Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

26 Eylül 2016 Pazartesi günü kritik bir gün

Türkiye uzun zamandır ateş çemberinin içinde yaşıyor. İçeride terör örgütleriyle, dışarıda gözü kendi çıkarından başka bir şey görmeyen ülkelerle cebelleşiyor...

Terörün kökünü kazımaya kararlı…

Dış politikada bölge barışı için elinden geleni ardına bırakmıyor… Bölgenin huzur içinde yaşaması için bilhassa Batılı ülkeleri sık sık ikaz ediyor, yeri geldiğinde de ateşle oynadıkları konusunda uyarıyor onları.

Aksilikler üst üste gelirmiş!..

Terör ve dış düşmanlarla cebelleşen Türkiye, 15 Temmuz 2016 günü darbe girişimi yaşadı. Bereket vatandaşın demokrasiye bağlılığı güçlüydü de kendini tankın önüne attı, makineli tüfek atışlarına göğsünü siper etti ve 241 şehide karşılık hainlerin darbe girişimi etkisiz kıldı...

Türk insanı henüz darbe girişiminin şaşkınlığını üzerinden atamamıştı ki, Standard & Poor’s namlı kredi derecelendirme kuruluşu, 20 Temmuz 2016 günü Türkiye’nin kredi notunu BB+’dan BB’ye, görünümünü ise “durağan”dan “negatif”e indirmişti.

Toplum tüm bu acı ve üzüntüyü sinesine çekti ve “Yenikapı Ruhu” ile tüm dünyaya birlik ve beraberlik mesajı verdi...

Her şey rayına giriyordu ki, siyasi kararlar almasıyla sık sık eleştirilen Moody’s, Türkiye hakkında iki günde fikir değiştirdi. İki gün önce “15 Temmuz’daki başarısız darbe girişiminin ekonomide meydana getirdiği şok etkisi büyük ölçüde bertaraf edildi” diye övdüğü Türkiye’nin notunu iki gün sonra “yatırım yapılabilir” seviyesinin altına indirdi. Türkiye’nin kredi notunu Baa3 seviyesinden Ba1 seviyesine çekti. Görünümünün ise “durağan” olduğunu kaydetti.

Dünyada birçok kredi derecelendirme kuruluşu varsa da Fitch, Standard & Poor’s ve Moody’s en etkili olanları. Onların verdiği not ülkeler ve finans kuruluşları tarafından dikkate alınıyor. Hatta emekli fonları başta olmak üzere birçok fon bu rating kuruluşlarının kararlarına göre hareket etmeyi ana sözleşmelerine almış durumdalar.  Bu üç rating kuruluşu “Bu ülkede yatırım yapılamaz” şeklinde not verdiği takdirde, o fonlar; notu olumsuz olan ülkeye yatırım yapmaktan vazgeçiyorlar. Mevcut fon yatırımlarını da bu notun ardından en kısa sürede çekiyorlar.

Türkiye’nin handikabı bu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Maliye Bakanı Naci Ağbal varsın, bu iki rating kuruluşunun yanlı davrandıklarını, verdikleri notun ekonomik olmaktan çok siyasi olduğunu söyleye dursunlar. Türkiye’ye yatırım yapmayı planlayan ya da yatırım yapan fonlar, doğru olduğunu bilseler dahi Erdoğan’ın veya Zeybekçi’nin sözüne itibar etmeyeceklerdir. Onları bağlayan bir sözleşme ve tüzükleri var çünkü. O tüzüğün dışına çıkmaları halinde ağır bir sorumluluk alacaklardır. Hiçbir profesyonel böyle bir kararın altına imzasını koymaz.

O halde Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanların sözleri boşuna mı?

Elbette ki, değil. İçeride olumlu etkisi olur mutlaka. Da… Nereye kadar?

26 Eylül 2016 Pazartesi günü kritik bir gün...

Moody’s Türkiye’nin kredi notunu “Yatırım yapılabilir seviyesinin altı”na çektiği an döviz piyasası hareketlendi ve Amerikan Doları 2 lira 97 kuruş oldu...

Vatandaş dövize saldıracak olursa dolar yine 3 Liranın üzerine çıkar ve kolay kolay da oradan inmez...

Merkez Bankası’nın piyasaya bol miktarda dolar sürmesi bu yükselişi elbette ki nispeten yavaşlatacaktır ama zorlanacağı kesin.

Bu durumdan nasıl çıkılacağı hususunda Türkiye’nin uzun vadeli strateji geliştirmesi gerekiyor ve tabii planlı davranması.

Son söz: Zaman lâf değil, icraat zamanı.

 

 

 

 

 

 

 

BizGençler