Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Erdoğan “Metal Yorgunluğu” derken neyi kastetti?

Ak Parti’nin çalışma temposu ile kimse âşık atamaz; müthiş bir performans var her bir Ak Parti elemanında. Hani, zincirin en zayıf halkası prensibi vardır ya; Ak Parti bu prensibe sıkı sıkıya sarılmıştır ve aralarına zayıf halka almamışlardır. Kazara giren olmuşsa, o da en kısa sürede sistem dışına atılmıştır.

En çok çalışan, hiç şüphe yok ki; Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisidir. Onun icraatları zaten göz önünde, fazla söze gerek yok. Resmi görüşmeler, seyahatler, siyasi temaslar, parti içi iletişim, vatandaşla diyalogRecep Tayyip Erdoğan liderleri güçlü yapan hasletlere sahiptir. Vatandaşla el, göz ve söz temasını fazlasıyla kurabiliyor. Kendisine uzatılan eli tutuyor, davet edilen eve gidiyor, sesini duymak isteyene sesleniyor.

Öyle bir sistem kurdu ki, o sistemin içine giren kabine üyelerinin hepsi, kendisini lideri Erdoğan kadar çalışmaya mecbur hissediyor. Kendi aralarında tatlı bir rekabet vardır ve hep sürer o rekabet. Müsteşar, genel müdür ve milletvekilleri de o sistemin dışında değillerdirler. Vali, kaymakam, belediye başkanı ve hatta STK yöneticileri ve muhtar… Onlar da gece gündüz demeden çalışırlar.

Mahalledeki parti teşkilatından tutun da il ve ilçe örgütlerine kadar her görevlinin yüksek tempoda çalışması gerekmektedir. Sistem onu gerektiriyor çünkü.

Bu sistemin tek bir kuralı vardır. Çalışan maddi manevi ödüllendirilir. Kaytaran ise sistem dışında kalır. Ödüllendirmenin sınırı yoktur. Kim ne kadar çalışırsa o kadar terfi alır. “Hizmet yaptım da karşılığını görmedim” diyene rastlayamazsınız Ak Parti’de. Çalışan karşılığını görür. Çalışmadan ödüllendirilene de rastlayamazsınız Ak Parti’de.

 

Bir iş adamının sözleri

 

Söz buraya gelmişken bir “s” verelim de size bir anekdot anlatayım.

Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Uzeyir Garih’e aittir bu anlatacağım anekdot. Tarihini tam hatırlamıyorum, önemli de değil. Farzımuhal 25 sene önce anlatmış olsun bu anekdotu Uzeyir Garih.

Alarko Holding’i incelemesi için Amerikalı bir danışmanlık firması ile anlaşmışlar. Amerikalı uzmanlar gelip aylarca çalışmışlar. 6 ay sonra şirketin fiziki ve finans yapısı ile insan kaynakları hakkında çok kapsamlı bir rapor sunmuşlar.

“O raporda bana ait de bir sayfa vardı ve akşam 17.30’da şirketi terk etmem tavsiye ediliyordu” diyen Garih; sözünün sonunu şu ifadelerle bağlamıştı:

“Ben ki, gece yarılarına kadar çalışan ve bununla övünen bir insandım. Adamların sözleri hiç inandırıcı gelmedi bana. Sebebini sorduğumda ‘O saate kadar iş bitirip ailenize gitmemişseniz ya işi bilmiyorsunuz, ya da görev dağılımını doğru yapamıyorsunuz demektir’ dediler. Söylediklerinin hepsini kulak arkası yaptım ve bir on sene daha bildiğim gibi çalıştım. Bir gün ‘dank etti’ ama. Ben ailemin vaktini çalıyordum. Sosyal hayattan tamamen kopmuştum. Hâlbuki onlar da görevlerim arasındaydı. 10 sene sonra da olsa o uzmanların tavsiyesini uygulamaya başladım. Çok da faydasını gördüm.”

Uzeyir Garih’e tavsiye edilen bu uygulama sadece iş adamlarına yapılan bir tavsiye değildir aslında. Siyasetçilerin de uyması lazım.

 

Gece gündüz çalışanda “iş körlüğü” başlar

 

Bizim ülkemizde cumhurbaşkanı ya da başbakanların tatil yapma âdeti yok. Bir marifetmiş gibi hiç ara vermeden çalışırlar. “Meslek körlüğü” diye bir şey vardır. Sürekli aynı işi yapan kişiler için söylenir. Yapa yapa farkı göremez olurlar. Siyasetçi aynı şeyleri söyleye söyleye kendi teşkilatının görüş ve düşüncelerinden başka bir şeyi görmez ve duymaz oluyorlar. “Körlük” başlıyor yani.

Hâlbuki çok şey değişmiş, ülkenin meseleleri başka yerlere kaymıştır. “Kör” olan siyasetçi o değişimi fark edemez. Öyle bir hâle gelir ki, dostların seslerini dahi duyamaz olurlar.

Dolayısıyla, siyasetçilere de “tatil” yapmayı, “kafasını boşaltmayı” şiddetle tavsiye etmek gerekir. O tatil esnasında hem dostlarını görüp onlardan tavsiyeler alır, hem de çevrede olup biteni çıplak gözle görme imkânını yakalarlar.

Ak Parti teşkilatlarında bu “körlüğün” baş göstermediğini iddia edebilir misiniz?

Bendeniz edemem şahsen. Daha çok “Körler sağırlar birbirini ağırlar” durumu var.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Metal Yorgunluğu” diye daha yeni açıkladı bu durumu. Yorulanı alıp yerine gençleri koymak bir çözüm gibi görünse de sistemi değiştirmeyip de kişileri değiştirmek “insan kaynağı israfı”ndan öte bir şey değildir. 

BizGençler