Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Darbe Anayasasından kurtulacak mıyız?

Ak Parti de dâhil bütün iktidarlar “Darbe Anayasası”na son verme vaadiyle geldi ancak Türkiye hâlâ 1982 Anayasası ile yönetiliyor.

Darbe Anayasası, 12 Eylül Darbesi’ni gerçekleştiren Orgeneral Kenan Evren’in hazırlattığı anayasaydı. O günden bugüne sayısız iktidar geldi ama hiçbirisi değiştirmedi o Kenan Evren ya da 1982 Anayasası’nı. İşlerine gelmedi çünkü.

Hakeza YÖK. Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) kuruluşu Anayasa’dan da önce; kimler neler demedi ki YÖK için. Liderlerin ağzını doldura doldura konuşmasına bakan da iktidara gelir gelmez YÖK’ü kaldıracak sanırdı ama hâlâ var YÖK; hem de eskisinden daha köklü!

Şurası bir gerçek ki; iktidarlar ne Anayasa’nın değişmesini istiyorlar, ne de YÖK’ü kaldırmak için teşebbüse geçiyorlar. O bir güç ve gitmesini hiç isteiyorlar. İstemiyorlar çünkü Kenan Evren’in kullandığı yetkiyi kullanıp başını kaldıranı kolayca susturabiliyorlar. Hâl böyle iken neden kaldırsın ya da değiştirsinler ki?

 

Yamalı bohça

 

Ha, şunu yapıyorlar. Orasından burasından biraz kırpıp onun yerine başka bir şey yapıştırıyorlar ve Kenan Evren’in Anayasası’ndan ya da YÖK’ünden daha güçlü bir demir eldivene sahip oluyorlar.

Anayasa’yı değiştirip halka özgürlük tanımanın riski var bir kere. Vatandaş kalkıp “Keyfi yönetimi bırak” deyiverir mesela. Vatandaşın, serbest bırakıldığı takdirde ne yapacağını kestirmek mümkün değildir.

Üniversite öğrencisi de öyle. Birazcık gevşetiversen zıvanadan çıkar! Hele öğretim üyeleri: Dünyaya şekil vermeye kalkarlar, peşlerine taktıkları öğrenciyi yoldan çıkarırlar! En garantilisi, darbecinin kendine özel yaptırdığı zırhı kuşanıp oturmaktır! Ayrıca, darbeciye istediği kadar veryansın etmesi de cabası!

 

Anayasa kahramanları!

 

Bu Anayasa değiştiren kahramanlar 1982’den önce de vardı. Onlar da yine bir darbe Anayasası olan 1961 Anayasası’nı değiştireceklerini söylerken kasım kasım kasılıyorlardı kasım ama yamalı bohçaya çevirip bıraktılar.

Türkiye 16 Nisan günü referandum için sandığa gidiyor. Güya anayasa değişecek! Meydanlarda yapılan açıklamalara, televizyon ekranlarında verilen sözlere bakarsanız 1982 Anayasası’nın tamamı değişecekmiş gibi bir hava estiriliyor.

Yalan! Külliyen yalan!

Geçmişte 63 madde üzerinde anlaşmışlardı. Şimdi 18 maddelik Anayasa değişikliği için Türkiye referanduma gidiyor.  Geride 160 madde var ve hangi bahara değişir kim bilir?

 

Sallama yarışı!

 

Bir de siyasi partilerin referandum kampanyalarında sarf ettikleri sözlere ve sloganlara bir bakalım:

CHP; “Tek Adamlık” diyor da başka bir şey demiyor. “Koskoca ülke tek kişiye teslim edilemez!”

MHP; “Devlet için, millet için, hükümet için ‘Evet’ diyeceğiz” diyerek çıktı yola.

Lafın çoğu İktidar Partisi’nden geliyor tabii…

Ak Parti “Bu sistem, hızlı ve etkili icraat imkânı veriyor” diyor ve sıralıyor:

“Türkiye kısa sürede üç misli büyüyecektir.”

“Evet, deyin; yargı hem bağımsız ve hem de tarafsız olsun.”

“Yeni sistem, terörün sonunu getirecektir.”

“Bu sistem ülkemiz için bir fırsattır. Bu sistem sayesinde darbe dönemleri tarih olacaktır.”

Eğri oturup doğru konuşalım. Toplumda fikri takip gelişmemiştir. Vaat ettiklerini yerine getirmeyen iktidarın karşısına dikilip “Hani ekonomiyi üç misli büyütecektin” diye hesap sorma alışkanlığı yoktur.

Bunun böyle olduğunu bilen siyasiler sallıyor da sallıyorlar.

‘Sallamasınlar! Vatandaşın zaafından yararlanmasınlar’ demenin bir âlem yok.

Da… Demesen daha fena! Olan vatandaşa oluyor çünkü. Ülkeye oluyor.

 

Yatırımcı gelmiyor!

 

Türkiye’nin mevcut iç tasarrufuyla (ki, en fazla yüzde 20’dir) ülkenin ihtiyacı olan yatırımları yapmanın ve her sene 700 bin kişiye iş sahası açmanın imkânı yok. Dolayısıyla dış kaynağa ve yabancı yatırımcıya ihtiyaç duyuluyor.

Türkiye’nin daha fazla yatırımcı çekmesi ve daha düşük faizle borçlanması için “Hukuk Devleti” olması lazım.

Siyasetçilerin kendilerini koruyan sistemi terk etmeme arzusu, ülkenin gerekli kaynaklara ulaşmasını engelliyor. Vatandaşın işsiz kalmasına neden oluyorlar.

Son söz: “Bencil” olmayı terk edip “bizcil” olmanın yolunu bulmamız lazım. Yoksa ne kalkınma olur, ne de büyüme!

 

 

 

 

 

 

BizGençler