Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

“Sürdürülebilir” stratejileriniz var mı?

Dünya hızla değişiyor. Bu değişime nasıl ayak uyduracağına kafa yoran firma ve ülke yöneticileri, bir de “Endüstri 4.0 Devrimi” ile baş etmek zorunda kaldılar ki, işleri daha da zorlaştı. Bilhassa  “Endüstri 4.0 Devrimi” onları şaşkına çevirdi!

Nasıl şaşkınlaşmasınlar ki? Bu baş döndürücü değişimin estirdiği rüzgâra yakalanıp bir yerlere savrulma ihtimali var ve kısa sürede çare bulamazlarsa o ihtimal gerçeğe dönüşebilir!

Bahse konu olan bu anafor istisnasız her ülke için var. Kalkınmış ülkeler için de var, kalkınmakta olan ülkeler için de var. Türkiye için haydi haydi var!

 

Rakamlar bas bas bağırıyor!

 

Türkiye’yi yönetenler asla kabul etmiyorlar bunu ama yüzde 12-13’lere çıkmış işsizlik, yüzde 10 olmuş enflasyon, yüzde 15’in üzerinde seyreden faiz rakamları bu riske işaret etmek için bas bas bağırıyor!

Ülke içinde ve sınırlarda yaşanan terör olayları da ciddi risk tabii…

Türkiye’nin bu riskleri bertaraf etmek için sürdürülebilir stratejiler uygulaması lazım ama nedense her işini “günübirlik” manevralarla çözmeye çalışıyor.

Suriye meselesi mesela…

Türkiye altı sene önce Ortadoğu’ya ABD ile ittifak yaparak girmişti. “Bölgenin hamisi” olma hayalleri vardı ve bu hayallerin hepsinin ham hayaller olduğu kısa sürede anlaşıldı. Ne Suriye’de söz sahibi olabildi, ne bölgenin hamisi oldu! Üstüne üstlük bölgeden çekilirken eski itibarı da aşınmıştı. Bütün bunlar yetmezmiş gibi ABD ile ittifakı da zedelenmişti! Kös kös geri döndü!

 

Rusya alternatifi

 

“ABD olmazsa Rusya var” dedi ve Türkiye Putin’e yanaştı. Her şey iyi gidiyordu ki Türk jetleri Rus savaş uçağını düşürdü ve ardından Rus Ambargosu geldi.

Ak Parti’nin iktidara geldiği 2000’li yıllarda AB ile müttefik olduğunu da dikkate alırsak çizdiği zikzakları çok daha net görürüz. Hasılıkelam, bu günübirlik taktiklerin Türkiye’ye, olduğu yerde patinaj yatmaktan öte bir faydası olmadı!

Dış politika böyle de eğitim farklı mı sanki? Her yıl değişen müfredatlar, zaten başarısız olan öğrencileri daha da başarısız hale getirdi!

Ya ekonomiye ne demeli? Köprü, tünel, yol ve havalimanı inşaatına konut inşaatı da ilave edildi ve ekonomik büyüme inşaat sektörüyle sağlandı.

Her şeyin bir sonu var değil mi?.. İnşaat satışları durdu, büyüme yavaşladı!

 

Yeniden yapılandırma

 

İşletmeler vergi borçlarını ödeyemez SGK primlerini yatıramaz oldu. Kolayı vardı; “Yeniden Yapılandırma” uygulanır engel aşılırdı ama o da olmadı! İşletmeler “yeniden yapılandırdıkları” borçlarını ödeyemediler ve şimdi bir “Yeniden Yapılandırma” daha var kapıda!

Sosyal problemler ise yumak halinde duruyor: Türkiye’de 3 milyon Suriyeli mülteci yaşıyor; bir o kadar da diğer komşu ülkelerden gelen kişiler var. Bu 6 milyon kişinin doğru dürüst kaydı olmadığı gibi takip de edilmiyorlar. Ülkenin sosyal, siyasi ve iktisadi hayatına nasıl bir etki yaptıkları araştırılmıyor.  Araştırılmadığı gibi ne gibi zarar verdiklerine de bakılmıyor. Adli bir olay olunca “ah – vah” deniyor ve unutuluyor.

 

Yapısal reform

 

Çözüm üretmek yerine meseleler halının altına süpürülüyor. Hemen belirteyim ki, halının altında tepecikler oluştu. Her basışta toz kalkıyor!

Yetkililer konuşurken “Yapısal Reform” sözünü ağızlarından düşürmüyorlar ama kalıcı bir tedbir aldıkları yok! Maalesef yok!

Esnafa, KOBİ’lere ve markalaşmaya teşvik veriliyor ama kime ne için teşvik verildiği belli değil. Ne gibi faydası oldu? O hiç belli değil!

Tarımda “Kendi kendine yeten ülke” diye bildiğimiz Türkiye nohut ve fasulye ithal eder hale geldi. Ceviz, badem, buğday, saman ve bakliyat ürünlerini zaten ithal ediyordu. Vah!

 

Dört milyon işsiz!

 

Dört milyon kayıtlı işsizi var bu ülkenin. En fenası da her dört gençten biri işsiz! Ki, gençlerin çoğu eğitimli ayrıca!

Eğitim, deyince üniversite eğitimini “es” geçmek olmaz. Üniversiteler dökülüyor! 183 üniversitenin içinde uluslararası başarı gösteren üniversite sayısı bir elin parmaklarından az!

Bu olumsuzlukları daha fazla yazmak mümkün. De… Maksat probleme işaret etmek. Ülke plansız, programsız yönetiliyor. Uzun vadeli strateji çizme geleneği bir türlü yerleşmedi ülkeye! Sürdürülebilir teşvik yok! “Büyükanneye maaş” dendi, “referandum dönemi” diye apar-topar maaş bağlandı. İstim arkadan gelsin! Vergi borcu olana “Yeniden Yapılandırma” fırsatı tanınıyor ama “yapılandırma” ayağa düştü!

Olmuyor yani!

 

 

 

 

 

BizGençler