Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

ABD, ne yapmak istiyor?

ABD’li Rahip Andrew Brunson,  “PKK ve FETÖ örgütlerine üye olmak, o örgütler adına suç işlemek ve askeri casusluk yapmak” suçlamasıyla 9 Aralık 2016 tarihinde tutuklandı.

 

Konu Türkiye ile ABD arasında hep tartışma ve pazarlık konusu oldu. Hatta bir defasında Erdoğan, Fetullah Gülen’i kastederek;  “Ver papazı al papazı” dedi.

12 Temmuz 2018 tarihinde Brüksel’deki NATO Zirvesi’nde bir araya gelen iki lider bir kere daha görüşmüş ve Trump, Rahip Brunson’ın serbest bırakılmasını istemişti.

İzmir 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Temmuz 2018 günü Evanjelik Rahip Brunson hakkında adli kontrolle “ev hapsi”ne alınmasına karar verdi.

O gün ABD Dışişleri Bakanı Pompeo “Karardan memnunun ancak yeterli değil” açıklamasını yaptı.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, “Pastor Andrew Brunson serbest kalana kadar Türkiye’ye yaptırım uygulamaya hazırız” dedi.

Yaptırım tehditleri peş peşe geldi. ABD Başkanı Trump, Brunson için “Büyük bir aile babası, harika bir insan olan Pastor Andrew Brunson büyük acı çekiyor” yorumunu yaptı ve hemen serbest bırakılmasını istedi. Aksi takdirde ABD’nin Türkiye’ye çok sert yaptırımlar uygulayacağını bildirdi.

ABD, Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın ABD’li başkanlarına, insani amaçlar dışında Türkiye’ye verilecek kredilere karşı çıkmaları direktifi verdi.  

Dün de Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders bir açıklama yaptı ve Papaz Brunson’ın serbest bıraklımamasında payları bulunduğu gerekçesiyle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül hakkında yaptırım uygulaması uygulayacaklarını duyurdu.

ABD Senatosu,  aynı gerekçe ile F-35 teslimatını geciktirme kararını onayladı.

ABD’nin bu kararına Türkiye’nin tepkisi şöyle oldu: “Türkiye bu tür dayatmalara pabuç bırakmaz! Aynı yaptırımlarla cevap verilecektir.”

Bakanların tepkisi ise şöyleydi. Abdülhamit Gül: “Ne Amerika’da ne başka ülkelerde tek dikili ağacım ve kuruşum yok!”

Süleyman Soylu ise “ABD’de bir tek malımız var: FETÖ! Onu da alacağız” açıklamasını yaptı.

Türkiye ABD’den Fetullah Gülen’i istedi. Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ve Rıza Sarraf’ı serbest bırakmasını istedi.

Türkiye de ABD’nin yaptığını yaptı ve bu kişileri talep ederken çok ağır sözler sarf etti. “Eyyy Trump” diye efelendi, mesela. Hakeza Menbiç konusu. Türkiye, ABD’ye “Membiç’ten çıktın çıktın; çıkmazsan PYD/YPG’yi de seni de vururum” tehdidini savurdu.

 

Türkiye ve ABD farkı

 

Türkiye’nin bu tehdit ve ağır sözleri söyledi, diye; ABD ekonomisini etkilemedi. Kamuoyu sarsılmadı. Askeri politikaları etkilenmedi. Siyasi duruşu bozulmadı!...

Türkiye’de ise dolar birdenbire 5.00 TL üzerine çıktı! Siyasi dengeler bozuldu! Vatandaş tedirgin oldu! Siyasi istikrar etkilendi!..

Bunu şunun için söyledim. “Haddini bilmek” diye bir şey var. Vatandaşın ayranını kabartmak için “Eyyy” diye esip gürlemek iyidir ama bunun bir de rövanşı var.Onu da düşünmek lazım! ABD, Brunson’ı bahane etti ve rövanşını alıyor! İki sene önce de Rusya rövanşını almış ve Türkiye’ye haddini bildirmişti!

Ha, şu söylenebilir: ABD, Kasım ayında seçime gidiyor. Trump, “Hristiyan bir din adamının Türkiye’de rehin alındığını” söyleyip oy almayı düşünüyor. Türkiye de “Eyyy Trump” dediği dönemde seçim sath-ı mailine girmişti.  

 

De… Türkiye o dediklerinin hepsinden geri adım attı. Trump bir adım daha atar ve “Türkiye, rahiplere ve Hristiyanlığa saldıran terörist bir ülkedir” derse, Türkiye o pirincin taşını ayıklayamaz!

Son söz: Başın ağrımasın istiyorsan, boyunu aşan laflar etmeyeceksin!

 

 

BizGençler