Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Dindar kime denir?

 

Dindar demek “dini terimleri” çok konuşan kişi demek değildir. Dinin emirlerine riayet eden, yasaklarından kaçınan kişiye denir “dindar” diye. “Çok parada haram, çok lafta yalan eksik olmaz” sözü meşhurdur. 

Bir devlet adamı konuşmasına “Allahü tealanın izniyle” sözleriyle başlamışsa, ardını nasıl getireceğini kimse bilemez. Sözlerinin arasına fazlaca “Allahü teala şöyle emrediyor, böyle buyuruyor” cümlelerini serpiştiriyorsa, o kişinin verdiği sözü tutacağını kimse garanti edemez. Dolayısıyla “Ainesi işidir kişinin, lafa bakılmaz”  düsturundan hareket etmek hem en doğru yoldur, hem de en ihtiyatlı olanıdır.

 

Ucube inşaatlara kim izin veriyor?

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan yakın zamanda yaptığı bir konuşmada “Ucube inşaatlarla İstanbul’un güzelliğine çok yanlışlar yaptık” ifadesini kullandı.

Erdoğan daha önceleri de buna benzer sözler sarf etmişti. Tarihi Yarımada’nın siluetini bozduğu için Zeytinburnu’ndaki Onaltı/dokuz gökdelenleri için “Yüreğim sızlıyor” demiş, daha sonra tıraşla ricasını uygulamayan Mesut Toprak ile konuşmadığını söylemişti. Unutuldu gitti tabii.

Yakın zamanda söylediği “yanlış yaptık” sözü de bir itiraftan ziyade “Kentsel dönüşüme karşı çıkmayın da eski binaları yenileyelim” ricasıydı. Vatandaş “Kentsel Dönüşü”mün adını “Rantsal Dönüşüm” koyalı çok zaman oldu. Kentsel dönüşümle park ya da yeşil alan çıkmıyor ortaya. Sadece on daire 20 daire oluyor ve eski ev yenilenirken müteahhit para kazanıyor!

 

Gökdelene karşı mı olalım?

 

İnsan vücudundaki elektriği sadece toprak alıyor. Toprağa basmak çok faydalı ve sağlıklıdır. Tavsiye edilen toprak seviyesinde yaşamaktır ayrıca.

Almanlar gökdelen istemedi mesela ve yapılmadı, yapılmıyor. İstemeyenler, “İnsanın sağlıklı yaşayabilmesi için toprağa yakın olması lazım” fikrinden hareket ettiler.

Gökdelenlerin çıkış yeri Amerika’nın Şikago (Chicago) şehridir. 1884 yılında kurulan şehre 1885 yılında 10 katlı gökdelen inşa edilmiş ve tarihe geçmiştir. Daha sonraları 100 – 108 katlı gökdelenler gene bu şehre inşa edilmiştir. Fakat gökdelen kenti olan Şikago yeşil alan bakımında oldukça zengin bir kenttir. Çünkü dikine yapılan inşaat alanı kadar alan yerde boş bırakılmış ve sosyal maksatlı kullanılmıştır.

Asya’daki gökdelenler ise daha ziyade devletin prestiji için yapılmış ve diğer hususlar göz ardı edilmiştir.

Türkiye’de ise bambaşka bir durum aldı gökdelen. “Gecekondu kültürü”nden ve “rant uyanıklığı”ndan geliyoruz ya; gökdelenleri, gecekondu misali sırt sırta dizmekte sakınca görmedi bizim yöneticilerimiz, hâlâ da görmüyorlar. Bastır parayı istediğin kat ruhsatını al!

Rusya sevinci yaşanıyor

Rusya ile buzların aramasıyla birlikte her iki ülke vatandaşı “ticaret”ten, “turizm”den, eskisi gibi “alıp satmak”tan söz ediyor. Yöneticiler ise “Teröre karşı ortak mücadele”den dem vuruyorlar. 

Rusya Suriye’de IŞİD’le savaşıyor. Türkiye ise “IŞİD nasıl terörist ise PYD de aynen öyle teröristtir! Ben her ikisiyle de mücadele ediyorum” diye diye geldi bugünlere. “Birlikte mücadele” derken; iki ülkenin güçlerini birleştirip Rusya’nın “terörist” dediği IŞİD ile mi mücadele etmelerini mi anlayacağız? Yoksa Türkiye’nin “terörist” dediği IŞİD ve PYD’nin askeri kanadı YPG güçleri ile mi mücadele etmelerini?

Rusya müttefiki PYD’ye “terörist” der mi? Ya da Türkiye PYD’ye “terörist” demekten vaz geçer mi? Soru bu; cevabı henüz bilinmeyen soru!

 

Mı Acaba?

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriyeli mültecilere vatandaşlık müjdesi vermiş. Batı’ya dönüp “Türkiye’de mülteci yok” demeyi mi düşünüyor acaba?

 

Emekli hâkim dolandırıcılara 8 milyon lira kaptırmış. İnsan “Parasının çok olduğu belli de hiç mi aklı yokmuş acaba” demekten kendini alamıyor!

 

Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Türkiye’nin Suriye etrafında çıkardığı gürültüde hangi çıkarların olduğunu ve neleri hedeflediği Davutoğlu’ndan başka kimsenin malumu değildir” diyor. İlahi hocam, olur mu hiç? Henüz “Davutoğlu beni kandırdı” demedi ama Erdoğan’ın malumuydu. Hem ayrıca onun o günlerde “Bölge Fatihi” olduğunu da mı bilmiyorsun hocam?

 

 

 

 

BizGençler