Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Çayın taşıyla çayın kuşunu vurmak!

Detaylarla uğraşırken esası kaçırıyoruz.

 

İktidar Partisi, “Amerika IŞİD’le mücadele ediyor etmesine ama diğer bir terör örgütü olan YPG’ye göz kırpıyor” türü açıklamalarla kamuoyu oluşturmaya çalışıyor.

Ya da “PYD’nin ve onun silahlı gücü olan YPG’nin terör örgütü olduğunu Amerika’ya bir türlü anlatamadık” deniyor.

Amerika için PYD, YPG, PKK ve IŞİD arasında hiçbir fark yok. Bunu böyle bilmemiz lazım bir kere.  

Bunların hepsi Amerika tarafından “çayın taşı” olarak görülüyor.

Onun gözü “çayın kuşu”nda: Amerika “çayın kuşu”nu istiyor.

“Çayın kuşu”nu avlamak için de “çayın taşı”nı kullanıyor!

Amerika bölgenin yeraltı kaynaklarını yönetmenin peşinde: Saddam, Kaddafi ve Esad onun için birer tehdit unsuruydu.

Kendi askeri gücü ile Iraklı muhalifleri harekete geçirdi ve Saddam’ı devirdi.

Bölge halkına “Arap Baharı” diye dışı şekerle kaplı bir hap içirdi ve Kaddafi’yi kendi halkına linç ettirdi.

Geriye bir tek Esad kaldı. Eli kolu budanmış bir Esad. Onu da Rusya’ya havale etti.

Saddam’ın güçlü Irak’ında şimdi üçlü bir yönetim var: Bağdat Merkezi Hükümeti. Erbil Merkezli Kürt Yönetimi. Musul’da Yerleşik IŞİD.

Irak’ta sayısız aşiret ve aidiyetler var ama her birisi kendisine yakın bulduğu bu üç yönetimden birinin bayrağı altına girme durumunda kaldı, daha doğrusu ABD tarafından bırakıldı.

ABD’nin bölgedeki en başarılı stratejisi budur ve başarılı da oldu.

Bağdat Hükümeti Şii bağlantılı ve İran’a göbek bağıyla bağlı ki, diğer ikisi ile işbirliği yapma şansı 0 (sıfır)!

Kürtler ve IŞİD de öyle. Onların da diğerleriyle ittifak yapması düşünülemez. Kim “bit”i kadar sevmediği bir toplulukla ittifak yapar da IŞİD veyahut Peşmerge bir diğeriyle işbirliği yapsın.

Hâsıl-ı kelam bu üçlünün ittifak yapması nasıl imkânsızsa, birinin sistemin dışına çıkıp diğer ikisini yalnız bırakması da o kadar imkânsız. Kör topal yuvarlanıp gitmeye elleri mahkûm.

Amerika’nın “Irak” diye bir problemi kalmadı yani. Biri aykırı bir hareket yapacak olsa, diğer ikisini onun üzerine salar ve anında hizaya getirir. Çayın taşıyla çayın kuşunu vurmak, derken; bunu diyorum.

Bölgenin problemi IŞİD, Kürt ya da Şİİ değildi. Bölgenin meselesi “Suriye kimin olacak” – “Irak kimin olacak” meselesiydi, o da; Amerika ile Rusya anlaştı ve karara bağlandı.

Amerika petrol rezervi yönünden zengin olan Irak’ı, Rusya ise kendisine sıcak denizlere inme fırsatı veren Suriye’yi kontrol edecek. Karar bu.

Rusya bir konuda daha hazıra kondu. Şİİ, Kürt ve IŞİD üçlü yönetimi ideal bir yönetim tarzı ve Irak’ta başarılı oldu. Velev ki biri “caz” yaptı, diyelim; diğer iki “taş”ı at ve ona haddini bildir.

Suriye’de Nusayri (Suriye Alevisi)  kökenli Esad Hükümeti, Vehhabi meşrepli IŞİD ve Kürtlerden oluşan üçlü bir yönetim kuruluyor.

Türkiye bir dördüncü aktör olabilir mi? Ya da Kürtlerin yerine geçip üçlü yönetimin bir parçası olabilir mi?

Sözün özü: Amerika’nın ya da Rusya’nın bölgedeki aidiyetlerle işi yok. Birine yakın olur veya birinden uzaklaşırsa o eylemin altında menfaatini aramak lazım.

  

 

 

 

 

 

BizGençler