Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Cumhurbaşkanı ve kabinesi

Türkiye'nin bugün geçeceği yeni sistemin adı her ne kadar “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ise de sonuçta “Başkanlık Sistemi!” Ki, o da Türk usulü!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün (9 Temmuz 2018 Pazartesi) 16.00’da Meclis’te yemin etmesiyle birlikte Türkiye “başkanlık sistemine” geçiyor. “Parlamenter Sistem” ve “Başbakan”ın tarihe karışmasına bir günden az bir zaman kaldı.

Erdoğan’ın yemin etmesinden hemen sonra bakanlıkların yapılanma şekillerine açıklık getiren ilk “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” yayınlanacak ve Erdoğan, 16 bakandan oluşan kabine üyelerinin isimlerini paylaşacak kamuoyuyla.

Kabine birçok yönden önem arz ediyor:

1)      O isimlere bakıp Erdoğan Hükümeti’nin yol haritası hakkında bir bilgi edinmemiz mümkün olacaktır.

2)      Dış politikada bir değişiklik olup olmayacağını da bakanların isimlerini öğrendikten sonra anlayacağız.

3)      Bakanların “Peki efendim”ci mi yoksa “Şöyle yapsak daha uygun olur”cu mu olacağı hakkında kanaat sahibi olmamız da ancak o isimleri öğrenmemizle mümkün olacaktır.

4)      Danışmanlar.

 

Danışman, bakan kadar önemli

 

Bu maddelerin hepsi çok önemli mutlaka ama dördüncü madde hepsinden önemlidir. Danışman da bakan kadar önemlidir çünkü. Onları önemli yapan bu sistemin “ehliyet” ve “liyakat”i öne çıkaran bir sistem olmasıdır. Eski sistemde bakan seçerken başbakanlar bölge ve şehir dengelerini gözetirlerdi. O geride kaldı. Bu dönem “liyakat” ve “ehliyet” dönemidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan da zaten kabinesini kurarken “ehliyet” ve ”liyakat”e önem verdiğine bu nedenden dolayı vurgu yapma ihtiyacı duydu.

Eğer bakanlar “ehliyetli” ve “liyakatli” olursa, bakan yardımcıları, daire başkanları ve ofis yöneticileri de “ehliyetli” ve “liyakatli” olur. “Peki efendimci” olurlarsa o zaman da hepsi tepeden tırnağa “peki efendimci” olur ki, farklı fikir ve farklı bilgi girmez sisteme. “Faiz neden, enflasyon sonuçtur” denir ve tüm sistem bu düşünceye uydurulmaya çalışılır!

Dünyadaki “danışmanlık” hizmetlerinin “ücretli” verildiği gibi “gönüllü” de verildiğine şahit oluyoruz.

İster “ücretli” ister “gönüllü” olsun. Türkiye’de devletine katkı vermek maksadıyla gönüllü hizmet verecek birçok iş adamı ve yönetici çıkacağı kanaatindeyim. Yeter ki, onlara harcayacakları mesainin devletlerine katkı sağlayacağı yönünde güvence verilsin. O güven olmazsa Erdoğan çıra yakıp arasa, gene de ne “ücretli”  danışman bulabilir, ne de “gönüllü” danışman bulbilir!

Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün birçok ülkeden gelecek olan 22 devlet başkanı ve yurt içinden davet ettiği sanatçı, akademisyen ve şehit aileleriyle kutlama yapmaya hazırlanıyordu. Tekirdağ’da feci tren kazası yaşandı ve şu ana kadar 24 vatandaşımız hayatını kaybetti. 100’den fazla yaralı var.

Biliyoruz ki, Erdoğan bu gibi insani hadiselerde fazlasıyla hassas davranıyor. Kutlamaları bu acıyı artırıcı bir şekle sokmayacağını ümit ediyorum.

 

BizGençler