Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

“İç” ve “dış” mihraklar iktidarların "can simidi" mi?

Ak Parti’nin sık kullandığı iki söz var ve asla bırakmıyor bunları. Çok ekmeğini yediği bu sözlerden biri “Türkiye’nin büyümesini istemiyorlar”; bir diğeri de “Millet için çalışıyoruz” sözü.

Bu iki cümleyi birleştirince şöyle bir sonuca varılıyor: Ak Parti gecesini gündüzüne katıp var gücüyle çalışıyor ama bir kısım “iç” ve “dış” güçler onlara mani oluyorlar ve Türkiye’yi istedikleri gibi büyütmeleri mümkün olmuyor. Dolayısıyla “millet” zarar görüyor!

Bu cümle, bugüne uyarlandığı takdirde ise şu mesaj çıkıyor ortaya: “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ‘Evet’ oyu verin de engelleri ortadan kaldıralım ve Türkiye’yi uçuralım.”

Bu sözler, “kulağıyla görenler” tarafından farklı algılanıyor; “gözüyle görenler” ve gördüğünü analiz edenler tarafından çok daha farklı algılanıyor!

 

Kulağıyla görenler

 

“Millet için çalışıyoruz” sözü mesela. “İktidar” demek “Yönetme gücünü elinde bulunduran” demektir. “Hükümet“ ise “Devletin yapması gereken işleri yerine getiren yetkili organ” anlamını taşıyor.  Millete hizmet etmeyen iktidar ya da hükümet düşünülebilir mi? 

Düşünülemez tabii.

De… “Ak Parti” sürekli seslendiriyor yaptığı hizmetleri, geçmiş iktidarların ve kendisinden sonra gelecek olanların bu hizmetleri yapamayacağını söylüyor. Ki, buna “algı yönetimi” denir. Ak Parti’nin diğer iktidarlardan en önemli farklarından biri de bu “algı yönetimi” işidir. Bu yöntem sayesinde “kulağıyla görenleri” fazlasıyla etkileme başarısı gösteriyor.

Gelelim “Türkiye’nin büyümesini istemiyorlar” meselesine…

“İç” ve “dış” mihrakların “Türkiye’nin büyümesini istemediği” iddia ediliyor.

Türkiye’de yaşayan 80 milyon Türk vatandaşı içinde “Türkiye’nin büyümesini istemeyen” kişi olacağını düşünmek biraz zorlama olur kanaatindeyim.

Niye istemesin ki?

Türkiye’de ya da gurbette yaşayan her Türkiye vatandaşı Türkiye’nin büyümesini ister. “Gelir dağılımının eşit” olmasını talep edenler çıkabilir, “adaletli davranılmasını” isteyen mutlaka olur ama “Türkiye’nin büyümesini istemeyen” olmaz.

“Dış” mihraklar arasında istemeyen olur mu?  Olur.

Dünyada 200 küsur ülke var ve bunların hepsi birbiriyle rekabet içindedir. Ülkeyi yönetenler, hem çalışıp çabalayıp rakibini geride bırakmak isterler, hem de rakiplerinin geri kalması için bildikleri tüm hileleri yapmaktan geri durmazlar.

“İktidar” esas bu gibi kritik durumlarda gereklidir. Engelleri aşıcı stratejiler uygulayan ve rakip ülkeleri geride bırakma basireti gösteren iktidar

“İktidar” her zaman bu basireti gösteremiyor. İşte o durumda “iç” ve “dış” mihrakları suçlamak kolay geliyor.

Geçmiş iktidarlar da yaptılar bunu.

Ak Parti bu konuda da geçmiş iktidarları misliyle geçti. Her konuşmasında “iç” ve “dış” mihraklara vurgu yapıyor.

Pek de başarılı.

Dedim ya “algı yönetimi”nde üstüne yok.

 

Almanya ve Hollanda

 

Şimdi de referandum için kullanıyor o “algı yönetimi” taktiğini.

“Evet” diyor. “Yürütme tek kişinin eline teslim ediliyor. Ama buna karşılık yargı güçlendiriliyor. Bu da yürütmenin daha hızlı karar vermesini, yargının da daha etkili olmasını sağlıyor.”

Böylece “Tek adamlık geliyor” diyen muhalefetin bu iddiasını basit bir vücut hareketiyle auta atıvermiş oluyor.

Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye ekonomisi 2 sene yüzde 7-8 büyüme gerçekleştirse, 3’üncü sene yorgun düşüyor. Ondan sonra da birkaç sene ya negatif büyüme performansı gösteriyor ya da yüzde 4-5 büyümeyle iktifa ediyor.

“İç” ve “dış” mihraklar bu performans düşüklüğünün bahanesi. İktidarlar bu bahaneye sığınacaklarına doğru stratejiler uygulama yeteneği gösterse Türkiye bu düşüşleri fazla yaşamayabilir ama o yetenek hah deyince olmuyor işte!

Almanya ve Hollanda şu kritik dönemde önemli bir “dış mihrak” servisi sundular ki, gökte ararken yerde bulunan bir nimet oldu.

 

 

 

 

 

BizGençler