Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Erdoğan'ın verdiği sözler unutulmadı

Ak Parti’nin Meclis’ten geçirip referanduma götürdüğü 18 maddeden oluşan Anayasa değişikliği yüzde 51.43 oy almışsa, kimse havayı girmesin; bu oy Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oyudur.

Erdoğan’ın karizması ile referandumdan önce vatandaşa verdiği sözler bir araya geldi ve Ak Parti “Evet” oyu aldı.

Da…

Unutmamak lazım ki, bunun bir de bundan sonrası var…

Erdoğan ekonomi, terör, sosyal hayat, siyaset, dış politika konularında söz verdi.

Erdoğan bu sözleri yerine getirmediği takdirde ne karizma kalır, ne bir şey!

 

Ekonomi

 

Ekonomi deyince “borsa, döviz ve faiz” anlaşılmasın sakın. Yatırımları da içine alan reel ekonomiye işaret ediyorum. Yabancı yatırımcıdan, sanayiden, üretimden söz ediyorum. Faizin düşmesi, döviz fiyatlarının gerilemesi, işsizliğin azalması elbette ki lazım ama reel ekonomi sağlıklı işlemeden onların olması imkânsızdır.

Erdoğan “Büyük Türkiye”, “Güçlü ekonomi” sözü verdi.

 

Terör

 

Türkiye’nin en önemli ve en kronik meselesi terördür. On binlerce şehit verilmiş, milyarlarca dolar harcanmış olmasına rağmen bitmedi. Toplumun moralini bozdu, Türkiye’ye yabancı sermayenin gelmesine mani oldu. Türkiye’de kişi başına düşen milli gelirin 10 bin dolarlarda kalmasında önemli rolü vardır terörün.

Erdoğan “Terörü bitirmeye azmettiğini” söyledi ve referandumla birlikte kendisine yetki verilmesini istedi.  

 

Sosyal hayat

 

Siyasi kavgalar Türkiye’nin sosyal hayatını bozdu.  “Laik” ile “muhafazakâr” kesim uçlara taşındı ve her iki taraf da keskin uçlu bıçağa dönüştü.

Erdoğan bu bölünmüşlüğü ortadan kaldırma ve ülkede yaşayan 80 milyon kişinin cumhurbaşkanı olma sözü verdi.

 

Siyaset

 

Türk tipi Cumhurbaşkanlığı modeli Türkiye’yi “Bölünme”ye, “Tek Adamlığa” mı götürecekti? Erdoğan “Hayır” dedi. “Ben milletimin hizmetkârıyım. Yürütmenin tek elde olması, bize ülke işlerini daha kestirme yoldan yapma imkânı verecektir. Bendeniz bu imkânı kullanıp halkımın birleşmesini sağlayacağım.”

 

Dış Politika

 

Türkiye dış politikada tabiri caizse açık denizde fırtınaya yakalan tekne misali bir oraya savruldu bir buraya. “Sıfır Problem” politikaları fiyaskoyla neticelendi.

Türk siyasetçisi balon uçurmayı sever. Toplum da baloncuya prim verir. Fakat dış politika dokuz düşünüp bir konuşmayı gerektirir.

Siyasetçinin dış politikada ülkeyi ambargoya muhatap etmemesi lazımdır.

1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı, Bülent Ecevit’e “Mücahit” unvanı kazandırdı. Dağa taşa “Karaoğlan” yazıldı ve o heyecan Ecevit’i 1977 yılında başbakan koltuğuna taşıdı. Yapmasına yaptı ama ambargoyu yiyen Türkiye senelerce belini doğrultamadı!

O kadar gerilere gitmeye gerek yok aslında. Türkiye 2015 yılında Rus uçağını düşürdü ve Rusya 2016 yılında bir dizi ambargo uygulayınca ülke dengelerinin nasıl bozulduğu hepimizin belleğindeki tazeliğini koruyor.

Türkiye kritik bir süreçten geçiyor. AB ve ABD ile arası limoni! Rusya ile iyi mi kötü mü bilinmiyor! Suriye, Irak ve İran ile durum vahim!

Türkiye’nin meselelerini seçim meydanlarında halletme yolunu terk edip daha fazla diplomatik lisan kullanması ve adımlarını daha sakin atması lazım.

 

22 Mayıs icaraatlara start

 

Erdoğan 2 Mayıs Salı günü Ak Parti'ye üye oluyor. 21 Mayıs'ta ise yapılacak olan Olağanüstü Genel Kurulu'nda kendisine Ak Parti Genel Başkanlığı verilecek. Erdoğan Kabine'nin o gün yenileneceğini açıkladı. 

Bu da gösteriyor ki, 22 Mayıs'tan sonraki süreç verilen sözlerin yapılacağı süreç olacaktır. 

 

 

 

 

 

 

 

 

BizGençler