Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

360 yıl sonra Kuyumcukent’te buluştular

Kapalıçarşı, 1461 tarihinde inşa edildi ve dünyanın en büyük alışveriş merkezi olma özelliğini taşıyor. Hakeza Mısır Çarşısı: 1660 yılında inşa edilmiş olan bu çarşı da Mısır’dan gelen ürünlerin satıldığı büyük bir çarşı olmasından dolayı bu ismi almıştı. İstanbul bu iki büyük komplekse benzer bir çarşıya sahip olabilmek için 300 seneden fazla bekledi. Unkapanı semtinde inşa edilen ve 1967-68 yıllarında tamamlanan İstanbul Manifaturacılar Çarşısı (İMÇ) oldukça büyük bir kompleksti. 1980 yıllarda Perpa ve İztoç gibi büyük çarşılar inşa edildi. Onu Tekstilkent ve Giyimkent izledi.

Bu çarşıların en büyük özelliği yüzde 100 doluluğa ulaşabilmeleri için 10-15 senelik bir süreye ihtiyaçları olmasıydı. Son inşa edilen Kuyumcukent de öyle oldu.

320 bin metrekare alan üzerine inşa edilen Kuyumcukent üretim, ticaret ve alışveriş merkezinden oluşan önemli bir kompleks.  4 katlı alışveriş merkezinde 364 kuyumcu dükkânı, sinemalar, restoranlar, kafeler, süpermarketler ve otopark bulunuyor.  

Dedim ya; inşaatı 2000 yılında tamamlanan Kuyumcukent de birden doluvermedi. Kapalıçarşı’daki kuyumcu atölyelerinin bir kısmı hemen geldi, diğer bir kısmı daha sonra geldi. Mağazalar açıldı. Düğün salonları faaliyete geçti. Bugün artık çarşının önemli bir kısmı dolmuş durumda.

Kuyumcukent’in kendisi doluluk oranını yakaladı da çevresi durdu mu sanki? Çevre müthiş bir değişim yaşadı. Sanayi tesisleri gitti onların yerine rezidans, otel, AVM, yeme içme mekanları ve eğlence merkezleri inşa edildi. Kuyumcukent yepyeni bir şehrin tam göbeğinde yer alıyor şimdi. Bir sene sonra içinden metro da geçecek olan Kuyumcukent, sadece kuyumcuların bulunduğu bir kompleks olmaktan çıktı, herkesin ilgisini çeken önemli bir sanat merkezi oldu.

Şimdilerde birçok sanat etkinliği yapılıyor Kuyumcukent’te ama yetmez. AVM’nin girişinde ziyaretçiyi sarıp sarmalayan bir piyano sesi neden olmasın? Onun tuşlarından dökülen nağmelerin eşliğinde mağazaları dolaşmanın ya da bir kafede oturup çay – kahve içmenin tadına doyum olur mu hiç?

Kuyumcukent’in içinde küçük bir tiyatro sahnesine kim itiraz eder ki? Ayrıca resim ve müzik yapan sanatçılara birkaç atölyenin mutlaka verilmesi gerekiyor. Verisin ki, vatandaş gelip o atölyelerdeki sanatçıların işlerini nasıl yaptıklarını görsünler.

Altın, inci, elmas, pırlanta gibi değerli taş ve madenlerin bulunduğu mekânlarda onun tamamlayıcısı olan sanatı ne kadar fazla görse o kadar mutlu olur insan.

Kuyumcukent netice itibariyle Kapalıçarşı’nın bir devamı. Oradaki atölyeler ve mağazalar geldi nihayetinde. Kapalıçarşı nasıl sadece alışveriş merkezi değil aynı zamanda turizmim merkezi ise Yenibosna’daki Kuyumcukent de aynı şekilde turizm merkezi olmaya doğru emin adımlarla ilerliyor.  

En büyük özelliği de ucuzluğu tabii. Kuyumcukent’te piyasaya göre daha makul fiyatlarla alışveriş yapmak mümkün.

Kapalıçarşı’nın kuyumcuları 360 sene sonra Kuyumcukent’te buluştu ve daha iyi imkânlarla ziyaretçi bekliyorlar.

 

BizGençler