Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Fırat’ın doğusu

Türkiye bazen Suriye tarafındaki IŞİD güçlerini bombalıyor, bazen PYD/YPG örgütünü bombalıyordu. Türk F-16’ları 24 Kasım 2015 günü Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağını düşürdü. O günden sonra değil bombalaması, Türkiye’nin dönüp Suriye tarafına bakması dahi risk taşımaya başlamıştı.

 Cumhurbaşkanı Erdoğan 27 Haziran 2016 tarihinde mektup yazıp Rusya Devlet Başkanı Putin’den özür diledi ve buzlar eridi. Erdoğan 9 Ağustos 2016 günü St Petersburg’daki yazlığında Putin’i ziyaret etti, ekonomik ambargo kalktı, TSK yine bombalamaya başladı.

Erdoğan ve Putin bir kez daha görüştü ve 24 Ağustos günü Cerablus operasyonu başladı. Türk Silahlı Kuvvetleri, Koalisyon Güçleri desteğinde Suriye topraklarına girdi ve ÖSO ile Cerablus’a ilk operasyonu gerçekleştirdi. Bu operasyon PYD/YPG’nin kantonları birleştirme planına sekte vurdu. TSK, Azez - Cerablus arasındaki 98 kilometrelik hattı kontrolü altına aldı ve Suriye Savaşı’nın aktif aktörlerinden biri oldu.

Türk tankları bir ara PYD militanlarını da vurdu.

ABD yönetimi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PYD ile silahlı çatışmaya girmemesini istedi. “Ne zamanki PYD militanları Fırat’ın batısına geçer, o zaman vurabilirsin.”

PYD Fırat’ın batısına geçmedi, TSK da onları vurmadı.

Belli ki, ABD ve Rusya ortak plan hazırlamış ve Fırat’ın doğusunda Kürt güçlerini, batısında Türk güçlerini konuşlandırmayı tasarlamışlardı. 

 

NATO: “Her şey yolunda”

 

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Ankara’ya geldi, yetkililerle görüştü ve önemli açıklamalarda bulundu.

“NATO Suriye’den gelecek saldırıya karşı Türkiye’yi destekler” dedi mesela.

Ayrıca “Türkiye ve ABD’nin IŞİD’e karşı verdikleri mücadeleyi destekliyoruz” dedi ve Türkiye’nin kendini savunma hakkı olduğuna vurgu yaptı.

Suriye’deki yerel güçlerin eğitilmesi gerektiğine de işaret eden Stoltenberg kendi kendilerini savunur hale gelmelerinin uzun vadede şart olduğunu ifade etti.

Jens Stoltenberg’in konuşmalarında NATO’nun Türkiye ile bir problemi olmadığı ve her şeyin yolunda gittiği anlamı çıkıyor. 

Bu durumun bir başka izahı da şöyle: “Yiyin birbirinizi ama kimin kimi yiyeceğine ve ne kadar yiyeceğine biz karar veririz.”

 

 

Suriye bölünecek mi?

 

ABD ve Rusya’nın gündeminde Suriye’nin toprak bütünlüğünü kaybetmesi gibi bir şey yok. Tıpkı Irak gibi üçlü bir sistem üzerinde duruluyor. Irak’ta nasıl bir Bağdat Merkezi Hükümeti, bir Kürt Yönetimi ve bir de IŞİD güçleri varsa Suriye’de de aynısı isteniyor:  Merkezi Esad Hükümeti. IŞİD ve Kürt bölgeleri. TSK’nın son hamlesi Türkiye’nin Suriye’de elini güçlendirdi ve dördüncü güç olma ihtimalini doğurdu.

 

IŞİD Suriye’den çıkar mı?

 

IŞİD, Rakka şehrini kendine başkent ilan etti. Bir ara TSK ile ÖSO güçlerinin El Bab’ı geçip Rakka’ya kadar gideceği fısıldandı ama ABD ve Rusya bu fısıltıya bile izin vermeyip hemen “Yok öyle bir şey” dedi.

Türkiye, Rusya ve ABD anlaşıp bayramda ateşkes ilan ettiler. Bayramda savaş yok.

Bir müddet sonra ülkenin tamamında ateşkes ilan edilirse kimse şaşmasın. Ateşkesin tek şartı tarafların kendilerine gösterilen yere çekilmesi.

IŞİD’in Rakka’dan, hele hele Suriye’den çekilmesini kimse istemiyor. İstemiyor çünkü ABD ve Rusya’nın çıkarı IŞİD’in Suriye’de kalmasında.

ABD ve Rusya, Esad Hükümeti, IŞİD güçleri, Kürt Yönetimi ve belki Türkiye birliklerinin Suriye’de kalmalarını istiyorlar. Arzu ettikleri güç dengesi böyle sağlanıyor çünkü. Bu dört kuvvetin birbiri ile anlaşması ve tek kuvvet olması mümkün değildir. Onlar da onu istiyorlar zaten. Güçsüz Suriye!

 

 

 

 

 

 

 

 

BizGençler