Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Abdi dayının başına gelenleri duydunuz mu?

İstanbul, üçüncü havalimanını inşa ediyor. Faaliyete geçtiğinde 150 milyon yolcuya hizmet verecek olan bu havalimanı dünyanın en büyük 5 havalimanından bir olacaktır.  

Temeli atılan Çanakkale 1915 Köprüsü ise dünyanın en uzun köprüsü olmaya namzettir.

“Dış mihraklar” Türkiye’nin büyümesini istemiyorlar! Hadi onlar neyse ne de; içerideki muhaliflere ne diyeceğiz? Dış güçlerin kuyruğuna takılmış “İstemezük” diyorlar da başka bir şey demiyorlar.

 

Ak Parti böyle diyor

 

Bu söz ve iddialar iktidardaki Ak Parti yöneticilerinin sözleri. Meydanlarda esip gürlüyor ve “İsteseler de istemeseler de Türkiye ‘Büyük Türkiye’ olacak, “Güçlü Türkiye’ olacak; yeter ki siz ‘Evet’ deyin” diyorlar.

Onları dinledikçe bizim memleketin Abdi dayısı aklıma geliyor ve dudaklarıma yerleşen acı tebessüme mani olamıyorum.

Seneler önceydi. Abdi dayı banka kredisi kullandı. Tarlası tezeği olan birisiydi. Siyasetçilerle düşer kalkar; onlara yedirip içirmesini bilirdi. O dönemde “denetim” diye bir şey yoktu. Komşu köyün sürüsünü gösterip hayvancılık kredisi almanın revaçta olduğu bir dönemden söz ediyorum. Abdi dayının aldığı kredi, bugünün parasıyla 2 milyon liraydı. İl başkanını devreye sokmuş, Ankara’dan torpil bulmuş ve krediyi tereyağından kıl çeker gibi çekip almıştı. Abdi dayının ayakları bir anda yerden kesiliverdi. Yürüyüşü değişti. Hayvancılığa yatırımı ağıla attığı bir iki inek, dağa saldığı üç beş keçiyle sınırlı kaldı. Yalan olmasın, bir de çoban tutmuştu galiba!

Kızının altına son model otomobil çekti. Oğluna mobilya mağazası açtı. Öbür kızına ev satın aldı. Kollarına burma bilezikler taktığı eşine porselen diş yaptırdı. Biraz da kendi kılık kıyafetine para harcadı. Hazıra dağ dayanmazmış! 2 milyon lira birkaç ayda uçtu gitti!

Kredinin birinci, ya da ikinci taksitini ödeyemedi Abdi dayı. “Babaların babası”, “Eşlerin en iyisi” Abdi dayı bir anda sipsivri kala kaldı. Kredi temininde kendisine yardımcı olan siyasetçiler yer yarılmış yerin içine girmişlerdi sanki; yoklardı ortalıkta. Telefonlarına cevap vermedi hiçbirisi. Aracılar boynu bükük döndü.

Belli ki bir talimat veren olmamıştı, banka; ipotek koyduğu evi ve otomobili Abdi dayının elinden aldı. Kızı kriz geçirdi, i evi terk etti ve Abdi dayı yapayalnız kaldı.

Abdi dayı nesi ve nesi yok, sattı savdı ve borcunu ödedi ama ne itibar kaldı ne aile; hepsi bir yana gitti!

Ak Parti’nin 14 yıllık iktidarı döneminde gerçekleştirdiği sağlık reformu, inşa ettiği köprü, tünel, parçalı yol ve havalimanına kim ne diyebilir ki? Hepsi de vatandaşın rahat etmesine yaradı.

 

"Rahat" mı "refah" mı?

 

Şunu unutmamak lazım ki, “rahat” ile “refah” aynı şey değildir. Ak Parti inşa ettiği şeylerle refah sağlayamadı. Sağlayamadı çünkü bu hizmetlerin devamı için de para lazımdı. Ak Parti, o paranın kazanılacağı sanayi tesislerini açmayı unuttu. Katma değeri arttıran Ar-Ge yatırımlarını hatırına getirmedi. İnovatif düşünmedi. Ortak akla ihtiyaç duymadı. 14 senelik süre içinde vatandaş “rahat” etti ama “refah”a erişemedi.

Ak Parti iktidara geldiği yıllarda dünyada para bolluğu vardı ve faizler düşüktü. Şimdi o tren kaçtı. Hem o bol para yok, hem de faiz oranları yükseldi.

İlk olumsuz sinyal Osmangazi Köprüsü’nden geldi. Tahmin edilen geçiş gerçekleşmedi. Devlet 40 bin araç garantisi verdi fakat köprüden 13 bin (Bir başka iddiaya göre 20 bin) araç geçiyor. Farkı, kamu ödüyor. Köprüden geçmeyen de köprü geçiş ücreti ödüyor yani.

Bendeniz “Deli Dumrul Köprüsü” diyorum bu köprüye. Sistem ona döndü çünkü.

Malezya neden dünyanın en yüksek gökdelenlerinden birini inşa etti? Azerbaycan neden dünyanın en büyük bayrağını dalgalandırıyor? Bu soruların cevabını bir başka makalemde vereceğim. Arzu ederseniz siz de düşünün.

De… Birlikte yorumlayalım. Ne dersiniz?

 

 

BizGençler