Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

"Şehit olarak" ya da "dolar satarak" kriz önlenemez!

Terör çirkin yüzünü Vodafone Arena’da bir kez daha gösterdi ve gerçekleştirdiği iki canlı bomba ile 38 genç fidanı şehit etti. 155 yaralı tedavi görüyor ve onlar arasında 20 kişi yoğun bakımda! Şehit sayısının artma ihtimali oldukça yüksek. Türk halkının başı sağolsun. Hayatını kaybeden vatandaşımızın mekanı cennet olsun.

Türkiye jeopolitik konumundan dolayı sayısız avantaja sahip ve o avantajlardan istifade etme hakkı var: Üç saatlik uçuşla bir milyar 500 milyon nüfuslu bir tüketici kitlesine ulaşabiliyor olması bu avantajlardan birisidir mesela. İklim ve ulaşım avantajının yanı sıra kültür birliği ve aidiyetler gibi daha birçok avantajı saymak mümkün…

Bazı olumsuzluklar da var tabii; terör en önde gideni!

Türkiye, bu coğrafyanın en büyük ülkesidir. Dış mihrakların müdahalesine maruz kalma ihtimali yüksektir. Üzerine salınan terör örgütleriyle mücadele etmeye mecbur kaldığı herkesin malumudur.

Türkiye ne zaman enerjisini toplayıp büyümek istese, karşısına bir örgüt çıkarılır ve enerjisini onunla cebelleşirken bitirmesi beklenir. 

Bazen de dış mihraklar bu bölgede genişlemek isteyebilir ve Türkiye’nin dikkatini başka yere çekip o genişlemeyi kısa sürede ve tereyağından kıl çeker gibi kolayca gerçekleştirmeyi hedeflemiş olabilirler.

Hedefe konulan amaca ulaşmak için “terör” ve “ekonomik kriz” araçlarının sık kullanıldığı da bilinen bir başka gerçektir. Bu yöntemin çok da etkili olduğunu öğrenecek kadar çok hadiseye şahit olundu bu topraklar üzerinde!

 

Asker terörle mücadele edemez

 

Her iki halde de Türkiye’nin “Dış mihraklar var” diye sızlanmalarının para etmediği görüldü.

“Doları satın, altın ya da Türk Lirası satın alın” demenin veya “Benim vatandaşım şehadete kavuşmak istiyor” düşüncesiyle hareket etmenin bir çare olmadığının da anlaşılması lazım.

Terör ya da ekonomik krizle mücadele etmenin birçok yolu var ve bunlar arasında “dolar satmak” ya da “şehit olmak” yok. Bu iki eylemin sürdürülebilirliği yoktur ve insanların “şehit” olma heyecanı da, yakacağı doları da bitebilir.

Dolayısıyla dış mihraklarla diplomatik, askeri ve siyasi yöntemlerin de kullanılması lazım.

Bu mücadele asker ve güvenlik güçleriyle de mümkün olmuyor, onu da gördü Türkiye. Asker böyle kahpece tuzaklar kuran ya da canlı bomba patlatan teröristlerle savaşmaya uygun eğitilmiyor. Asker, düşmanla meydanda mertçe savaşmaya yatkın. Polis de öyle. Terörle mücadele başarı, asker ya da güvenlik gücünden ziyade güçlü istihbaratla sağlanır.

Ankara Garı’nda meydana gelen canlı bomba patlamasında 109 kişi, Kızılay Meydanındaki patlamada ise 38 kişi hayatını kaybetti.

İstanbul’da yaşanan canlı bomba olaylarının sayını unuttuk: Vezneciler, İstiklal Caddesi, Sultanahmet ve şimdi de Beşiktaş!

 

Kısır döngü

 

Bütün bunlar gösteriyor ki, terör “öldürmek” ya da “şehit olmak”la bitmiyor.

Terör turizmi etkiliyor, turistin gelmemesi ekonomik krizi tetikliyor, kriz teröre sebep oluyor, terör ekonomiyi etkiliyor ve kedinin kuyruğunu kovalaması gibi bir “kısır döngü” uzayıp gidiyor.

STK Suriye’de terörü bombalıyor, terör de gelip Türk vatandaşıİstanbul’da, Ankara’da ya da başka bir şehirde bombalıyor!

Tamam, Türk halkı terör karşısında yılgınlık göstermesin, birbirine kenetlensin ve vakarlı bir duruş sergilesin ama nereye kadar?

Vatandaş o vakarı gösterirken bir gözü de uzlaşmanın ve toplumsal barışın kurulup kurulmadığına bakacaktır. İşte tam o noktada vatandaşın yüreğine su serpen diyalogların kurulduğunu da ona göstermek lazım.

 

Dış mihrak

 

AB, ABD ve Ortadoğu ile ipler koptu. Türkiye yalnızlaştı, Suriye ve Irak’la kanlı bıçaklı bir konuma geldi.

Velev ki, bu kopuşlar Türkiye’nin büyümesinden korkan ülkelerin bir oyunu. Hükümet, “Dış mihraklar” deyip sorumluluktan kurtulamaz. En azından bu ülkelerin yarısı ile ittifak yapması ve mücadele edecekse diğer yarısı ile o zaman mücadele etmesi lazım.  

 

 

 

BizGençler