Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Her milletin milliyetçiliği farklı; bizimki daha da farklı!

Biz Türkler “ölmek” ve “öldürmek” üzerine inşa etmişiz “milliyetçilik” anlayışımızı. Bazı milletler ise “yaşamak” üzerine inşa etmişler. Hem de “refah” seviyesi yüksek bir yaşamı tercih etmişler.

Elbette ki biz sadece “ölmek” ve “öldürmek” ile sınırlı tutmamışız hayatı. “Refah” içinde “yaşama”  arzusunu da ilave etmişiz ama “vatan” deyince; gerisinin “teferruat” olduğunu kabul etmişiz peşin peşin. Diğer ülkeler de salt “refah” içinde “yaşamak” ile sınırlı kalmamışlar tabii. Onlar da gerektiğinde  “ölmeyi” ve “öldürmeyi” biliyorlar ama biz nasıl “ölmeyi” ve “öldürmeyi”  önceliğimiz yapmışsak; onlar da “yaşamayı” öncelikleri yapmışlar. 

Ülkeler kendileri için gerekli olan standart ve kriterleri belirlerken bu önceliklere göre sıralıyorlar. Biz nasıl “vatan”ı “öncelik” yapıp gerisine “teferruat” demişsek; onlar da “üretim”, ya da “kalite” veya “hukuk”u öncelik yapıp gerisine “teferruat” demişler.

Önceliklerimiz, kararlarımızı da etkiliyor. Gazilere ve şehit ailelerine hemen maaş bağlanırken, müteşebbislerin emekliliğinde olmadık engel çıkarılabiliyor mesela. Gazilere ve şehit ailelerine yapılan ödemeler hiç aksatılmıyor ama SGK ya da Emekli Sandığı üyeleri geç alabiliyorlar maaşlarını. 12 Eylül Darbesi’ni yapan Kenan Evren yönetimi ele geçirir geçirmez yaptığı ilk uygulamalardan biri de çalışanların ikramiye sayılarını azaltmak ya da tamamen kaldırmak olmuştu!..

16 yıllık Erdoğan döneminde “gazi” ve “şehit” sayısı arttığı gibi “gazilere” ve “şehit ailelerine” gösterilen saygı da arttı.  

“Şehit” ve “gazi”lere hukuk dahi öncelik tanıyor.  Toplumda zaten var bu öncelik. Toplu taşıma araçlarında dahi “gazilere” terk edilmesi gereken koltuklar bulunduruluyor ve üzerlerine hatırlatıcı plaka konuyor.

“Gazilere” ve “şehit ailelerine” elbette ki saygı gösterilmesi gerekiyor ama bu konuda abartıya kaçmamak da lazımdır. Eğer “şehit” ya da “gazi” olmakla yüceltilmiş bir hayat inşa edecek olursak, “üretimin”, “sanatın” ve “teknolojinin” önemi kalmaz. Herkes “şehit” ya da “gazi” olmak isterse, işi kime yaptıracaksınız?

Ki bu ayrıca dünyada yaşanan rekabetten düşmek ve fakirleşmek anlamına da geliyor. Türk insanı müteşebbistir, çalışkandır ve sebatkârdır.  Ülkeyi yönetenlerin görevi, milletin bu hasletini doğru yerde değerlendirmek ve toplumun refah içinde yaşamasını sağlamaktır.

“Gazileri övmek”, “şehitleri anmak” ile görev tamam olmaz. Gönüller kazanır belki ama görev yapılmış olmaz. Türkiye’nin görevini yapan idarecilere ihtiyacı var!

 

BizGençler