Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

“İşim Gücüm Budur Benim” kitabı başucu kitabım oldu

Bülent Eczacıbaşı’nın “İşim Gücüm Budur Benim” kitabını kendime başucu kitabı yaptım. Satır satır okuyor, altını çizip not alıyorum…

Eczacıbaşı, iş insanlığını lâyıkıyla yaptığı gibi kitap yazma işini de layıkıyla yapmış. Gazetecinin de, iş kurma aşamasında olan müteşebbisin de, işini büyütmek isteyen iş insanının da istifade edeceği bilgiler serpiştirmiş kitaba. İşyeri açacak olan kişi, ruhsatını almadan önce bu kitaptan imtihana tabi tutulsa yeridir. Hem okuyan kişi, hem ekonomi ve hem de ülke fayda görür çünkü.  

Bilhassa siyasetçilerin mutlaka okuması gereken bir kitap bu kitap! Bilhassa “sürdürülebilirlik” başlığı altındaki bilgileri mutlaka okumalılar. O bilgileri süzgeçten geçirip kendisine bir yol haritası çizmeyen siyasetçi, tıpkı maceracı iş insanı gibi, tıpkı hevesli sporcu gibi, tıpkı mesleğinin etik değerlerinden bihaber olan gazeteci gibi yolda kalır!

Bugünkü iş insanı kendisinden önceki kuşağın miras bıraktığı şirketi yönetiyor. Belediyeler de kendilerinden önceki belediyelerin bıraktığı yerleri değerlendiriyorlar. Önceki belediyeler gelecekteki büyümeyi hesaba katıp yeteri kadar yeşil alan, toplanma yeri, boş arazi bırakmamışsa yeni belediye nereye metro, yol, okul ya da park yapardı? Yarının bugünden daha önemli olduğunu bilip ona göre hareket etmek lazım.

 

Dünya iklim değişikliği tehdidi altına girdi ama kimse umursamıyor!

 

Bülent Eczacıbaşı “Sürdürülebilirlik” meselesini anlatırken şöyle diyor:

“Gelecek yüzyıla dürbünün ters tarafı ile baktığımız sürece, ‘bu yüzyılın sonunda…’ diye başlayan cümlelerin devamını pek dinelemeye değer bulamamız anlaşılabilir bir tepkidir.”

Gelecek konusunda duyarlı olan devlet adamı ve yönetici sayısı yok denecek kadar az. Hâl böyle olunca hem çevremiz, hem dünya tehdit altına girdi!

Eczacıbaşı, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO – World Meteorological Organization” verilerinden söz ederken; atmosferdeki karbondioksit oranının 2016 yılında milyonda 400 partikülü aşarak rekor düzeye yükseldiğinin rapor edildiğine dikkat çekiyor ve ardından, bu vahim duruma kimsenin ilgi göstermemesinden yakınıyor! Ülkesine karşı kendisini sorumlu tutan iş insanı, akademisyen, gazeteci ve siyasetçi hepsinin bu sorumluluğu hissetmesi lazım değil mi? Hani?

Bülent Eczacıbaşı şöyle bir anekdotu paylaşmış kitabında ki, hemen hepimizin rastladığı acı bir örnektir bu:

“Kendisi iş insanı olan, en üst düzeyde eğitimli, kültürlü ve dünyayı izleyen bir arkadaşımla birkaç yıl önce iklim değişikliği konusunda yaptığımız bir tartışmayı hatırlıyorum.  İklim değişikliğinin insan yapımı olduğunu ve insanlık açısından çok büyük bir tehlike içerdiğini kesinlikle kabul etmediğini görünce hayretler içinde kalmıştım. Kendisine son derece ikna edici olduğunu düşündüğüm makaleler ve araştırmalar gönderdim. Bunlar kendisini biraz etkilemiş olacak ki bana şöyle yanıt verdi: “Tamam anlaşıldı, yüzyılın sonunda ayaklarımız biraz ıslanacak…”

 

Nejat Eczacıbaşı’nı 25 sene önce bugün kaybetmiştik

 

Sadece bugünü düşünen, geleceği hafife alan ya da gelecek için hiç kafa yormayan iş insanı, akademisyen ya da gazetecinin kime ne faydası olur ki? Hele geleceği düşünmeyen kişi ülke yönetiminden sorumlu siyasetçi ya da belediyeci ise vay halimize!..

Bülent ve Faruk Eczacıbaşı’nın babaları Nejat Eczacıbaşı, Türkiye’nin yetiştirdiği mümtaz iş insanlarından biriydi. Hem ekonomi, hem sanat ve hem de sosyal sorumluluk alanlarında birçok projeyi hayata geçiren Nejat Eczacıbaşı bundan 25 sene önce bugün (6 Ekim 1993) vefat etti. Bülent Eczacıbaşı’nın kitabı vesilesiyle O’nu da saygı ve sevgiyle analım istedim.

 

BizGençler