Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

ÇILDIRAN DOLAR TÜRKİYE'Yİ NASIL ETKİLER?

Amerikan Doları’na Türk Lirası karşısında değer kazandıran olayları 3 ana başlık altında toplamak mümkün. 1) ABD 2) Avrupa 3) Türkiye’nin kendi problemleri ve Ortadoğu.

ABD Merkez Bankası FED zaten iki senedir faizleri arttıracağını söyleyip duruyordu. En sonunda 2016 yılının Aralık ayında 25 baz puan arttırdı ve 2017’de de üç defa artış yapacağını açıkladı.

ABD ile ilgili esas şok Donald Trump’ın başkan seçilmesiyle yaşandı; tüm dünya şoka girdi. Trump bilinmeyen yanları fazla olan bir lider olmasına rağmen sosyal medyada yaptığı açıklamalar ve ekibine seçtiği kişiler ile nasıl bir yol takip edeceği hususunda meraklılarına bir ipucu vermiş oldu.   

20 Ocak 2017 günü Beyaz Saray’a çıkıp ABD Başkanlık Koltuğu’na oturmasıyla birlikte Amerika’da yatırım hamlesi başlatacağı, dolayısıyla paraya fazla ihtiyaç duyacağı ve bu da dolarla borçlanmak isteyenlerin daha fazla faiz ödeyeceği gerçeğini kesinleştirdi.  

 

ABD ve Avrupa etkisi

 

Hakeza Avrupa. Avrupa ülkeleri birer ikişer AB üyeliğinden ayrılma kararı almaya başladılar ve bu kararları referandumla pekiştirmeyi de ihmal etmediler. İngiltere ve İtalya referandumlarını tamamlarken, İskandinav ülkeleri seslerini yükseltmeye başladılar ve ayrılma konusundaki isteklerini kararlı bir şekilde dile getiriyorlar.

Piyasa, ABD ve Avrupa ülkelerinin yaşadığı değişimi satın aldı. Dolayısıyla dolardaki artışın sona ermesi lazımdı ama tam aksi oldu, dolar hemen her gün yeni bir rekor kırmaya devam ediyor. 2015 yılında yüzde 25 değer kazanan dolar, 2016’da Türk Lirası karşısında yüzde 20 değerlendi. 2017 yılı daha da çarpıcı gelişmelerle geldi ve Türk Lirası 8 işlem gününde dolar karşısında yüzde 10.21 oranında değer kaybetti.

Türkiye tıpkı diğer ülkeler gibi Amerika ve Avrupa ülkelerinde yaşanan olaylardan olumsuz etkilendi elbette ki ama yine de doların son üç sene içinde yüzde 60’ın üzerinde değer kazanmasının üçte biri dış etkilerden ise, üçte ikisi Türkiye’nin iç meselelerinden kaynaklandı.

 

Türkiye’nin kendi meselesi

 

Türkiye terör belası ile cebelleşiyor. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Suriye’de El Bab’a girdi. Irak’ta Başika Kampı’nı terk etmesi için Deaş örgütünün temizlenmesini şart koşuyor.

Irak Hükümeti Türkiye’nin Musul operasyonundan sonra Başika Kampı’nı terk edeceği hususunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Türkiye ise “Bölge terör örgütlerinden tamamen temizlenince Irak yönetimiyle oturur anlaşırız. Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılıyız” ifadesini kullanıyor. “Çıkmayı düşünmüyorum” demenin diplomatçası yani!

Türkiye NATO üyesi ülkelerden Deaş, PYD, YPG ve FTÖ’nün terör örgütü olduğunu kabul etmelerini istiyor, ne onlar ne de Rusya, Deaş haricinde hiçbirini terör örgütü saymadı.

 

Türkiye’nin ne yapması lazım

 

Bu kadar olumsuz gelişme üst üste gelince Amerikan doları her gün rekor kırmayı alışkanlık haline getirdi. Gündüz kıramamışsa akşam kırıyor.

Dolar/TL 3.90’ı, Euro/TL 4.10’u gördü. Kritik eşik 3.68 liradır. Şayet dolar bu hafta sonu 3.68 seviyesinin altına inerse yatay seyre geçecek demektir. İnmezse dolar 4 TL üzerine çıkar ki, bu; enflasyon ve zam demektir. Enflasyon ve zam ise yatırımların durması ve işsizlik demektir.

Türkiye’nin bu handikabı aşması için uyguladığı dış politikayı gözden geçirmesi, AB kriterlerini dikkate alması, komşuları ile barış içinde yaşamaya hazır olması ve terör belasına ne yapıp edip çare bulması gerekiyor.

Bu kadar şeyi yaptı yaptı, yapamadı yandı! Türkiye komşuları sıcak savaşın içindeyken, şehirlerinde terör olayı yaşanırken ve toplumu iki parçaya ayrılmışken ne reform yapabilir, ne de ticari faaliyetlerini arttırabilir.

 

Borç yok ama garanti var

 

Ekonomi durgunluğa girerse ne yollardan geçmesi beklenen araç sayısına erişilir, ne de köprüden geçmesi beklenen TIR’lar geçer. Devletin fazla dış borcu yok ama “garanti”leri var. Garanti verdiği şirketlerin bu sene yenilemeleri gereken 150 milyar dolar dış borçları var. Müteselsil borç!

Devlet yolu, köprüyü, havalimanı“yap-işlet-devret” sistemiyle inşa eden firmalara “geçiş” ya da “uçuş” garantisi verdi. O “geçiş” ve “uçuş”lar gerçekleşmezse devletin ödeme yapması gerekecektir. Bu da ayrı bir maliyettir.  

“Özel sektör tökezlese dahi kamu yoluna devam eder” durumu yok yani!

 

 

 

BizGençler