Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Hepimiz mi aldatıldık?

Ne de safmışız! “Darbe”yi unutmuş, “Daha olmaz” deyip yan gelip yatmışız. Fakat oldu; sıcak bir temmuz akşamı geliverdi. Akıl ve havsalamızın çok üstünde bir darbe girişimi gerçekleşti. Hem de “darbe”den beter bir “girişim”di bu: Kan döküldü!

 

Kendine asker diyen caniler TBMM’yi bombaladılar. Vatandaşın üzerine tank sürdüler, ateş açtılar. Gölbaşı Özel Hareket Daire Başkanlığı’na baskın düzenlendi.

Türkiye çok sayıda “darbe” yaşamış, “darbe teşebbüsü” atlatmış bir ülkeydi ama böylesi ne görülmüş, ne de duyulmuştu. Bu farklı bir şeydi.

Türkiye’de olmadığı gibi başka ülkelerde de eşi emsali yoktu.

Bir ülkenin vatandaşları, diğer vatandaşları mermiyle doğramış, tank ile ezip geçmişti!

Başbakan Binali Yıldırım bu meselenin çözümü için azami dikkati sarf edeceklerini bildirdi ve yaşın yanında kurunun yanmaması için “kılı kırk yaracakları”nın altını çizdi.

Yıldırım’ın “Kılı kırk yarma” sözünden “suç”u ve “suçlu”yu doğru tespit edeceklerini anlamak mı lazım, yoksa geçmişteki gibi “oldu – bitti” getirileceğini mi anlayacağız, acaba?  

Birçok iktidar “Fetullah Gülen Cemaati”ni koruyup kolladı. İkaz edenlere de “Evhamlı” olduklarını söyleyip gülüp geçtiler.  “Oldu – bitti”den kastım bu.

 

 

Suçlu kim?

 

Adına “Kalkışma” ya da “Darbe teşebbüsü” deyin; “15 Temmuz” akşamı yaşanan olayın ana muhatabı belli oldu: Fetullah Gülen Örgütü! Bu örgütün başarılı olacağını ve onlarla birlikte bulunmasının kendisine ikbal sağlayacağını düşünen bir “ikinci halka”nın olması da mümkündür. O halkaya da “Çıkarcılar Örgütü” diyelim.

Bir de kendilerine “Tatbikata Gidiyoruz” denilen er ve erbaşlar var tabii. Bu “üçüncü halka” ne “örgüt”le ne de “çıkar”la uzaktan yakından alakası olmayan garibanlar halkası.  

Gelelim esas soruya: “Bu kalkışmanın bir dördüncü halkası daha var mı?” İçten de olabilir bu halka, dıştan da. Soruyu netleştirelim: Saydığımız bu üç cuntayı harekete geçiren bir dördüncü halka var mı?

Türk yargısının bu soruların doğru cevaplarını bulup ona göre sonuca gitmesi gerekmektedir. Çünkü “dördüncü halka” denen güç “Beyin” ise ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tabiriyle “Üst akıl” ise cevaplar farklılıklar arz edecektir. O da cezanın her halkaya göre değişeceği anlamını taşımaktadır.

Bir başka soru daha var aslında; “Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bu halkaların oluşuma göz yuman oldu mu?” Ya da “Bu oluşumun farkına varması gereken MİT’in bir ihmali söz konusu olabilir mi?”

Ülkeyi yöneten iktidar partisinin bir kusuru var mı? Bu da bir başka soru!

Bütün bu soruların cevabını bulmadan yapılacak olan sorgulama eksik sorgulama olacaktı ve cezalar esas suçluya değil de bir başkasına verilecektir. Ki, bu da birkaç sene sonra yeni bir “kalkışma” ile uyanabiliriz anlamını taşımaktadır. Hatta “teşebbüs” ötesi bir “darbe” dahi yaşayabilir bu garip ülke!

 

Yargı siyasi karar verir mi?

 

Türkiye’nin yaşadığı travmayı kimse inkâr edemez. 15 Temmuz “darbe girişimi” meselesi “zihin”lerde ve “vicdan”larda tam bir netliğe kavuşturulmazsa, travma daha da derinleşecektir. Kendisinden “Fetullah Gülen” istenen Obama nasıl “Ey Türkiye; onu sana göndermem için bana delil isterim” demişse; Türk toplumu da delil istiyor. Bu konuda sorumlu olan herkesin, her kesimin yargılanmasını istiyor. Yargılansınlar ve “Ak” ile “Kara” birbirinden tam manasıyla ayrılsın.

“Ak” ile “Kara”nın birbirinden ayrılmasında yargı “siyasi” karar verirse veyahut da meselenin üstü “siyasi yargı”larla örtülür ve “Ak” ile “Kara” birbirine karışırsa; yazık olur bu ülkeye!

 

 

 

BizGençler