Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Erdoğan’ın peşinden koşan toplum, Çiller’e neden iltifat etmedi?

Türk toplumunun sevip arkasından koştuğu liderler olduğu gibi hiç iltifat etmediği liderler de oldu. Sevginin en önemli kriteri “kendisinden” bilip bilmemesiydi!

Erdal İnönü ve Tansu Çiller mesela. Her ikisi de yıldızı parlak iki öğretim üyesiydi. Türkiye’nin çok yakından tanıdığı bu iki profesör başbakanlığa kadar yükseldiler de fakat halkın teveccühünü kazandıkları söylenemez!

Cem Boyner ve Besim Tibuk da öyle. Her ikisi de iş dünyasının yıldızıydı ve liberal ekonominin ısrarlı savunucularıydılar ama toplumun ilgisini çekme hususunda başarılı olamadılar!

Bu ilgisizlik Erdal İnönü, Tansu Çiller, Cem Boyner ve Besim Tibuk’un yeteneksizliklerine işaret etmez elbette ki. Onların fikirleri iktidara taşınmış olsaydı belki de Türkiye bugün “dünyanın 10 büyük ekonomisi”nden biri olabilirdi ama toplum onlardan “elektrik” alamamıştı bir kere.  Erdal İnönü sırça köşkte büyümüş bir akademisyendi. Tansu Çiller Yeniköy’de yalıda oturan bir kadındı ve kocasına soy ismini verecek kadar da cazibe sahibiydi. Hakeza Cem Boyner ve Besim Tibuk; her ikisi de holding patronuydu ve fakat halkın içinde değillerdi.

Diğerleri öyle değildi ama... Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Necmettin Erdoğan, Alparslan Türkeş ve Recep Tayyip Erdoğan halkın içinden geliyor ve onların dilini kullanıyorlardı.  

 

Toplum kimi neden sevdi?

 

Adnan Menderes Aydın’ın Çakırbeyli köyünde doğmuş çiftçi bir ailenin çocuğuydu. Çiftlik sahibiydi ama köylüydü neticede. Süleyman Demirel Isparta’nın İslamköy’ünden çıkıp gelmiş bir köylü aileye mensuptu. “Çoban Sülü” namıyla ünlüydü. Vatandaş şapkasını alıp kaçacak kadar yakın hissetmişti onu kendisine. 

Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş de öyle. Erbakan her ne kadar profesör, Türkeş asker kökenli ise de her ikisinin halkla bütünleştiği görülüyor.

Turgut Özal malum Malatyalı memur bir ailenin çocuğuydu.

Recep Tayyip Erdoğan malum Kasımpaşa’da doğup büyümüş Rizeli kökenliydi. Futbol oynamış ve ticaret yapmıştı. Toplum onun "duruşunu" ve "yürüyüşünü" sevmişti. 

Bu liderlerin ortak vasfı halka yakın olmaları ve onların içinde bulunmalarıydı. Onların kullandığı dili kullanıyor ve hayatlarını onlardan biri olarak idame ettiriyorlardı. Hasılıkelam,  Bu liderlerin hepsi göz önündeydi ve halk onlara dokunabiliyordu.

 

Hangi liderler halktan biriydi

 

Liderlerin bir başka hususiyetleri de bilgi ve birikimleri ülke yönetimine yansıtmış olmalarıydı. Adnan Menderes “Her ilde bir milyoner” düsturundan hareket edip tarımı teşvik etti ve birçok ailenin çiftlik ağası olmasını sağladı.

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü iken siyasete atılan Süleyman Demirel, Celal Bayar’ın tabiriyle “Su mühendisi”ydi ve kendisinin “Barajlar Kralı” diye anılmasını sağlayan önemli baraj projelerine imza attı. Türkiye’nin sanayileşme hareketini başlattı.

Turgut Özal uzun yıllar Dünya Bankası’nda görev yapmış başarılı bir teknokrattı ve finans dünyasını oldukça iyi tanıyordu. Türkiye en büyük reformlarını onun zamanında gerçekleştirdi. Türkiye’nin dünya ülkesi olma hamlesi onun zamanında başlamıştır. Daha önce bir köy olduğunu iddia edenin başı ağrımaz yani.

Recep Tayyip Erdoğan Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nin en etkili hatibi idi. Her türlü propaganda çalışmasında o vardı. İktidara geldiğinde de devam etti bu etkili konuşmalarına. Müteahhitlik hizmetleri ve benzeri ticari yapılanmalara öncelik vermesi de geçmişteki iş hayatının bir devamıydı aslında.  

 

Türkiye'ye gerekli olan lider?

 

Türkiye’nin şimdi dış politikadaki hassasiyetleri dikkate alma yeteneği olan, “Ar-Ge”, “İnovasyon”, “Marka” gibi kavramlara aşinalığı bulunan vizyon sahibi ve toplumun içine inebilen bir lidere ihtiyacı var aslında ama bu siparişle olmuyor maalesef!..

BizGençler