Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Erdoğan zirveye mi çıkıyor, dibe mi vuruyor?

Süleyman Demirel’in yasaklı dönemlerinde sıkça anlattığı bir “üç zarf” hikâyesi vardır. Siyasete çok uygun düştüğü için her dönemde bir kullanan olmuştur bu hikâyeyi.

O “üç zarf” hikâyesi şöyleydi:

İki başbakan arasında devir teslim yapılıyormuş. Selef başbakan, devlet işleriyle ilgili tüm evrakları teslim edip bilgileri vermiş ve tam vedalaşacaklar;  halef, çekmecedeki üzerleri numaralı üç zarfı görmüş ve “Bunlar nedir” diye sormuş.

Selef “Ha, o mu” demiş. “O zarflarda çok önemli bilgiler var. Başın her dara düştüğünde o zarflardan birini aç. Tecrübeyle sabit, işine yarayacaktır.”

 

Geçmişi kötüle

 

Aradan üç beş sene geçmiş enflasyon ve işsizlik almış başını gitmiş. Yatırımlar durmuş. İhracat yavaşlamış.  Türk LirasıAmerikan Doları karşısında değer kaybetmiş.

Başbakan gelişmeler karşısında çare üretememen sancılarını çekmeye ve kıvranmaya başlamış. Muhalefetin baskısından, halkın homurdanmasından iyice bunaldığı bir gün selefinin bıraktığı üç zarf gelmiş aklına.

Bir numaralı zarfı açar açmaz yüzü aydınlanmış. Zarfta “Geçmişi kötüle” yazıyormuş.

Meydanlara çıkıp halka hitap etmiş. İki sözünden biri “Enkaz devraldık” olmuş, ya da “Hazine tamtakırdı” veya “Halkın vergisini har vurup harman savurmuşlar”  türü sözler olmuş.

Bu mitingler o kadar etkili olmuş ki, vatandaş homurdanmayı kesmiş. Muhalefet de sesini kısıp Meclis’te oturmuş.

 

Etrafını kötüle

 

Bu sükûnet hali iki sene ya sürmüş ya sürmemiş; homurdanmalar yeniden başlamış. Başbakan işin kolayını buldu ya, hemen koşup ikinci zarfı açmış: “Etrafını kötüle!”

Başbakan durur mu?Meydanlara inip ağzını doldura doldura “Çevremdeki beceriksiz insanlar beni yanılttı” diye sızlanmış. Bürokratları işleri yavaşlatmakla suçlamış. Kürsüye vura vura “Muhalefet hainlerle işbirliği yapıyor” diye atıp tutmuş.

İkinci zarftaki strateji de tutmuş ve başbakan diniz kafayla iş yapmış ama zaman hızlı geçiyor; bir sene sonra vatandaşın şikâyetleri ayyuka çıkmış. Başbakan çekmecedeki can simidini sarılmış ama açtığı zarfta “Bir üç zarf da sen hazırla” yazısını görünce, bacakları ağırlığını taşıyamamış ve koltuğuna çöküp kalmış.

Bu hikâyeyi Ak Parti’ye uyarlayan benzeri şeyleri görür. Ak Parti de enkaz devraldı. Bürokrasi desen cumhuriyet tarihinin en başına buyruk sürecini yaşıyordu ve kendi aralarında “çalıyı tersine sürüme” yarışı yapıyorlardı bir nev’i.

 

Ak Parti İktidarı “İktidar oldum ama muktedir olamadım” diye özetlemişti zaten bu durumu. Türkiye, Suriye politikasında çöle saplanmıştı ama “Ahmet Davutoğlu’nun yanlış politikaları” neden olmuştu buna. Cumhuriyet Mitingleri, Gezi Olayları, sendika hareketleri birer oyundu ve hepsi dış mihrakların tahrikleriyle sahneleniyordu.

 

Üç zarf da sen hazırla

 

Enflasyon yüzde 10’a doğru yükseliyor. İşsizlik yüzde 11.8 oranına yükselerek; işsiz sayısı 3 milyon 650 bine ulaştı.

İhracat bir türlü artmıyor ve TİM, 2023 hedefi olarak tayin ettiği 500 milyar dolarlık ihracat hedefini revize etme ihtiyacı duydu ve 350 milyar dolara indirdi.

Türkiye ekonomisi inşaat sektörü ile büyüyordu, o sektörde de küçülme başladı.

Uluslararası reyting şirketleri Türkiye’nin kredi notunu “Yatırım yapılabilir” seviyesinin altına indirdi ve gene de indirebilecekleri yönünde açıklama yapıyorlar.

Türk Lirası Dolar ve Euro karşısında hızlı bir değer düşüşü yaşamaya başladı.

Gelişmeler bu raddeye gelmişken “ikinci zarfın” da miadını doldurduğu görülüyor.

“Erdoğan Başkan olunca, hızlı karar alma imkânı olacak ve her şeyi düzeltecek” denilebilir belki ama bu sözün itibar görmesi oldukça zor. Erdoğan zaten her şeyde hızlı karar veriyordu ve o ne derse o yapılıyordu. 

Bir “üç zarf” hazırlama vakti onun için de mi geldi yoksa?

 

 

 

 

BizGençler