Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Akşener başarılı olur mu?

Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, bir ay önce MHP’nin 19 Haziran 2016 tarihinde yaptığı Olağanüstü Kurultayı iptal etti. Muhalif kanatta yer alan Meral Akşener o gün “700 delegenin iradesi yok sayıldı. Adaletin ruhuna el fatiha” ifadesini kullanmıştı. Bu ifade, Akşener’in yeni bir parti kurma teşebbüsünün ilk işaretleriymiş. 

Önceki gün gazeteci Servet Avcı’nın kızının nikâh törenine katılan Meral Akşener’e, MHP’den ihraç edilen Sinan Oğan’nın “MHP’nin ilk kurultayında hesaplaşma yapmadan yeni parti hazırlığına girişmeyi doğru bulmadığı” yönündeki açıklaması soruldu. Akşener “Bu tercihlere saygı duyuyorum. İnşallah başarılı olurlar, gerçekten genel başkanlığı alabilirler. Çok da sevinirim” şeklinde cevapladı; kendisinin ise o defteri kapadığını söyledi. Yeni oluşum ilgili soruyu da cevaplayan Akşener, “Merkezde bir yapının oluşması kuvvetle muhtemel” dedi. 

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Gaziantep Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ, parti kurma hazırlığını doğruladı ve partinin genel başkanının Meral Akşener olacağını bildirdi.

 

Liderliğe haiz vasıfları oldukça çok

 

Meral Akşener siyasi kariyeri başarı dolu bir siyasetçi. Uzun siyasi hayatı onun lider vasfına haiz, sağlam karakterli bir siyasetçi olduğunu gösterdi. Zor dönemde İçişleri Bakanlığı yaptı, 28 Şubat 1997 döneminde dik duruşunu bozmadı, post modern darbecilerine kafa tuttu, Meclis Başkanlığı döneminde otoriter kişiliğini ortaya koydu. Vatandaşla iletişim kurmakta hiç zorlanmadığını da biliyoruz.

Yapılan açıklamalardan, yeni parti için isim arandığı ve eylül ya da ekim ayında kurulacağı anlaşılıyor.

Buraya kadar olan her şey Akşener’in lehine. Ayrıca, toplumda böyle bir talep de oluştu. Akşener’in arkasında güçlü bir rüzgâr var, yani.  

Fakat bütün bunlar bir siyasi partinin başarılı olması için yeterli değildir.  Siyasi partinin başarılı olması için lider kadar parti organları da önemlidir. Bölgecilik mesela. Akdeniz ve Ege’de bölgecilik yoktur ama Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da vardır bölgecilik. İç Anadolu ise milliyetçi muhafazakâr bir seçmen kitlesine sahiptir. Bu dengelerin gözetilmesi gerekmektedir.

 

Nasıl bir politika izleyecek?

 

Bir de nasıl bir politika izleneceği meselesi var. Türk toplumu “Milliyetçi” başlığı altında toplanan bir partiyi öne çıkarmadı. Sahiplendi, tutkuyla başlandı ama tek başına iktidar olacak oyu vermedi ona. “Laik” başlıklı siyasi hareketlere de prim vermedi. “Din” teması da sanıldığı gibi ilgi görmüş değil aslında. Ak Parti de “din” teması zirve yaptı ama aslı pek öyle değildir.

Türk insanı daha ziyade kendini rahat ve emin hissedeceği geniş yelpazeleri tercih ediyor. DP, AP ve ANAP bunun en canlı örneğidir. Hatta Ak Pati bile o geniş yelpazenin temsilcisidir. Ak Parti “din” temalı bir politika izlemiştir ama bunun yanında yaptığı hizmet yatırımları ve ondan da önemlisi vatandaşa verdiği sosyal yardımlar vardır. Fakir - fukaraya ve eğitime verdiği destekler Ak Parti’yi iktidarda tutmuştur.

 

Çalışkan bir kadro kurabilir mi?

 

Ak Parti’nin inkârı mümkün olmayan bir başka başarı formülü ise çalışkanlığıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan partinin mahalle sorumlusuna kadar herkes can-u gönülden çalışmıştır. Yeni partinin dikkate alması gereken önemli bir unsurdur bu. Bir başka şeye daha dikkat etmesi lazım Akşener’in ki, o da şudur: İşe alma ve bürokrat seçimi. Bu konuda mutlaka ama mutlaka liyakate dikkat etmek lazımdır. Ak Parti kendisinden olmayana iş vermedi. Liyakat önemsizleştirildi ve bürokrasi de kalite düştü!

Yeni partinin sosyal destekleri vermeye devam edeceği hususunda vatandaşı temin etmesi gerekmektedir. Ak Parti verdi vermesine ama devletin bir sorumluluğu olarak değil de partinin ihsanıymış gibi verdi. Akşener’in bu yanlış algılamayı ortadan kaldırması ve hatta o yardımları devletin kanuni yükümlülükleri haline getirmesi lazım. Hasılıkelam, “sosyal devlet” olacağı yönünde güvence verip o minval üzere hareket etmesi şarttır.   

 

Merkez parti tamam da, nasıl bir merkez?

 

Akşener olsun, Özdağ olsun yeni kurulacak partinin merkez partisi olacağının altını çizdiler. Doğru olanı da odur. Muhafazakârı da, milliyetçisi de, laik ve liberali de o çatı altında kendine yer bulabilmeli, en azından o çatının varlığı o kişi için güvence kaynağı olmalıdır.

MHP’nin kültüründe batı tipi “laiklik kültürü” var aslında. Atatürkçü MHP’li ile muhafazakâr MHP’li aynı bayrak, aynı amblem altında hiçbir problem yaşamadan durmuştur. MHP, dindarlara da laiklere de aynı mesafede durarak başardı bunu.

Bu kültürü daha da iyileştirip yeni partiye adapte etmek mümkündür. Meral Akşener’in böyle bir sistemi kurup işletmesi hiç de zor olmayacaktır. Yeter ki, kadrolaşırken dikkati elden bırakmasın.

Bir de tabii “Hukuk Reformu” var. Türkiye’nin bir an önce “Hukuk Devleti” olması lazım. Bu reform zaruret haile geldi. Meral Akşener’in yeni partisi bu reformun da teminatı olmak zorunda. 

BizGençler