Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Erdoğan ve “liyakat”

Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında mahalli seçimlerde aday belirleme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve şöyle dedi:

"Kimse 'bu benim yakınımdır, bu benim şuyumdur' diye bize aday teklifiyle gelmesin. Ondan sonra ters yüz edilirse de kusura bakmasın. Ehliyet ve liyakat esastır. Partimize, şehirlerimize en iyi katkıyı sağlayacak yaklaşımda olmanızı bekliyorum. Bize tevazu ehli isimler getirin!"

Erdoğan “ehliyet” ve “liyakat” derken neyi kastetti acaba?

Türk Dil Kurumu (TDK) liyakat ismini tarif ederken, “Bir kimsenin kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu” diyor. Biraz daha eski ismini ise “Kifayet” diye tarif ediyor.

Soru şu: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “liyakat” konusunda ne kadar hassas?

Erdoğan, Ak Parti’de görev alanların “liyakat”ine gösterdiği hassasiyeti,  kamuda göstermiyor!

Çok iddialı bir laf oldu değil mi? Ama öyle!

Neden öyle; onu da anlatayım:

Erdoğan, Ak Parti’ye layıkıyla hizmet edeni kamuda istihdam ediyor ve ona Ak Parti’deki liyakatine göre görev veriyor. Önceliği Ak Parti yani. Ak Parti büyük bir organizma olmasına rağmen iş yeri özelliği yok! Dolayısıyla, Ak Parti’ye hizmet edeni kamuda istihdam etmesi zaruret haline geliyor ve Erdoğan da bunu layıkıyla yapıyor!

Erdoğan’ın en büyük hasletlerinden birisi de hiç şüphe yok ki, “çalışkan” olmasıdır. Gece – gündüz demeden çalıştığına hepimiz şahidiz. Halkasına giren herkesten de aynı çalışmayı istiyor. Ak Partili, önce mahallesinde kendini ispatlaması lazım. Sonra ilçe, il ve Ankara. Kişi kendini ispatlalayıp “liyakat”ini “sadakat”e dönüştürdükçe terfi alıyor ve ilerlemesi ta milletvekilliği ya da bakanlığa kadar devam ediyor. Kamuda görevli kişinin terfi etmesi de Ak Parti’ye “hizmet” ve “sadakat”i ile ölçülüyor! Ak Parti ve Ak Partililere iyiliği dokunmuş olan bir bürokratın önü açılıyor ve her hizmet ona mesleğinde bir basamak atlama imkânı veriyor!

Erdoğan siyasi stratejisini “din” üzerine inşa ettiği için hareket alanını daralttı. Türkiye’de iş adamı ve yöneticiler arasında global vizyona sahip, sektöründe liyakatini ispatlamış birçok kişi var ama ölçü “dindarlık” olduğu için bu kişiler çizgi dışı kalıyor! Erdoğan, bu kişileri kendisine danışman ya da yardımcı yapmak istese, karşısına “dava” çıkacak ve kendisine “ne oldu davamıza” diye sorulacağını gayet iyi biliyor!  

Dolayısıyla, Ak Parti dışındaki kişi ağzıyla kuş tutsa da Erdoğan nezdinde sinek kadar itibarı olmuyor. Erdoğan kendi elit tabakasını kurdu zaten. Tüm işlerini çoğu müteahhitlerden oluşan bu tabaka mensuplarıyla yapıyor.

Çemberin dışında kalan iş insanı ve yönetici de zaten “öğrenilmiş çaresizlik” psikolojisi ile kenara çekilmiş ve yaşananları acıyla seyrediyor.

Demem o ki, her liyakat, liyakat değildir!

 

BizGençler