Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Dünya yansın ama Ak Parti oyuna bir şey olmasın!

Türkiye geçtiğimiz günlerde tacize uğrayan çocukları ve şiddet gören kadınları görüşüyordu ve ortam oldukça gergindi. Nasıl gergin olmasın ki, 2017 yılında 360 kadın eşleri ya da sevgilileri tarafından öldürülmüş, 340 çocuk cinsel istismara uğramış, ayrıca 280 kadın cinsel şiddete maruz kalmıştı!

Bunlar bilinenlerdi ve bir de bilinmeyenler vardı ki, tahminler onun çok daha vakim olduğunu gösteriyordu.

Şiddete maruz kalan kadınlar korunamıyor, çocuklar eğitilemiyordu. Bir de “iyi hal” uygulaması vardı ki, duyarlı insanları çileden çıkarıyordu. Hâkim karşısına kravatlı ve ütülü gömlekle çıkmak hafifletici neden sayılıyor ve tacizcinin de şiddet uygulanın da cezasında indirim uygulanıyordu!

 

Hadım mı? İdam mı?

 

Tolumun tepkisi siyasetçileri harekete geçirmiş ve hadımdan idama kadar çeşitli cezaların verilmesi hususunda kanun hazırlanması maksadıyla Meclis’te gece mesaisi başlamıştı.

İşte tam böyle bir zamanda kendisinin ilahiyatçı olduğunu iddia eden ve dini konularda hizmet veren bir vakfın başkanı olduğunu söyleyen Nurettin Yıldız isimli bir kişi “Kadınlar, ‘erkekleri dövsün’ diye yaratıldı” deyiverdi. O yetmedi, “Dayak yiyen kadın, o dayağı yediği için şükretmeli” de dedi.

Onun bu “yangına benzin döken” sözleri çarşıyı karıştırdı. Çok sayıda kadın ve bazı STK temsilcileri “Hop hemşerim” filan dedilerse de onların cılız sesi sonuç alıcı bir çıkış olmadı.  

Nurettin Yıldız’a esas cevabı vermesi gereken Diyanet İşleri Başkanlığı ne hikmetse tek kelime etmedi. Eh, onların da geçmişte ağızları sütten yanmıştı ve yoğurdu üfleyerek yemeleri gerektiğini çoktan öğrenmişlerdi. İktidarın siyasi stratejilerine ters düşen bir söz sarf etmeleri ya da oy deposu yerlere basmaları halinde mayınlar patlamış ve şamarı yiyip oturmuşlardı. Öğrenilmiş çaresizliğin verdiği tecrübe ile kendi köşelerine çekilip hiç ses etmeden beklemeye başladılar.

 

Tez canlı Cumhurbaşkanı!

 

Ülkenin Recep Tayyip Erdoğan gibi tez canlı bir Cumhurbaşkanı vardı. Diyanet görevlilerini fazla bekletmedi ve Nurettin Yıldız’a Osmanlı tokadını indiriverdi. Erdoğan, Nurettin Yıldız gibileri “Dinde güncelleme olduğunu bilmeyecek kadar cahil” olmakla suçladı. Hem de 14-15 asır önceki kuralların bugün uygulanamayacağını dahi bilemeyecek kadar cahillerdi!

Erdoğan o gün Nurettin Yıldız’a ağzının payını vermiş olmanın huzuruyla yatmıştı ama sabah kalktığında çarşının iyice karıştığını görüp korkuya kapıldı. Korkusu “sokakta bağrışan” kalabalıktan dolayı değildi tabii. Korkusu, onların mensubu olduğu cemaatlerdi. “Erdoğan dinde reform istiyor” der de ya oy vermezlerse; yandı gülüm keten helva! O kadar didin çalış, bir sözden dolayı o kadar oyu kaybet! Olacak şey mi?

 

Erdoğan bu; pes eder mi?

Erdoğan kolay pes eden, moralini bozan bir kişi değildi. Hemen toparlandı ve bir kürsü bulup “Haşa” dedi. “Reform yapmak mı? Asla! Ben sadece Mecelle kurallarının değişebileceğini söyledim ve bu densizlerin meydanı boş bulup ahkâm kesmesine kızdım.”

Erdoğan bir başka pot daha kırmadan işin içinden sıyrılmak maksadıyla, “Diyanet İşleri görevlileri nerede” dedi ve onları göreve çağırdı. Talimatı alan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, bir adım öne çıkıp “Beli Sultanım” deyip temennasını çaktı. Ardından da “En doğru bilgi bizde” diyerek; “Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu”nu adres gösterdi.

Savcılık da anında harekete geçti ve Nurettin Yıldız hakkında “Halkı tahrik” soruşturması açtı.

Başbakan Binali Yıldırım ise Erdoğan’a bağlılığını ifade eden o muhteşem bakışıyla etrafı süzdü ve “Bilgisayarın başına geçen ahkâm kesiyor. Bilen de konuşuyor, bilmeyen de konuşuyor” dedi ve bu sözlerin “deli saçması” olduğunu söyledi.  

Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın zaten en erken harekete geçendi; “Mecelle” fikri O’na aitti ve “Mecelle” sözünü paratoner niyetine kullanarak; vatandaştan gelen tepkinin toprağa verilmesini sağlayıvermişti.

 

Medyanın acarlığı!

 

Ya, o güne kadar topa hiç girmeyen yandaş medyanın acarlığına ne demeli? Hemencecik Diyanet İşleri Başkanı’na yüklendiler tabii: “Sen nasıl olur da görevini yapmazsın? Daha önce konuşsaydın da Sayın Cumhurbaşkanımızı bu konuda konuşmaya mecbur bırakmasaydın ya. Yazıklar olsun sana!”

Hâsılı kelam, ülkenin zirvesi, kısa sürede ağız birliği etti ve Erdoğan’ın tez canlılığından kaynaklanan bir krizi daha fazla büyümden bertaraf etme başarısı gösterdi!

 

BizGençler