlak masalarda yemek yemeye müsaitse onu yapıp bırakıyorsun!

Aziz Sancar’a kim akıl verdiyse iyi akıl vermiş. Sancar, vakfına yüklü bağışlar toplayıp öyle gitti. Elin ülkesinde de olsa inşallah başka ödüller alır da iş adamlarımız gene onun şerefine ziyafet verirler. Cumhurbaşkanımız madalya ile taltif eder kendisini.

 

Bülent Arınç paralel mi?

 

Bülent Arınç nevi şahsına münhasır bir siyasetçi.  Duygu yüklü. Hassas. Siyasetin kişilikli olması gerektiğini gösterdi. Ak Parti’nin Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül ile birlikte sacayağı. Erdoğan,  Gül ve Arınç’ı saf dışı bıraktı. Bugünkü fotoğrafa bakıldığında Abdullah Gül “Cesaretsiz”, Bülent Arınç ise “Paralel” olarak anılıyor. “Niye böyle anılıyorlar” sorusunun cevabı, “Onları etkisizleştirmenin en kestirme yolu” da denilebilir. “Erdoğan’ın yanında ilk yol arkadaşlarından kimler kaldı da onlar kalsın” da denilebilir. Belki de net cevabı yok bunun. Erdoğan her şeyi kontrol altında tutuyor ve toplum, otorite kimse onun yanında yer almayı seviyor.

 

 

 

BizGençler