Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Dağın taşıyla dünyanın kuşunu vuruyorlar

Türkiye coğrafyası maden yönünden pek zengin değilse de dağı taşı bol bir coğrafyadır. Bundan 41 yıl önce o taşlarla sadece bina inşa edilirdi.

İrili ufaklı birkaç mermer tesisi de vardı tabii ve onların ürettiği mermerden mezar taşı, hamam kurnası ya da mahalle aralarına çeşme yapılırdı.

Mermer ihracatçıları, 2 Şubat 1976 günü kurdukları Türkiye İhracatçıları Birliği çatısı altında toplandılar. Dünya pazarını öğrenmek ve o pazarlara mermer ihraç etmek maksadıyla kurulmuştu bu Birlik.

O seneki sayıları 115’ti ve 125 milyon dolar ihracat gerçekleştirmişlerdi. Aradan geçen 41 yılda üye sayısı 3 bin 476 oldu, ihracatı ise 3 milyar 800 milyon dolara çıktı. 2023 yılı hedefi ise 6 milyar doları doğal taş olmak üzere 15 milyar dolar.

 

Zor yıllar

 

2016 yılı Türkiye için zor bir yıldı.  Kriz üstüne kriz yaşadı. 15 Temmuz Darbe Girişimi ise hepsinin üstüne tüy dikti.

Madenciler de etkilendi tabii bu olumsuzluklardan. 2015 yılında 4 milyar 200 milyon dolar ihracat gerçekleştirmişken 2016 yılında bu rakam 3 milyar 800 milyon dolara düştü.

Doğal taş sektörü uzun vadeli stratejiler geliştiren, yatırımlarını ona göre yapan ve kaliteden asla taviz vermeyen bir sektördür. Türk mermeri bugün dünyanın en popüler ürünü olmuşsa, sektör temsilcilerinin işlerine gösterdikleri titizlikten dolayı olmuştur.

Mermer sanayicileri daha önce blok halinde sattıkları mermeri şimdi kurdukları modern tesislerde işliyor ve katma değeri yüksek fiyatla ihraç ediyorlar.

Ar-Ge yatırımlarını, inovasyonu, tasarım ve markayla sentezleyen sektör hem içeride hem dışarıda yüksek standarda ulaşıp kaliteyi yakaladı.

 

Dağın taşıyla dünyanın kuşu

 

Mermercilerin “Dağın taşıyla dünyanın kuşunu” vurduklarını söylemek hiç de abartılı bir benzetme olmaz.

Türkiye Maden İhracatçıları Birliği 1986 yılında bugünkü adı olan İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) adını aldı.

İMİB Başkanı Ali Kahyaoğlu, çalışkanlığının yanı sıra vefalı tutumu ve mütevazılığıyla da üyelerinin gönlünde taht kurmuş bir iş adamı.

 

41 kere maşallah

 

Dün 41’inci yıl kutlamaları (41 Kere Maşallah) münasebetiyle Yenibosna’daki Dış Ticaret Kompleksi Binası’nda mütevazı bir tören tertipleyen Ali Kahyaoğlu, ihracatçı firmalara plâket verdi.

Her şeyin zor olduğu bir dönemde ihracat yapma başarısı gösteren firmaların bir plâketle de olsa gönüllerinin alınması fevkalade motive edici bir hareketti ve Ali Kahyaoğlu onu yaptı.

 

Başkan farkı

 

İMİB gibi kurumlarda görev alan yöneticilere çok önemli görevler düşüyor. Teşvik mesela. Devlet belli dönemlerde belli teşvikler uyguluyor. Fuara katılana ayrı teşvik veriyor, istihdama katkı sağlayana ayrı. Marka olma yolunda ilerleyene ayrı, tasarım yapana ayrı.

İMİB gibi kurumların görevi, üyelerini bu teşviklerden haberdar etmektir. Dünyadaki gelişmeleri de onlar aktarması lazım üyelerine. Bu uygulama firmalara zaman kazandırdığı gibi bilgiye ulaşma maliyetlerini aşağı çekmelerine de yardımcı oluyor.

Ali Kahyaoğlu çalışkan bir lider. Hem kendisi çalışıyor, hem kurduğu ekibi çalıştırıyor. Dolayısıyla İMİB yönetimi başarılı bir performans sergiliyor.

Ali Kahyaoğlu’nun vefasına da bir örnek verip kapatayım mevzuu.

 

Vefa duygusu

 

Plaket töreninden önce kısa bir slayt gösterisi yapıldı, 41 yılı anlatan. 41 yılda görev yapan yönetim kurulu başkanları da sayıldı o tanıtım filminde tek tek.

Ali Kahyaoğlu yaptığı konuşmada “Filmi görünce aklıma geldi” dedi ve ekledi. “O başkanlarımızdan hayatta olanları da davet etmemiz lazımdı. Kendilerinde özür diliyorum.”

Geç de olsa hatırlamak ve en önemlisi özür dilemek de erdemdir. Türkiye’nin Ali Kahyaoğlu gibi erdemli yöneticilere ihtiyacı var. Onların sayısı artmalı ki, Türkiye’nin büyüme potansiyeli harekete geçsin.

 

 

 

 

BizGençler