Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Erdoğan neden durup durup Kılıçdaroğlu'na vuruyor?

Adı üstünde adalet! Kim istemez ki? Ankara’dan İstanbul’a yürüyüş de Maltepe Meydanı’nda yapılan miting de adalet içindi. Bu eylemler madem adalet için yapıldı, gelin birlikte alkışlayalım bu eylemi yapanı. Olmaz! Biz Türk’üz, bizim de kendimize göre bir raconumuz var! İkiye ayrılacağız önce ki, yarımız alkışlarken, yarımız tu kaka etsin!

15 Temmuz’da 450 şehit, 2 bin 193 gazi ne için verildi? Demokrasi için değil mi? O halde gelin bu şehitleri birlikte yâd edelim, gazileri hep beraber ziyaret edip onlara minnettarlığımızı sunalım. Olur mu öyle şey?! Hele önce bir ikiye ayılalım; sonra yarımız yâd eder, diğer yarımız ise mesafeli dururuz!

15 Temmuz gecesi meydanlara toplananlar gönüllü vatandaşlardan oluşuyordu, Maltepe Meydanına toplananlar da gönüllü vatandaşlardı. 15 Temmuz gecesi köprüye gelen de bu ülkenin insanıydı, 9 Temmuz günü Maltepe Meydanı’na toplananlar da bu ülkenin insanı.

 

Erdoğancı, Kılıçdaroğlu’nun “adaleti”ni kabul etmez

 

İnsan bizim insanımız. Demokrasi de adalet de bu insanlara lazım. Hâl böyle iken nasıl oluyor da ikiye bölünüp birbirimize düşman muamelesi yapıyoruz? Yaparız biz! Fıtratımızda var bizim bu: Şayet Erdoğancı isek Erdoğan’ın verdiği “Demokrasi” ve “adaleti” alır kullanırız. KIlıçdaroğlucu iseko zaman da onun verdiği “demokrasi” ve “adaleti” alır kullanırız! Yargıç ve hatta kâtip ile mübaşirin dahi bizden olmasını isteriz biz!

Bu düşmanlığın müsebbibinin siyasetçiler olduğunu söylediğinizi duyar gibi. Bendeniz de öyle düşünüyorum. Siyasetçiye oy lazım, oy elde etmenin en kestirme yolu da “Sen-Ben” kavgasıdır. Toplumun ikiye bölünmesi siyasetçinin o kadar çok işine yarıyor ki, hangisini sayayım! İş ve aş meselesi mesela: Doğru planlama yapsalar bu ülkede işsiz tek kişi kalmaz ama onunla kim uğraşır?! Ülkenin ekonomik potansiyeli ülkenin yarısına iş ve aş vermeye anca yetiyor. O halde böl ve senden olanlara iş ver, olmayanlara da kapıyı göster!

 

Siyasetçi hiç iyi niyetli değil

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan YASED’in tertiplediği Uluslararası Yatırımcılarla İstişare Toplantısı’nda yaptığı konuşmada CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kontrollü Darbe” sözüne temas ederek şöyle konuştu:

“15 Temmuz gecesi kendisi havalimanındaydı. Orada tanklar vardı. Hani, tankların önüne yatardın! Niye yatmadın? Onun yerine Bakırköy Belediye Başkanı’nın evine kaçtın ve darbe girişimini oradan izledin. Tankın önüne benim vatandaşım yattı. Bizim üstümüzde F-16’lar uçuyordu. Milletimizle bütünleştik.”

Kılıçdaroğlu’nun “Adalet Yürüyüşü” için ise “Hükümet ve polis teşkilatı tüm güvenliğini sağlayacak ve sen 15 gün yürüyeceksin” diyen Erdoğan, “Bunun adı ‘Adalet Yürüyüşü’ olmaz, ‘Sözde Adalet Yürüyüşü’ olur” dedi.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nu itham ederken öyle bir ifade kullanıyor ki, duyan; güvenlikten sorumlu Kılıçdaroğlu’nun “korkup kaçtığını” sanır.

Kılıçdaroğlu’nun öyle bir görevi yok, bu bir. İki: Kılıçdaroğlu o karmaşada kalkıp kendini tankın önüne atsa, işleri daha da karmaşıklaştırmaktan öte bir işe yaramazdı onun bu eylemi. Eğer darbe girişimini önleyecek sorumlu aranıyorsa, o hükümettir ve hükümetin emrindeki güvenlik güçleridir! Onların yerine vatandaş yaptı o işi! O da ayrı bir mesele!

Kemal Kılıçdaroğlu o gece yapması gereken en doğru şeyi yapmış olmasına rağmen nasıl suçlandığına bakan, Türkiye’de siyasetçilerin suyu nasıl bulandırdığını ve dolayısıyla toplumu uçlara nasıl taşıdığını gayet iyi görür.

Bu toplumun birlik ve beraberlik ruhunu yakalayabilmesi için siyasetçinin kendine çekidüzen vermesi şarttır. Siyasetçi düzelmeden toplum düzelmez!

 

 

 

BizGençler