Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

DEAŞ'ı ezip geçmek mi dediniz?

Adına her ne kadar “Arap Baharı” demişlerse de kış mevsimi nedir bilmeyen coğrafyada 2010 yılından beri sürekli kış yaşanıyor. Hem de ne kış! Tipi, fırtına ve kasırgalarla dolu bir kış mevsimi.

Şiddetli fırtınaya yakalanan on binlerce insan hayatını kaybetti. Milyonlarca insan oradan oraya savruldu. Çocuklar yetim, genç kadınlar dul kaldı.  

Tunus’ta başlayan (sözüm ona) “Arap Devrimi”nin ilk kıvılcımı Tunus’a düşmüşse de kısa sürede Fas ve Cezayir üstünden Libya’ya sıçradı. Kaddafi’nin canını aldı. Oradan Mısır’a ve Yemen’e düşen ateş tüm Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerini etkisi altına aldı; geçtiği her yeri yakıp yıktı.

Beşar Esat kendi yönetim tarzına güveniyor ve o günlerde “Bu ateş Suriye’ye düşmez” diyordu ama 2011 yılında düştü. Hem de çok şiddetli düştü.

 

Durum muhakemesi

 

Suriye’de yaşanan iç savaş Türkiye’yi de fazlasıyla etkiledi. Türkiye 6 senede 3 milyon Suriyeli göçmen kabul etti.

Türkiye’nin durum muhakemesi yapmasının vakti geldi de geçiyor.

Suriyeli mültecilerin kısa sürede ülkelerine dönme ihtimalleri yok. Bu kesin.

Türkiye’nin Suriyeliler için yaptığı harcamaları birilerinden alması da söz konusu olamaz. Bu da kesin.

Suriyelileri iş sahibi yapması da imkân dâhilinde görünmüyor. Bu da kesin.

O halde uzun vadeli bir plan yapılmalı ki, ülke şaşkınlıktan kurtulsun.

Hepsinden önemlisi de PYD ve onun silahlı kanadı olan YPG’yi Türkiye’den başka hiçbir ülke terör örgütü saymadı. Bu meselenin iyi bilinmesinde fayda var.

ABD ve Rusya PYD ile müttefik olduklarını her fırsatta dile getiriyorlar ve YPG ile askeri eylemler gerçekleştiriyorlar.  

Bu şartlarda Türkiye’nin kendi kendini yalnızlaştırmak yerine yeni bir strateji çizmesinde ve elini güçlendirecek pozisyon almasında fayda var.

 

DEAŞ’ı tarihten silme sevdası!

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her fırsatta Türkiye’nin çok güçlü bir ülke olduğunu belirtiyor ve “DEAŞ” örgütünü anasından doğduğuna pişman edeceğini iddia ediyor. Bunun için ABD ve Rusya’nın karar vermesinin yeterli olacağının altını çiziyor.

En kritik burası işte? Soruyu da ona göre sormak lazım.

ABD ve Rusya “DEAŞ”ın tarihten silinmesini isterler mi acaba?

Asla istemezler!

İstemezler çünkü DEAŞ onlar için önemli bir unsurdur.

Neden böyle söylediğimi şu soruyu cevaplandırdıktan sonra vereyim ki, mesele daha iyi anlaşılsın.

Irak’ta üç ayrı güç vardır. Bunlardan birincisi Bağdat’taki Merkezi Yönetimdir ki, bu güç Şii’dir ve İran’la göbek bağı vardır. Daha da ilerisine bakarsanız Rusya’yı görürüsünüz. İkinci güç Kürt Peşmerge güçleridir. Üçüncü güç ise (kendisinin Sünni olduğunu iddia eden) DEAŞ gücüdür.

 

Şİİ - KÜRT ve DEAŞ üçgeni

 

Irak yönetiminin ABD kontrolünde olduğunu hepimiz biliyoruz. ABD, Irak’ın sadece Şii yönetimine terk etmeyi asla istemez. Birleşip kendi huzurunu bozma ihtimalleri vardır çünkü. Hakeza Kürtler; onlara da terk etmezler yönetimi. Suudi Arabistan’ın sivil ordusu kabul edilen DEAŞ’ı hiç istemez. Birbirine düşman üç gücün varlığı ABD’nin Irak’ı kontrol altında tutmasını kolaylaştırır ve petrol rezervleri bitinceye kadar problemsiz yönetmesine imkân verir.

Rusya’nın kontrolüne terk edilen Suriye için de geçerlidir bu formül. Beşar Esat’lı Şam Yönetimi İran denetimindedir. DEAŞ malum Suudi Arabistan’ın uzantısıdır. Kürtler de ayrı bir güçtür. Bu üç güç birbirleriyle asla müttefik olamaz ve düşman kardeşler olarak yaşar giderler. Bu da Rusya’nın işine gelir tabii. Onlar birbirleriyle didişirken Rusya’ya iş düşmez!

 

DEAŞ’ı vurmaya izin yok!

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan istediği kadar “ABD ve Rusya kabul etsin DEAŞ’ı coğrafyadan silelim” desin. Bu talebe ne Rusya “Evet” der; ne de ABD.

Dolayısıyla “DEAŞ”ı tarih ve coğrafyadan silme hevesini bir yana bırakıp Türkiye’nin sınırlarını güvenlik altına alarak; gerisini tarih sayfalarına terk etmesi gerekiyor.

ABD ve Rusya sınır komşumuz oldu. Hele Rusya üç taraftan kuşattı Türkiye’yi.

Türkiye’nin sınır komşularıyla iyi geçinmesi her halükârda menfaati icabıdır.

 

 

 

 

BizGençler