Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Esas iş bundan sonra

Darbe teşebbüsüyle birlikte Türkiye’de birçok şey değişti. Önlenmesiyle de birçok şeyi yeniden gözden geçirme ihtiyacı doğdu.

 

Toplumun olaya el koyup darbe teşebbüsünü püskürtmesi, milli iradeyi demokratik zaferle taçlandırması, 15 Temmuz 2016 gününün en önemli başarıydı ve çok şeyin olumlu sonuçlanmasını sağladı. 

Hayat kısa sürede normale döndü. Vatandaş “Bankalardaki mevduatı çeker mi” endişelerini yersiz çıkardı. Daha da ileri gidip Döviz satıp Türk Lirası’nda kaldı.

Toplumun bu basiretli davranışını destekleyen sayısız eylem peşe peşe geldi. Siyasi parti liderleri bir araya gelip ortak açıklama yaptılar mesela ki, Türkiye’nin şiddetle ihtiyaç duyduğu bir şeydi bu.

Esnaf, sanayici, bankacı, tekstilci, turizmci bir masa etrafında toplanıp birlik, beraberlik mesajı verdiler. STK’lar devletin yanında olduklarını kamuoyu ile paylaştılar. Yaraların sarılmasında da birlik ve beraberlik içerisinde olacaklarını ila ettiler.

Türkiye’nin milli iradesi “birlik” ve “beraberlik” talebini açıkça ortaya koydu. Siyasilerin bu talebi doğru okuması ve doğru değerlendirmesi gerekiyor.

Bir de dış ayağı var bu işin.

Türkiye bir dünya ülkesidir ve Birleşmiş Milletler (BM) ve NATO olmak üzere birçok uluslararası kuruluşun üyesidir. Avrupa Birliği’ne (AB) üye olma hedefi vardır. Uluslararası derecelendirme şirketleri tarafından izlenmektedir. Her sene 200 milyar dolar tutarında bir dış kaynağa ihtiyaç duymaktadır.

Hasılıkelam Türkiye’nin dış dengeleri de dikkate alması ve adımlarını ona göre atması gerekmektedir.

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s “Türkiye zorluklarla karşı karşıyadır” dedikredi notunudeğiştirebileceği sinyalini verdi!

Moody’s, Fitch, Standart and Poor’s gibi kredi değerlendirme kuruluşlarının verdiği not bazıları için önem arz etmeyebilir belki ama unutmamak lazım ki, hem dünya ülkeleri tarafından hem de kurum ve kuruluşları tarafından ciddiye alınmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’nin bu kuruluşların düşük notuna muhatap olmaması için dikkatli davranması gerekmektedir. En azından her sene ihtiyaç duyduğu 200 milyar dolar dış kaynak hatırına dikkate alması gerekmektedir.

ABD ile Türkiye hem müttefik ve hem de NATO üyesidir. Şayet bu iki ülke arasındaki ittifak zedelenir ve Türkiye NATO üyeliğinin dışında kalacak olursa, kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin kredi notunu “riskli – yatırım yapılamaz” konuma getirmekten çekinmeyeceklerdir.

Diğer taraftan Avrupa Birliği (AB) nezdinde de bazı hassasiyetlerin olduğunu hatırdan çıkarmamak lazım. AB “İdam cezası geri gelirse Türkiye’nin AB üyesi olma talebi bir daha gündeme gelmeyecek şekilde ertelenir” mesajı verdi.

Türkiye elbette ki ne ABD’nin, ne de AB’nin güdümünde olan bir ülkedir. Bağımsız ve kendi kararını kendi verecek özgürlüğe sahiptir.

Türkiye’nin öfkeyle kalkıp zararla oturmaması gerekmektedir. O da hiç hatırdan çıkarmaması gereken bir ayrı mesele.   

 

 

 

BizGençler