Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Aziz Sancar’ın düşündürdükleri

Bir Aziz Sancar geçti ülkemizden. Üniversiteler ona onursal ödül verme yarışına girdi. İş adamları onun şerefine yemek vermek için İstanbul’un en güzide yeme-içme mekânlarını kapattı.

 

NOBEL Ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar bunları fazlasıyla hak ediyor. Türkiye’de geçirdiği 15-20 gün içinde bilim elçisi olarak konferanslara katıldı, seminerler verdi. İş dünyasına seslendi. Gençlere heyecan, iş adamlarına ilham vermeye çalıştı.

Aziz Sancar’a NOBEL’i Amerika’daki çalışmaları getirdi. Amerika’da bilim yapmaya müsait bir iklim bulunuyor ve Aziz Sancar o iklimden faydalanıp NOBEL Ödülü aldı.

Aziz Sancar, Türkiye’de bulunduğu üç haftaya yakın süre içinde bilimden bahsetti, Ar-Ge’nin önemine vurgu yaptı. Fakat Amerika’daki iklim Türkiye’de yoktu. Kurak bir iklimin ardından yağan azıcık yağmuru anında yutan toprak misali üniversite öğrencileri ve iş adamları Aziz Sancar’ın sözleriyle heyecanlandı heyecanlanmasına ama o gidince heyecan da gitti. Çünkü Türkiye’deki bilim iklimi yazları da kışları da kurak geçiyor. Düşen azıcık bir bilim de anında yutulup yok ediliyor!

Amerika ve Avrupa bilim altyapısını kuralı seneler olmuş. Dolayısıyla dünyadaki bilim ödüllerinin tamamına yakını bu iki kıtadaki ülkelere gidiyor. Aziz Sancar gibi bilim insanları da iklimi bilime uygun ülkelere gidip öyle alıyorlar o ödülü.

NOBEL Ödülü tıp, fizik ve kimya dallarında veriliyor ve bu ödüllerin çoğu Batı ülkelerine gidiyor. Dedim ya, Batı’daki iklim bilime uygun bir iklim. Batı bu iklim sayesinde kalkındı ve modernleşti. İslam ülkeleri ise o iklimi yakalayamadı ve geri kaldı.

Son senelerde “Batı dışı modernleşme” diye bir kavram gelişti. Batı dışı modern ülke kavramına en yakın ülke Türkiye ama bu ödülü Amerika’daki çalışmalarından dolayı hak ettiğini dikkate almazsak bir tek Aziz Sancar aldı. Rusya, Japonya ve Çin de “Batı dışı modernleşen ülke” kategorisine giriyor. Bu üç dalda Rusya 14, Japonya 20, Çin 8 ödül aldı. 

Aziz Sancar’a bilim ödülü getiren iklimin Türkiye’de de oluşturulması gerekiyor. Şayet oluşturulmazsa ne olur?

Esas soru bu. Bilim iklimi oluşturulmazsa ne olur?

Dünya “Endüstri 4.0 Devrimi”ni yaşıyor. Bilgisayarların entegre çalışacağı ve ihtiyaç duyulan işgücünden tutun da cerrahi gibi hassas çalışmalara kadar birçok işi robotların yapacağı bir dönem bu.

İki basit örnekle biraz daha açayım konuyu: Bebek bezleri çipli olacak mesela bundan sonra. Bebeğin dışkısını ya da idrarını tahlil edip sonucu hekimin bilgisayarına atacak bu çip. Doktor, bu sistem sayesinde çocuğu görmeden teşhisini koyup reçetesini yazma imkânına kavuşuyor. Çocuk hastaların yüzde 90’ının doktora gitmeyeceği söyleniyor.

Bir diğer örnek de çamaşır makinesi olsun. Çamaşır makineleri artık daha akıllı: Atılan çamaşırın cinsine göre ilaç miktarını ayarlayabiliyorlar.   

“Ne var bunda, bastırırım parayı çipli çocuk bezi de alırım, çamaşır makinesi de” diyorsunuz değil mi? Merak etmeyin, çok insan böyle diyor ve doğru. Tüketici kendisi için en faydalı şey ne ise onu satın alır.

Da… Üretim ayağı var bir de. O ne olacak? Bu çip ve çamaşır makinesini üretebilecek misiniz? Hadi ürettiniz diyelim? Çipi ve çamaşır makinesinin yazılımını mı üreteceksiniz, bez ya da makine gövdesini mi? Çip ya da yazılımın katma değeri çok yüksekken, makinenin gövdesi ya da bezin katma değeri düşük çünkü. Hangisi?

Çip üreten ülke iseniz kalkınır, bez üreten ülke olursanız “Orta Gelir Tuzağı”ndan çıkmak için çırpınır durursunuz! Kararı siz verin.

 

 

BizGençler