Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Beslenme kültürümüz değişti

Birçok alışkanlığımız gibi beslenme alışkanlığımız da değişti!

Eskiden “bir gram et, bin ayıp örter” düşüncesi hâkimdi; hatta zayıf birini gören “Geçmiş olsun” der ve “Zafiyet mi geçiriyorsun” diye sorardı. Şimdi ise “Harika olmuşsun, formülünü söyle, ben de uygulayayım” deniyor.

Kişilerin beslenme alışkanlığındaki değişim her şeyi yoluna koymuyor aslında. Belki de bozuyor! Dünyada 2 milyar insan açlık sınırının altında yaşıyor. 2 milyar insan da obez!

Olumsuz bir konudan söz ederken “Tadı tuzu kalmadı” denirdi. Şimdi ise şeker ve tuz “zehir” ilan edildi ve  “tatsızlık, tuzsuzluk” makbul hale geldi.

Eskiden “Cıvık” insanlar bir şey yapsa “Tuzsuzluk yapma” denir ve oturtulurdu. Şimdi “tuz olmasın” isteniyor.

Eskiden “ekmek” esas besin kaynağıydı. Diğer yiyecekler ekmeğin içine konan “katık” olarak nitelendirilirdi. Şimdi “ekmek” yemek arasında yenin “katık” oldu.

“Ekmek” tüm toplumların kutsalıydı. Yerde gören alır öper ve yüksekçe bir yere koyardı ki, üzerine basan olmasın.

Çalışana “ekmeğini kazanıyor”, “cömert kimseye “ekmeği yenir”, çalışkan olanlara “ekmeğini taştan çıkarıyor” denirken, kötü niyetlilere “adamın ekmeğiyle oynama”  diye tembihte bulunulurdu. Ekmek o kadar çok değerliydi ki, yemin eden “ekmek çarpsın” diye yemin ederdi.

Medeniyet “buğdayın öğütülüp ekmek yapılmasıyla” başlamıştı. Hepsi unutuldu.

Ne ekmek yeniyor, ne tuz ne şeker. İçinde şeker var diye meyve yemeyenlerin sayısı artıyor. Hâlbuki vücudun hepsine ihtiyacı var.

Aslında her şeyde olduğu gibi beslenmede de orta yolu takip etmek lazım ama Türk’üz, ifratla tefrit arsasında gidip gelmeyi severiz.

 

 

BizGençler