Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Deli Dumrul Köprüsü

Birkaç zamandır yazılıp çizilen, sosyal medyada paylaşılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile ilgili iddiaları cevaplayan Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan, Yavuz Sultan Selim ve Osmangazi köprülerinden dolayı devletin müteahhide para ödediğini doğruladı.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü, tıpkı havalimanları gibi “yap-işlet-devret” modeliyle inşa edildi. Müteahhit köprünün tüm maliyetlerini karşıladı ve sözleşme gereği işletip yaptığı harcamayı geri alacak ama devletin ona verdiği bir garanti var: Günde 135 bin araç geçeceği hususunda bir garanti bu.

Bu garantinin anlamı “Tek yönde en az 135 bin araç geçişini garanti ediyorum. Geçmezse farkı ben ödeyeceğim” demektir. Ki, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden en fazla araç geçtiği gün 120 bin araç geçti. Devletin cebinden her gün 15 – 20 bin araç için para çıkıyor. Daha doğrusu köprüyü hiç kullanmayan vatandaşın cebinden çıkıyor o para!

Osmangazi Köprüsü hepten felaket! Devletin 40 bin araç garantisi var ama geçe geçe 12 bin araç geçti; o da en fazlasıydı.

Fiyatlar yüksek olduğu için sürücü mecbur kalmadıkça geçmiyor bu köprülerden!

 

Sistemin ruhu

 

Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan “Yap-işlet-devret modelinin ruhunda var bu” dedikten sonra zaman geçtikçe köprüden geçen araç sayısının artacağını ve dolayısıyla devletin yaptığı ödemelerin de azalacağını bildirdi. Fıtratında ya da ruhunda varsa ne denebilir ki?

Ulaştırma Bakanı’nın bu sözleri temenni ve iyi dilekten öte bir anlam ifade etmiyor. Söyledikleri doğru ise de ödemelerin biteceğine dair bir ışık yakmıyor.

Dede Korkut’un çok bilinen bir hikâyesi var; DELİ DUMRUL! Daha önce anlatmıştım. Bir kere daha anlatayım.

Vakti zamanında Deli Dumrul adında bir yiğit kişi vardı.

Deli Dumrul namlı yiğit, kuru çayın üzerine bir köprü yaptırmıştı. Geçenden 33 akçe alıyordu, geçmeyenden döve döve 40 akçe!

Adı üstünde Deli! Deli Dumrul’a karşı gelmek mümkün mü?

Ahali, kuru bir çay üzerine köprü kurmanın mantığı olmadığı söyleyemediği gibi o kadar parayı bulup köprüden geçmesi de oldukça zor oluyordu! Hele köprüden geçmedikleri halde 40 akçe ödemek ve üstüne üstlük dayak yemek yüreklerine oturmuştu ama seslerini çıkaramaz, çaresiz önlerine bakarlardı!..

 

Bir tek döveni yok!

 

Yavuz Sultan Selim ve Osmangazi köprülerinin “Deli Dumrul Köprüsü”nden ne farkı var?

Vatandaş hiç geçmediği köprü için para ödüyor! Bir tek döveni yok!

Ak Parti’nin “Köprü yaptım. Havalimanı inşa ettim. Şehir hastaneleri açtım” diye övünmek hakkı, hakkı olmasına ama bu hizmetlerin sürdürülebilir olması için sanayi yatırımı da yapması lazımdı; hem de teknoloji ağırlıklı sanayi yatırımı yapmalıydı.

Eğer yarın o havalimanları, şehir hastaneleri de birer “Deli Dumrul Köprüsü” olursa ne yapacağız?

Ak Parti seçmenin hoşuna gidiyor diye köprü, duble yol, tünel, hastane, havalimanı yaptı. Bunlar inkâr edilemez gerçekler.

De… vatandaşın “Neden sanayi yatırımı yapmadın” diye sorma hakkı da vardır.

 

Ya hastaneler de Deli Dumrul Köprüsü olursa?

 

Emekli Mehmet Bey’e duble yol yaparsanız memnun olur ve o yolu yapan iktidara güle oynaya oy verir.

Mehmet Bey para yönünden fakirdir ama zaman yönünden zengindir. Paralı köprü yerine parasız yolu tercih eder.

Ak Parti’nin o yolu yaparken hesaba cebi para dolu iş adamları ve ekonomik değer taşıyan ticari araçları da katması lazımdı. Sanayi yatırımı olmayınca ticari araç sayısı da, cebi paralı iş adamı ve yönetici de az oluyor…

Dolayısıyla köprülerden paralı araç geçmiyor.

Ki o da, köprü maliyetlerinin devletin cebinden çıkacağı anlamına geliyor!

 

 

 

 

 

 

BizGençler