Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Durup dururken Şanghay beşlisi de nereden çıktı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Özbekistan dönüşü “Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içinde yer alması, çok rahat hareket etmesini sağlar” ifadesini kullandı.

 

Şanghay İşbirliği Örgütü, başlangıçta Rusya, Çin, Azerbaycan, Kazakistan ve Tacikistan’ın kurduğu bir örgüt olduğu için “5’li” diye de anılıyor. Daha sonra Özbekistan da bu beşliye dâhil edildi.

Pakistan ve Hindistan sonradan alındı. Rusya, İran’ın da alınmasını istiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB’nin 53 yıldır Türkiye’yi oyaladığını hatırlattı ve “AB, Türkiye için hiçbir zaman hayırlı rüya görmedi” diyerek; Türkiye’nin ‘Varsa yoksa Avrupa Birliği’ dememesi gerektiğinin altını çizdi.

Erdoğan’ın böyle düşünmesi eleştiri konusu edilemez.

De…

Bu fikrin kabulü de pek mümkün görünmüyor!

Her iyi işin yanında kötü şeyler de gelir. Kötülerin yanında iyi de vardır. Bu hayatın bir gerçeğidir. Hesap ederken iyinin yanında geleni de hesap etmek lazım.

Üç ülkeyi ele alalım: Amerika, Almanya ve Rusya: Bu ülkeler dünya siyasetini şekillendiren ülkeler.

Amerika, İngiltere ve İsrail ile müttefik olduğu gibi Birleşmiş Milletler’e üye 195 ülke ile de bir şekilde işbirliği yapıyor. Ülkelerle birebir işbirliği yapamadığı durumlarda o ülkenin içindeki bir grupla yapıyor bu işbirliğini.

Rusya da ondan geri kalmıyor hani. Asya’da, Afrika’da, Orta Doğu’da, Doğu Avrupa’da birçok müttefiki var. Şanghay İşbirliği Örgütü bunların en büyüğü ve organize olanıdır.

Avrupa Birliği (AB) malum 28 ülkeden oluşuyor. Fransa geçmişte AB liderliğine oynamışsa da son kriz onun da sesini kıstı ve bu arada Almanya AB liderliğini pekiştirdi.

 

Ülkeler neden ittifak yaparlar?

 

Bu gibi ittifaklar, çıkar için kurulur ve çıkarlar devam ettiği sürece dostluklar da devam eder.

Türkiye’nin 53 yıldır AB kapısında bekletildiği doğrudur ve Türkiye için hazmedilmesi kolay bir mesele değildir.

Ancak…

Türkiye’nin tutumu da önemli rol oynamıştır ve bekletme olayında!

Bir ya da birkaç ülke ile ittifak yapanın o organizasyonun kriterlerine sahip olması gerekmektedir. Ya da kendini o kriterlere uyduracağına dair olumlu işaretler vermesi gerekmektedir.

Türkiye kriterleri olan ve kurallara uyan bir ülke değildir.

AB ise kendine göre kriterleri ve hedefleri olan; o hedeflere ulaşmak için yeni sistemler geliştiren bir organizasyondur.

Türkiye bu kriterler silsilesini kabul edeceği beyanıyla talip oldu üyeliğe. Erdoğan, 53 sene içinde birçok faslın açıldığına işaret ederek “Kapanan fasıl yok” dedi. Doğru ama “hırsızın hiç mi suçu yok?”

“O onu dedi”, “Bu bunu dedi” muhabbeti bitmez.

 

Türkiye nereden nereye savruldu?

 

Türkiye’nin Ak Parti dönemine şöyle bir bakmak daha gerçekçi olur.

Ak Parti 2003’ten hemen sonra “AB üyeliği”ni gündeme getirdi. Birçok fasıl o günlerde açıldı. Hukuk reformu da yapıldı.

5-6 sene Türkiye’de AB rüzgârı esti. Yabancı yatırımcılar geldi, özelleştirme yaşandı, ekonomi büyüme rekorları kırdı.

Her şey yolunda gidiyor. Devam et, değil mi? Yapmadı!

2008’lerde Türkiye makas değiştirip ABD tarafına geçti. Gündeminde AB diye bir mefhum yoktur artık!

2010 yılında Orta Doğu ve Sahra Üstü Afrika ülkelerinde Arap Baharı rüzgârı esiyordu ve başrolde ABD ile müttefiki Türkiye vardı.

2013 yılında Mısır’da Muhammed Mursi gitti, yerine Abdülfettah El Sisi geldi. Türkiye Mursi’nin yanında kaldı, ABD ise yoluna Sisi ile devam etti.

Daha sonrası malum, arkası çorap söküğü gibi geldi. ABD, Türkiye ile yaptığı ittifakı askıya aldı!

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan o günlerde de “Şanghay İşbirliği Örgütü”nden söz etmişti.

 

Güven kalmamışsa fena!

 

Bu sürece dikkatli bakan kişi ya da kişiler, “Türkiye’nin kurduğu ittifakları uzun zaman sürdüremediği”ni görürler!

“Haklı” ya da “haksız” olmak başka bir şey, müttefiklerinde yaptığın işbirliğini sürdürmek daha ayrı bir şey… “Beni aldattılar” da diyemezsin. “Aldanmasaydın. Şartları en başta koymadan niye ittifak yaptın” deyiverirler adama.

Türkiye’nin AB veya ABD ya da Rusya ile ittifak yapmasına kimse bir şey demez. Diyemez.

Fakat…

“İttifakları niye bozdun” derler.

“Güven” meselesi var ya, işte onun için sorarlar “Dâhil olduğun ittifaklardan zırt pırt neden çıkıyorsun” diye.

Aldıkları cevaptan ya da gördükleri tavırdan ikna olmazlarsa, “Hep mesafeli dururlar” sana karşı.

Eğer “Güvenilmez” damgası yemişsen bir kere, ağzınla kuş tutsan yaranamazsın kimseye!

 

 

 

 

 

 

 

BizGençler