Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Ak Parti, ittifak için SP’ye ne teklif etti?

Recep Tayyip Erdoğan’ın Ak Parti’si ile Devlet Bahçeli’nin MHP’si “Cumhur İttifakı” kurdu. Devlet Bahçeli işi biraz daha ileri götürüp o kendine has üslubuyla, “Siz de kurun” dedi ve ekledi: “Biz ‘Cumhur İttifakı’ dedik, siz de ‘Cümbüş İttifakı’ deseniz!”  

 

Siyasetin cilvesi bu işte! İki sene önce Erdoğan hakkında “İki yanlış bir doğru etmez, suda ateş yanmaz, Recep Tayyip Erdoğan’dan da cumhurbaşkanı olmaz” diyen ve meydan meydan dolaşan Bahçeli 180 derecelik bir dönüş yaparak; “Cumhurbaşkanı adayım Erdoğan’dır” deyiverdi.

Erdoğan da o günlerde Bahçeli’ye “zürriyetsiz“ diye hitap ederdi. Şimdi onurlu duruşundan dolayı alkışlayıp sırtını sıvazlıyor! Aynı Erdoğan, MHP’lilere  “Kafatasçı, kandan beslenen vampirler” demişti hâlbuki. Onların doğru konuşmadıklarını iddia etmiş ve bu partiyi “ırkçılık yapmak, şeytani olan anlayışa hizmet etmekle” suçlamıştı.

Bir zamanlar birbirlerine demediğini bırakamayan bu iki lider müttefik oldu ve kendilerini “milli” ve “yerli” diye tarif ediyorlar. O yetmedi, Saadet Partisi’ne “Sen de gel de diğerlerini ‘PKK yandaşı’ diye taşa tutalım” demeye başladılar. O da gelsin ki, “milli ve yerli” ittifakın tabanı genişlesin,  hem “milli” hem “yerli” ve hem de “dini” ittifak olsun!

Gelen kulis haberleri arasında neler var neler! Saadet Partisi’ne bakanlık ve milletvekilliği teklif edildiği dahi söyleniyor!

Anayasa Komisyonu Başkanı ve Ak Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop’u iki defa Saadet Partisi’ne gönderen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun “İttifak, bizim gündemimizde yok” demesine rağmen; “Olumlu bir cevap alamadık ama kapıyı kapamadık” dedi ve görüşmelerin devam edeceğini söyledi.

Saadet Partisi’ni bu kadar vazgeçilmez yapan ne peki?  Kilit parti konumuna geldi, daha ne olsun? CHP “Her parti kilit partidir. Her kişi kilit kişi” diyerek; konuyu bir adım daha ileri taşıdı ve “birlikte duruş bizi güçlü yapar” vurgusu yaptı. Onlar da Saadet Partisi’ne göz kırpıyor yani.

“İttifak” meselesi son günlerin en önemli siyaset meselesi olup çıktıysa boşuna olmadı bu. Cumhurbaşkanı Seçiminde öne çıkması da ayrı bir önem yüklüyor bu “ittifak” meselesine. Yüzde 50+1 oy gerekiyor çünkü cumhurbaşkanı seçilmek için. Ki, oldukça zor!

Ak Parti, tek başına bu oyu almasının imkânsız olduğunu görmüş olmalı ki MHP ile ittifak yaptı. O dahi yetmedi ve 50+1’i yakalamak için Saadet Partisi’nin peşini bırakmıyor! Hâlbuki Saadet’in ne oyu var ki, “Cumhur İttifakı”na katkı versin ama “bir oy bir oydur” deyip sımsıkı sarılıyor ona!

Saadet Partisi’nin “kilit” rolü sadece sayı ile sınırlı kalmıyor ha; onu da göz ardı etmemek lazım. Psikolojik yanı var bir de ve bu yanı daha bir öne çıkıyor: “Cumhur İttifakı”na Saadet Partisi’nin dâhil edilmesi halinde “Cumhur İttifakı” birden “Milli ve Yerli Cephe” oluveriyor. Ki, dışarıda kalan partilere “Şer Güçler” demeyi kolaylaştırıyor bu durum. Onları PKK destekçisi diye suçlamanın etkisi daha bir artıyor.

Saadet Partisi’nin “Cumhur İttifakı” dışında kalması halinde ise “Bunların PKK’dan farkı yok” türü suçlamaların geri tepme ihtimali var! En önemlisi de eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Saadet Partisi’nden Cumhurbaşkanı Adayı olması! Ki bu durum tüm hesapları altüst eden bir durumdur ve “Cumhur İttifakı”nı ipi kopan teşbih taneleri gibi dağıtır!

Sizin anlayacağınız, siyaset birçok şeylere gebe! Hele bir de İyi Parti var ki, Meral Akşener’in arkasındaki siyasi rüzgâr hiç de küçümsenecek bir rüzgâr değildir.

BizGençler