Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

  Korku varsa, yatırım olmaz!

Anonim bir fıkradır ve biz Türkleri iyi anlatır.

Fıkra şöyle:

Vakti zamanında Avrupa ülkelerinin birinde idam mahkûmlarının tutulduğu bir hapishane varmış. Belli dönemlerde cellat gelir, infazları yapar gidermiş.

Bir dönem gelmemiş nedense. İletişimin zor olduğu dönemler o dönemler. Telefonu kaldırıp sorma imkânı yok yani. Tek çare beklemek ama onunda bir sınırı var. Cellat gelmiyormuş fakat çevre mahkemelerin gönderdiği mahkûm sayısı artıkça artıyormuş. Mahkûmların isyan çıkarmasından korkan hapishane müdürünün uykuları kaçar olmuş. Ekibiyle kafa kafaya verip düşünüp taşınmışlar. Sonunda buldukları bir yöntemi uygulamaya karar vermişler.

Planları gayet basitmiş aslında. Hapishane duvarının en yüksek burcuna çıkardıkları mahkûmların kendilerini aşağı atmalarını sağlayacaklarmış. Bunu da her mahkûmun meşrebine göre söz söyleyerek gerçekleştireceklermiş.

Fransız’a “Aşağıda âşık olabileceğin güzellikte kadınlar var, en beğendiğin markaların şarabı var” demişler mesela. Kadın ve şarabı duyan Fransız “Tutmayın beni” demiş ve yalıyardan aşağı bırakmış kendini.  Alman’a ise “Aşağıdaki iş tam sana göre” demişler. “Planlı, programlı.” Alman bu; disiplinli bir iş haberi alır da duru mu? Hemen atlamış!

Derken, sıra Türk mahkûma gelmiş: Görevliler “Aşağı atlamak yasak” der demez, bizimkisi kendini boşluğa bırakmış!

 

AB ilişkileri koptu, kopuyor!

 

Referandumdan önce “Ey Hollanda” diyen, “Ey Almanya” diyen, onunla da yetinmeyip “Ey Avrupa” diyen iktidar ilişkileri germiş ve Türkiye’yi AB’den koparma noktasına getirmişti.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) 15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimi ile birlikte başlatılan olağanüstü hal (OHAL) uygulaması çerçevesinde alınan karar ve uygulamaları eleştirmiş ve Türkiye’deki demokratik kurumların işleyişinin bozulduğunu ileri sürerek; Türkiye’nin 2004’te çıktığı siyasi denetim sürecine yeniden alınmasına karar vermişti.

Türkiye bu kararın ardından “Aşağı atlamak yasak” ihtarını almışçasına bir tepki vermiş ve “Bizi üyeliğe aldınız aldınız, almadınız başımızın çaresine bakarız” restini çekmişti.

Bereket orada kaldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Zirvesi için gittiği Brüksel’de Avrupa Birliği (AB) liderleriyle görüştü. Türkiye’ye dönüşte yaptığı açıklamada “Avrupa liderleriyle yaptığımız görüşmede AB üyeliği sürecine yeni ve pozitif ivme kazandırılması hususunda kendileriyle olumlu görüşmeler yaptık” dedi.

Erdoğan’ın “Kendilerinde 12 aylık süre aldık, üzerinde çalışacağız” ifadesi “Türkiye AB’den kopuyor mu” endişelerini ortadan kaldırdı.

 

FETÖ Çemberi daralıyor

 

Türkiye’nin önünde “FETÖ” ve “PYD/YPG” meselesi var ve bu iki konu Türkiye’nin elini kolunu bağlamaya başladı.

“FETÖCÜ” olduğu iddia edilen kamu görevlilerinin bir kısmı tutuklandı, bir kısmı açığa alındı. Çok sayıda iş adamı tutuklandı. Hâlâ da devam ediyor tutuklamalar. Tutuklananlara yeni bir halka daha eklendi: FETÖCÜ değil ama FETÖCÜ’ye yardım etti!  Bu yardımın o kadar çok cins ve çeşidi var ki, saymakla bitmez!

15 Temmuz Darbe Girişimi geride kalalı 10 ay oldu. Henüz netleşmiş bir mahkeme kararı yok! Türkiye’nin başına gelmiş en belalı işlerden birisidir bu, elbette ki 10 ayda sonuçlanmaz ama toplumun da bir sabrı var. Vatandaş somut bir sonuç istiyor artık!

Kişiler “FETÖCÜ” diye ya da “FETÖ”ye yardım etti diye tutuklanıyor. Kurumlara “FETÖCÜ” oldukları için kayyum tayin ediliyor, ya da TMSF’ye devrediliyorlar. Bunlar, yatırım iklimini bozucu şeyler!

Vatandaşın etrafındaki FETÖ çemberi daralıyor ve kamuoyunda korku hâkim. İş dünyası tedirgin; kendini baskı altında hissediyor. Bugün ortaklık yaptığı kişi yarın FETÖCÜ olarak karşısına çıkar mı? Yardım ettiği kişi ya FETÖCü’yse? Bürokrat için de geçerli bu: Farkında olmadan bir FETÖCÜ’nün işine imza atmış olabilir mi acaba?

“FETÖ” vakit geçirilmeden bir muamma olmaktan çıkarılıp somut bir kimliğe kavuşturulmalı. “FETÖ” kavramının kâbus olmasına izin vermemek lazım.

 

PYD’nin yeniden tarifi olur mu?

 

PYD/YPG konusunda da kafalar karışık! Türkiye’den başka hiçbir ülke PYD’ye “terörist” demiyor! Onların dememesi Türkiye’nin haksızlığı anlamına gelmez tabii ama Türkiye’nin de sağlam bir tezinin olması lazım. Irak’taki Kürt dost, Suriye’deki Kürt düşman! Bu ayırımın iyi anlatılmasında bir eksiklik var da Türkiye onu mu fark edemiyor yoksa?

Dış ülkeler FETÖCÜ ve PYD mensubu kişilerin sığınma talebini kabul ediyorlar. Türkiye’nin “İç ve dış mihraklar” deyip kendisini yalnızlaştırması ülkeyi refah ve huzura götürmüyor, götürmedi!

 

 

 

BizGençler