Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Dünya Mersin’e giderken Türkiye tersine gitmesin!

40, 50, 60, 70 derken ortalama insan ömrü 85’i buldu. 90 – 100 yaşında insana rastlamak için çok uzaklara gitmeye gerek kalmadı.

Sağlıkta her gün bir yenilik yaşıyoruz. İnsa kalbi, ak ve karaciğeri, dalağı, kulağı, midesi değiştiriliyor. Beyin ve sinir yenilenemiyor henüz ama damar bile üretildi.

Kaybedilen uzvun yerine protez uzuv takılıyor. Protez kol, bacak takılıyor mesela ki, normal kol veya bacaktan daha kullanışlı.

Nano teknolojiler, genetik araştırmalar insanoğlunu transhümanizm çağının derinliklerine çekiyor ve buluşların hızla ilerlemesini sağlıyor. Ömrü uzayan insanın organlarını gençleştirici çalışmalar arttı. İnsan hem uzun yaşama, hem de vücudunun tüm fonksiyonunu yerine getirme imkânına kavuşuyor.

 

Baş döndürücü değişim

 

Sağlıkta baş döndürücü bir değişim yaşanıyor. Robotlar cerrahi operasyonlarda sıkça kullanılmaya başlandı.

Bezine yerleştirilen bir çip bebeğin idrar tahlilini yapıp doktorunun bilgisayarına yükleyebiliyor artık. Doktor da o tahlile göre reçete yazıyor. Tıp dünyası birkaç sene sonra çocukların tedavi için hastaneye gitmesine gerek kalmayacağını ifade ediyorlar.

İçinde bulunduğumuz çağ Endüstri 4.0 Çağı. Diğer adıyla söylemek gerekirse “Robot Çağı!”

Birçok sektör üretimde robotları zaten yoğun bir şekilde kullanıyordu. Ofislerdeki güvenlik görevlileri robotlardan oluşmaya başladı. Getir götür işleri de robotlara terk ediliyor.

İnsanların fiziki güç ya da akıl kullanarak yaptıkları işlerin önemli bir bölümü robotlar tarafından gerçekleştirilmeye başlandı.

Robotların yorumlama yetenekleri de artıyor. Önümüzdeki senelerde robotik zekânın insan zekâsının önüne geçeceği ifade ediliyor. Henüz his yok ama o da tartışma konusu. “Robota his yükleyelim mi, yüklemeyelim mi?”

 

Akıl ve his

 

Akıl ve his çok ayrı unsurlar. Bu değerler bir robota yüklendiği takdirde dünya tehlikeye girer mi? Akıl ve his yüklenmiş bir hemşire ile terörist aynı olmuyor çünkü!

Evde de her işi robota yaptırmak imkân dâhiline girdi. Ev sahibi bilgisayar aracılığıyla robota talimat verebiliyor. Akşama kaç misafir davet etmişse o kadar kişilik yemek istediğini söylüyor. Evdeki elektrikli aletler birbirleriyle ve robotla iletişim kurabiliyorlar.

Ev sahibi eve geldiğinde kaç kişilik yemek istemişse masada o kadar servis açıldığını görüyor ve misafirlerine unutamayacakları bir ziyafet çekebiliyor.

Bunları şunun için anlattım: İnsan ömrü uzadı. Hasta olması halinde her türlü tedavisi mümkün hale geldi. Organlarını değiştirmeden hücrelerini yenilemeye kadar her şey imkân dâhiline girdi. Trafik çilesi çekmeye gerek kalmıyor; kısa süre sonra havada uçuşan tek kişilik otonom araçların üretildiğini göreceğiz. Yemek pişirmek, ütü yapmak problem olmaktan çıktı, çıkıyor.

Fabrikalar evden verilen tek talimatla üretime geçtiği gibi ürünü paketleyip kargoya gönderme işini de yapacaklar.  

Da…

Bu hizmeti almak ve teknolojinin keyfini sürmek isteyenin bir bedel ödemesi lazım; ah bir de o olmasaydı!

 

Ne satıp da ne alacağız?

 

Şimdilerde bir ton buğday satıp bir cep telefonu satın almak mümkün. Önümüzdeki yıllarda tonlarca buğday satan dahi istifade edemeyecek o robotların sunduğu hizmetlerden. Çok pahalı çünkü!

Robotların sunduğu hizmetlerden faydalanmak isteyenlerin katma değeri yüksek ürün üretmesi  şart oldu.

İşin en enteresan yanı, “Robotları onların olsun; bana gölge etmesinler, yeter” deyip bugünkü hayatı sürdürmek de zorlaşıyor. Ya o dünyanın bir parçası olacaksın, ya da sürüneceksin!

İktidarların “Dış mihraklar” diyerek dikkatleri başka yerlere çekmesi ya da “Bizim büyümemizi istemiyorlar” diye global güçleri suçlamasının anlamı kalmadı.

Türkiye’nin robotla çalışan fabrika ve güneş enerjisinden faydalanan teknolojiler için yazılım yapan beyinleri devreye sokması lazım.  

 

 

 

BizGençler