Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Hayat normale döndü artık işimize bakalım

İktidarmuhalefet, belediyeler ve STK’lar başta olmak üzere Türkiye’de kendini sorumlu hisseden hemen her kesim gür bir sesle “Demokrasi” nin yanında olduğu mesajını verdi. Eline geçen her fırsatı değerlendirip “Milli İrade”nin zafer kazanmasından dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti. Verilen bu birlik ve beraberlik mesajları işe yaradı ve toplumun tansiyonu kısa sürede normale döndü.

 

Bugün ise OHAL’in ilan edilmesini dikkate alan birimler sahayı emniyet güçlerine terk edip işlerinin başına döndüler. Kimi yurtdışı alıcılara mesaj gönderip “Türkiye’de her şey normal ve taleplerinizi eksiksiz ve zamanında teslime hazırız” dedi. Kimi üniversite adaylarının tercih dönemini dikkate alıp gençlerin mağdur olmaması için her şeyin eksiksiz uygulanmasını sağladı. Sanayici sanayiciliğine, ihracatçı ihracatçılığına, mühendis mühendisliğine döndü. 

 

Lak lakla israf edilen zaman 

 

Türkiye 78 milyon nüfuslu bir ülke ve vatandaşlarının yarıdan fazlası üretim potansiyeline sahip insanlardan meydana geliyor.

O potansiyel sahiplerinin sayısı 40 milyon, diyelim.

Bu ülkenin insanlarının bir saati lak lakla geçti mi, 40 milyon saat boşa gitmiş oluyor ki, bu da bir insanın 40 milyon saatinin boşa gittiği anlamı taşıyor. Aya vuralım: Karşımıza 55 bin 556 ay gibi bir zaman dilimi çıkıyor. Asgari ücretle değerlendirsek dahi 72 milyon 223 bin Lira ediyor bu zamanın maddi değeri.

Yani bir ülkenin bir saatini boşa geçirmesi halinde asgari bedeli 72 milyon 223 bin Lira olan bir zamanı çöpe attığını söylemek mümkündür. Her gün bir saat boşa gidiyorsa her sene 26 milyar Lira değerinde bir zaman çöpe atılıyor demektir.

Bu rakam izafi bir rakam ancak gene de ne kaybedildiğini gösteren bir rakam.

Türkiye’nin her saatinin, her dakikasının kıymetini bilmesi ve doğru değerlendirilmesi için programlar yapması gerekmektedir.

Türkiye’yi yönetenler başta olmak üzere herkesin zaman israfına sebep olmamaya özen göstermesi gerektiğini çok açık gösteriyor bu tablo.

Bunun aksi de söz konusu tabii. Toplumun verimli çalışmasına imkân sağlayan alt yapının sağlanmış olması halinde de kazancın artacağını unutmamak lazım.

 

Sap ile saman karışmasın

 

Bir hafta içinde 50 bin kamu görevlisine işten el çektirildi. Kamuda ciddi bir temizlik operasyonu yaşanıyor ve görevden almalar devam ediyor. Bu operasyonları hassasiyetini göz ardı etmeden sürdürmek lazım.  

Hassasiyeti şu:

Bir “cemaate mensup” olmak başka şey, bir “terör örgütüne üye” olmak başka şeydir. Bunun ikisi birbirine karıştığı an sistem kokuşmaya başlar. Bu ikisini birbirinden ayırmak lazım da nasıl?

Toplum öyle ya da böyle bir cemaate mensup insanlardan meydana geliyor.

Adam demokrasiye inanıyor. İşini eksiksiz yapıyor. Yetenekli ama cemaat üyesidir. Şimdi bu adamın “liyakatine” mi bakılacak? Yoksa “cemaat üyesi” olmasına mı?

İşten almalarda da yeni görevlendirmelerde de önemli bir sorudur bu soru. Türkiye bürokrasisinin, eğitim ve sağlık sisteminin ve hatta iş dünyasının en büyük eksiği insanları “liyakat”larına göre değil, “Bizden” olup olmamasına göre değerlendirmiş olmasıdır. Bu eksiklik de ülkenin başına oldukça ciddi çoraplar örmüştür!

Şimdi tam zamanıdır. Görevden almalar ve yeni atamalar “liyakat” sistemine göre yapılsın. Yetenekli ve vizyon sahibi olanlar öne çıkarılsın. Olmayanlar eğitilip vasıflı hale getirilsin.

 

 

BizGençler