Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Din, güzel ahlaktır

Tek bir cümle ile anlatmak gerekirse, “İslamiyet, güzel ahlaktır” demekle maksat hasıl olur. İslam büyükleri anlatırken “Ne kadar iyilik ve güzellik varsa hepsi dinin içinde vardır” diyorlar ve “Dinde hiçbir kötülüğe yer olmadığını” da ilave ediyorlar.

 

İslamiyet güzel ahlaklı olmayı, komşuyla iyi geçinmeyi, yardım etmeyi, çocukları sevindirmeyi emreder. İftira atmayı, kötülük yapmayı, hakaret etmeyi men eder.

İyi ahlaklı bir Müslümanın hem iyilik yapması hem de kötülükten uzak durması şarttır. Tatlı konuşmak, kimseye sertlik yapma hakkı tanımaz.

Şayet birisi İslamiyet’in güzelliklerini tatlı tatlı anlatır, iş yaparken ise her türlü şiddeti kullanır, zulüm yapar ve etrafına zarar verirse o kişinin dinle alakası yoktur. Onun tatlı diline kanıp peşinden gidenler ise zalimi beslemiş olur ki, dinde hiç yeri yoktur bunun.

 

Siyasetçinin din konuşması

Siyasetçinin dini kurallara riayet edeni elbette ki makbuldür. Çalıp çırpmayan, yetimin halkını kollayan, garip gurebanın karnını doyuran, işsize iş veren siyasetçi başa taç edilir.

De… Siyasetçinin din konuşması hiç tasvip edilen bir şey değildir. Söylediklerinin hepsi doğru olsa dahi siyasetçinin din konuşmaması lazım. Hele din üzerinden siyaset! Hiç yapmaması lazım… İktidarlar, hizmet için vardır. Hizmet edip de gönül kazanmak çok zordur. Hizmetlerin bir beğeneni varsa, on beğenmeyeni vardır. Dolayısıyla iktidardaki parti mensuplarının sıkıştığında yalan söylemesi her zaman söz konusu olabilir. Yalan söyleyen bir ağızın da din konuşması hiç de arzu edilen bir şey değildir.

Onun için siyasetçinin elinden geldiği kadar dinin emrine uyması ama iş konuşmaya geldi mi susması gerekmektedir. Onun konuşmasının, dine zarar verme ihtimali çoktur çünkü.

Siyaset adamı siyaset konuşmalı, din adamı da din konuşmalıdır. “Çok parada haram, çok lafta yalan eksik olmaz” sözünü de hatırdan çıkarmamakta fayda var.

Geçmişte “Laiklik” çok konuşulurdu; sonuç ortada.  Şimdi de “din” konuşuluyor!

 

Cameron kendi işine baksın!

İngiltere Başbakanı David Cameron Türkiye’nin 30 yıldan önce AB üyesi olamayacağını söylüyor. Türkiye’de önce Batı eğilimli bir demokrasi, Türkiye’nin hukuk devleti olmasını istiyor.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş onu cevaplarken;  “İngiltere Başbakanı Cameron, İslam ve İslam ülkeleriyle uğraşacağına,  Almanya, Fransa, İtalya gibi AB üyesi ülkelerle bir araya gelip kendi geleceklerini konuşsunlar” dedi. Kendi işlerine baksınlar demeye getiriyor yani. De…Beş sene önce Batı, “Arap Baharı” dediğinde peşlerine ilk takılan kendileriydi. Niye o gün “İşinize bakın” demedi Türkiye? Deseydi, bugün yaşananların çoğu yaşanmazdı ve Türkiye’nin onu deme gücü vardı.

 

Endüstri 4.0 Devrimi

 

Endüstri malum bugüne kadar “Buhar”, “Elektrik” ve “Dijital teknoloji” devrimi olmak üzere üç dönem yaşadı. Bu üç endüstrinin üçü de insana yardımcı endüstrilerdi. İnsanoğlunun işini kolaylaştırdılar. Buharlı gemiler uzağı yakın etti. Elektrik enerjisiyle çalışan fabrikalar ağır işleri hafifletti. Dijital teknoloji kullanan işletmeler rekabet şansı kazandı ama hiçbirisi insana rakip olmadı. Endüstri 4.0 ise onu yapıyor; insanın yerine geçmeye hazırlanıyor! Düşünen, karar veren, duygusu olan robotlar geliyor…. Yemek derdi yok, uyku diye bir ihtiyacı bulunmuyor, “Bugün keyfim yok” demek aklından bile geçmiyor. 7/24 çalışan robotlar bunlar. Açığa çıkacak iş gücünü düşünebiliyor musunuz?

Mesai saatleri değişecek tabii. Herkese iş bulmak için devletler çareler arayacaklar. Bir tek, bu robotları üreten ülkelerin kafasının diniz olacağı söyleniyor. Ki, öyle.

Türkiye’nin bu endüstriyi ıskalamaması lazım… “Hele vakti gelsin, düşünürüz” demesi abesle iştigaldir. İktidarın böyle bir hataya düşmesi, ülkenin geleceğini karartması ile eş anlamlıdır.

 

“Laik rejim”i bir tek MHP uyguladı

Türkiye laikliği Batıdan aldı. Batı’daki laiklik anlayışı, din ile devlet işlerinin birbirine karıştırılmaması anlamına geliyorken, Türkiye’de dini ve dindarları köşeye sıkıştıran bir hüviyete büründü. Şimdiki iktidar ise dindar olana sempati gösterirken, dindar olmayanlara mesafeli duruyor. Bu uygulamanın her ikisi de toplumun bölünüp parçalanmasına neden oldu. İç barışı zedeledi.

MHP ise dindar olana da kendisine “laik” diyene de aynı mesafede durdu ve her ikisine de saygı gösterdi. Eğer Batı tipi “laikliği” merak eden olursa MHP’ye baksın.

 

 

 

BizGençler