Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Dünya değişiyor; siz değişmeyecek misiniz?

Dünya öyle hızlı bir değişim yaşıyor ki, dün ile bugün arasında dağlar kadar fark oluşuyor. Çok kısa zaman aralıklarına çok önemli şeyler sığıyor.  Bilgi her gün yenileniyor. Teknoloji baş döndürücü bir hız kazandı.

 

Şoförsüz otomobilden bahsediliyor. Kurye insansız hava aracı İHA’lar kargo hizmeti vermeye başladı. Robotlar emre amade hale geldi. Kök hücre tedavisi yaygınlaşıyor. Yaşlı ve hasta hücreleri yenileriyle değiştirmek imkân dâhiline girdi. Üç boyutlu uçak üretildi. GDO’lu filan ama meyve sebze verimi arttı. Beş - altı hafta içinde tavuk ya da balık yetiştiren çiftlikler çoğaldı.  İster istemez yiyoruz.

Tüm endüstriler kendilerini yeniliyorlar. Bilgi çağının baş döndürücü hızı, her sektörü yeniliğe zorluyor. Sanayi sektöründe olduğu gibi hizmet sektöründe de taşlar yerinden oynadı. Hasılıkelam her unsurun kendisine çekidüzen vermesi gereken bir süreçten geçiyor dünya.

Siyaset kavramı da değişiyor. Siyasetçiler inat etse de değişiyor!

 

Haydarpaşa’ya Opera Binası yakışır

 

Prof. Dr. İlber Ortaylı “Haydarpaşa Garı otel değil opera binası olsun” diyor. Ardından da “Taksim’deki bina İstanbul’a layık opera olmaz” diye ekliyor. “Taksim’deki bina” dediği, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Binası.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “AKM Binası’nın olduğu yere dev opera binası yapmalıyız” diyeli bir hafta ya olmuş ya olmamıştı ki Ortaylı böyle bir görüş attı ortaya.

Opera tiyatro, müzikal ve sinemaya benzemez. Daha farklı bir kültürdür. İlber Ortaylı’nın altını çizdiği gibi “Cumhuriyet’in opera aşısı tuttu.” Birçok Türk opera sanatçısı var ve tamamına yakını çeşitli ülkelerde icra ediyorlar sanatlarını.

Yerli - yabancı birçok sanatçının opera söylediği bir Haydarpaşa Gar Binası düşünebiliyor musunuz? Model model otomobillerden inen, özel yatlarla taşınan seyircilerin gelip o sanatçıları dinlediğini getirin gözünüzün önüne; muhteşem değil mi?

Erdoğan “Dev bir bina”dan söz ediyor. Ortaylı ise sanata uygun bir ortamdan dem vuruyor. Bir referandum yapılsa ben oyumu “Haydarpaşa” diye kullanırdım. Dünya çapında bir opera olur orası.

AKM nasıl olsa var ve tiyatro ve müzikal binası olarak faaliyetini sürdürsün.

 

İngiltere bize dert oldu!

 

Her şeyi kendi zaviyemizden değerlendiriyoruz. Hata!

İngiltere mesela; referandumdan AB üyeliğinden çıkma kararı aldı ya, sanki dünyanın sonu geldi! Biz öyle algıladık olayı. İngiliz öyle algılamıyor hâlbuki.

Biz olayları abartma hastalığına duçar olmuş bir toplumuz. Kendimiz için de “Öldük-bittik” sınırlarında dolaşırız, başkası için de.

İngiltere zaten Avrupa’dan kopuktu. Avrupa’nın ötesi bir ülkeydi ve kendini hep Amerika’ya daha yakın bir yere koymuştu. Aslına bakarsanız, 1805 yılına kadar İngiltere ile Avrupa arasında hiç ilişki yoktu. Ne zaman ki Napolyon, İngiltere topraklarına göz koydu, işte o zaman tanıştı iki toplum.

Napolyon yenilgiyi hazmedememişti. 1805 yılında İngiliz Donanması, Napolyon’un emriyle yola çıkan Fransız ve İspanyol Donanması ile İspanya’nın güneyindeki Trafalgar Burnu’nun batısında bir kere daha karşılaştı. Bu muhabere İngiliz Donanmasının kayıpsız zaferiyle sonuçlandı.  

1815 yılında Belçika topraklarında gerçekleşen Waterloo Muharebesi de İngiltere ve müttefiki Prusya’nın kesin zaferiyle sonuçlandı. Napolyon’un son yenilgisiydi bu. Saint Helena Adası’na sürgün edildi. İngiliz Emperyalizmi Waterloo Savaşı’ndan sonra başladı. Denizaşırı ülkelere açıldı.

İngiltere ne zaman Avrupalı oldu da içinde bulunduğumuz 2016 yılında olsun? Ya da onun ayrılma kararıyla AB çatısı çöksün?

İngilizler, Avrupa toplumunu biraz köylü görürler. Eskiden beri böyledir bu. Kendisi, üzerinden güneş batmayan Britanya İmparatorluğu’nunbir mensubudur çünkü.

İngiltere’de gerçekleşen referandumdan bizim de öğreneceğimiz birçok şey var aslında. Bilhassa demokrasi konusunda var hem de. Başbakan Cameron İngiltere’nin AB’de kalmasını istiyordu. İngilizlerin yüzde 52’si ona muhalif oy kullandı ve AB’den çıkmaya karar verdi. Cameron da “Bu şartlarda benim iktidarda kalmam anlamsız olur. Çıkma kararı alanlar gelsin ve süreci onlar yönetsin” deyip istifa kararı aldı.

David Cameron’ın genel başkanı olduğu Muhafazakâr Parti milletvekillerinin yarısı “Ayrılalım” oyu kullandı. “Parti disiplini” deyip kimse kimsenin düşüncesine ipotek koymadı. Aleyhte oy kullananları kara listeye almadı. Herkes herkesin fikrine saygı gösterdi.

 

 

 

 

BizGençler