Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Ak Parti nasıl bir hata yaptı?

Ak Parti’nin iktidar olduğu yıllarda dünyada müthiş bir para bolluğu vardı ve Batı’dan Doğu’ya sermaye transferi yaşanıyordu. Ak Parti bu iki rüzgârdan da yararlanıp yelkenini şişirdi ve bugüne kadar geldi.

14 yıllık iktidarı döneminde yol, köprü ve havalimanı inşa etti. Hastane ve üniversite açtı. Bu hizmetleri kim inkâr edebilir ki?

2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracatı 143 milyar dolara çıkardı. O günlerde 232 milyar dolarlarda seyreden GSYH’yı 2016 yılında 740 milyar dolara yükseltti. Kişi başına düşen milli gelirde de artış oldu tabii. 2002’de kişi başına 3 bin 492 dolar milli gelir düşerken; 2016 yılında bu rakam 9 bin 350 dolar oldu. 

14 senede ekonomi ve kişi başına düşen milli gelir, ortalama üç kat büyüdü. Büyük başarı.

Da

Not vermek, kanaat bildirmek için henüz erken…

Madalyonun öbür yüzüne de bakalım; kararımızı o zaman verelim.

Ak Parti İktidarı, KİT’lerin özelleştirilmesinden 60 milyar dolardan fazla gelir elde etti. Ülkeye doğrudan yatırım için 140 milyar dolardan fazla yabancı sermaye geldi.

2002 yılında 130 milyar dolar olan dış borç stoku 2016 yılında 420 milyar dolara çıktı. İç borç stoku ise 2002 yılında 150 milyar TL civarındaydı, 2016 yılında 460 milyar TL oldu.

Bu da gösteriyor ki, ekonomi 3 kat büyümüş ama ve dış borç stoku da üç kat büyümüş.

2002 yılını 1.64’den kapayan Dolar/TL;  2016 yılının sonunda 3.52 oldu.

2016 yılı sonunda enflasyon, işsizlik ve faiz çift hanelere yükseldi. Her dört gençten biri işsiz! 2023 yılı için konulan 500 milyar dolarlık ihracat hedefinin hayal olması da cabası!

Uluslararası reyting firmaları Türkiye’nin görünümünü “Yatırım yapılamaz”a indirdiler. Ki, Türkiye’nin yabancı sermaye ve yatırımcı çekmesi zorlaştı. Çekse de kredi pahalı, yatırımcı nazlı gelecektir. Hâlbuki Türkiye’nin krediye de yatırımcıya da ihtiyacı var, hem de had safhada!

Hâl böyle iken Ak Parti’yi “göğe çıkarma”nın da “yerin dibine batırma”nın da yeri ve anlamı yok! Ne yaptığı “yol, köprü, tünel, üniversite, hastane” için alkışı hak ediyor, ne de “niye bu kadar borçlandın” diyerek azarlanmayı hak ediyor.  Ak Parti’nin kusuru ya da uygulamadaki yanlışı o değil çünkü.

Ak Parti şayet o paranın bol ve ucuz olduğu dönemlerde bir hastane yaptığında bir de Ar-Ge Merkezi açmış olsaydı. Ya da biraz daha inovatif düşünüp üniversiteden mezun olan öğrencilerin istihdamı için teknoloji ağırlıklı fabrika yatırımları yapsaydı, bugün bunların hiçbirisi yaşanmayabilirdi.

Sadece hizmet ağırlıklı çalıştı. Hizmet üretti, oy aldı. Katma değer üretmek aklına gelmedi. Hatırlatan olduysa, onları da elinin tersiyle itti.

Şimdi hem içeride hem dışarıda kriz var. Faizler yükseliyor. Döviz kuru aldı başına gitti. İşsizlik artıyor. 3 milyon 500 bin kişi işsiz.

Ak Parti, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi”ne güveniyor ve referandumdan “Evet” çıkarsa “Güçlü Türkiye”den söz ediyor. “Büyük Türkiye”den dem vuruyor.

Bu sözlere, daha doğrusu “lafla peynir gemisi”nin yürüyeceğine inananlar “Evet” oyu, daha ihtiyatlı olanlar ise “Hayır” oyu kullanacaklardır. Her ikisi de demokratik haktır. Kimse bir şey diyemez. Ancak, düşünüp taşınıp öyle oy kullanmakta fayda var.

 

 

 

BizGençler