Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

BİZ "TEK ADAM"LIĞI SEVERİZ!

Şunun şurasında dört hafta kaldı. Anayasa değişikliği için referandum oylamasına gün sayıyoruz. Türkiye, 16 Nisan Pazar günü sandık başına gidiyor.

Yüzde 50’nin üstünde “Evet” oyu çıkarsa Türkiye’nin yönetim sistemi “Cumhurbaşkanlığı Hükümeti” olacaktır; “Hayır” çıkarsa “Parlamenter” sistem devam edecektir.

Ak Parti ve MHP Genel Merkezi başta olmak üzere  “Evet” oyu isteyen partilerin kendilerine göre birçok makul sebepleri varsa da en fazla “Yönetimin tek elde toplanmasının” hükümete hız kazandıracağını iddia ediyorlar.

CHP ve diğer “Hayır”cılar ise “Tek Adamlık”tan dem vuruyorlar ve “Koca ülkenin geleceği bir kişiye teslim edilemez” diyorlar.

Ak Parti her ne kadar CHP’nin “Tek Adam” tezine “Yok öyle şey” diyorsa da Türkiye’nin kültüründe “Tek Adam” yönetimine karşı bir teamülün, hatta sempatinin var olduğunu söyleyebiliriz.  

 

Tek Adam Devleti

 

Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarından kalmış yanlış mirastır bu “Tek Adam” yönetimi bilgisi. Osmanlı’da çok köklü ve sistematik bir yönetim şekli olmasına rağmen o bilgi yeni nesle “Tek Adam” şeklinde aktarılmıştır. Toplum, sadece padişahları tanımaktadır. Dolayısıyla veziriazam – sadrazam (başbakan), paşa unvanıyla anılan vezirler (bakan – vali), dini konularda en yüksek derecede bilgi ve yetki sahibi şeyhülislamlar… Her türlü davaya bakan kadılar (mahkeme başkanı)  pek bilinmezler.

Devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı divan-ı hümayunları da unutuldu. Divan-ı hümayunların dışında ayrıca divanlar da vardı; onlar da hesaba katılmaz oldu. Osmanlı’daki o köklü sistem unutuldu gitti.

Türkiye’de Osmanlı kültürünü sahiplenen ve ondan bahseden kesim her ne kadar muhafazakâr kesim ise de onların tüm bilgileri, kulaktan dolma bilgilerden ibarettir.

Bu kulaktan dolma bilgiyle “Evet” demeye hazırlanan çok sayıda insan olduğunu söylemek mümkündür. Şimdi o kişilere  “Sizin iyi niyetinize saygı duyuyorum ama işler sizin bildiğiniz gibi değil” desen, “Git işine” derler. “Sen bizden iyi mi bileceksin?”

Hâlbuki o köprülerin altından çok sular aktı.

 

Hukuk Devleti

 

Türkiye son 100 yıldır “Hukuk Devleti” olmaya çalışıyor. “Devletin, kurumların ve fertlerin mukadderatı tek bir gücün elinde olmasın. Hak ve özgürlüklerden herkes adaletli bir şekilde faydalansın ve kanun karşısında herkes eşit olsun” diye mücadele veriyor.

Türkiye “Hukuk Devleti” olma yolunda hiç mesafe almadı değil, aldı fakat daha gitmesi gereken çok yol var. Bu yol alışlarda en büyük engel, o kulaktan dolma bilgilerdir. İddialı bir söz ama öyle: Devletin gücünü kendi ya da yakınlarının çıkarı için kullanmak isteyenler, halkın o kulaktan dolma bilgisini suiistimal ederek hedeflerine ulaşıyorlar. Ülkede darbe yapan kişiler dahi bu yola müracaat etmişlerdir.  Darbe yapanlar “Sizi, kötülerden kurtardık” demiş ve “Tek Adam” koltuğuna çıkıp oturmuşlardır. “Tek Adam” olmaya niyetlenenler ise vaatte bulunurken, “Sizi, kötülerden kurtaracağız” demektedirler. “Ha Veli Ali, ha Ali Veli!”

Hadi diyelim ki, “halk kulaktan dolma” bilgisiyle “Tek Adam” sistemine “Evet” diyor. “Tek Adam” sistemini isteyenler neden istiyorlar?

Esas sorgulanması gereken husus bu aslında:  Parlamenter sistemde her şey avcunun içindeyken bir yönetici neden “Tek Adam” olmak ister?

Bunun iki nedeni vardır. “Toplumun içindeki özlemi yerine getirmek.” Bir diğeri ise “Tek Adam olmayı hukuki bir zemine oturtmak”tır. Millet bana yetki verdi!

50 milyon seçmen sandık başına gittiğinde içindeki “Tek Adam”a oy verecektir. “Tek Adam” isteyenler “Evet”, “Tek Adam” istemeyenler de “Hayır” oyu kullanacaklardır.

 

 

 

 

 

 

BizGençler