Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

Herkesin bir fiyatı vardır?

Ülkelerin yönetiminde kilit noktalar vardır. Bakanlar Kurulu, Anayasa Mahkemesi, Yüksek Seçim Kurulu, Genelkurmay, Yüksek Öğretim Kurumu, Belediye, Futbol Federasyonu gibi…

Bu kurumların sayısı 300’ü, 500’ü geçmez. Hadi bol keseden atalım ve STK’larla birlikte 1000 diyelim. Bu kurum ve kuruluşların başındaki kişiler, toplumun önde gelenleridir. Sözlerine itibar edilir. Verdikleri kararların doğru olduğu düşünülür.

De…

Bu kişilerin aynı zamanda maddi bir değeri de vardır. Kimi 1 milyon TL eder, kimi 5 milyon. Birçok ülkede bedeli ödenip bazı etkili ve yetkili kişilerin satın alındığına şahit olundu. En azından bir kısmının satın alınabildiğinin imkân dâhilinde olduğu görüldü! O bir kısım kişi de ülkesinin gidişatını etkilemeye yetti!

İnsanların kötülüklere meyli vardır. Suiistimale açık bir yapıya sahiptirler.

Kilit noktada bulunan kişilerin herhangi bir yolsuzluğa tevessül etmemeleri için çeşitli tedbirler geliştirilmiştir. Onların maddi ihtiyaçlarının fazlasıyla karşılanması bu tedbirlerden biridir. Ya da o makama getirilen kişilerin maddi endişesi olmayan kişiler tarafından seçilmesine özen gösterilir.

Bir de tabii hukuki tedbirler vardır. O kişilerin suiistimale tevessüllerini önleyici kanunlar çıkarılmış, suçun cinsine göre caydırıcı hükümler konulmuştur. Daha ileri gidenlere ise çok ağır cezalar getirilmiştir. 

 

İyi niyetle işlenen hatalar

 

Yasama Yargı ve Yürütme erklerinin birbirlerinden ayrılması işte bunun için önem arz etmektedir. Yasa yürütmeyi yahut da yürütme yasayı kontrolü altına almasın, istenir ki ne “minareyi çalan” olsun, ne de “çaldığı minareye kılıf hazırlan” olsun. Bir üçüncü prensip de “Yasama ve Yargının Yürütmenin etkisi altına girmemesi” durumudur.

Ülkeleri tehdit eden “dış mihrak”lar vardır elbette ki ve bu düşman güçler ülkenin kilit noktalarındaki kişileri yönetmek ve yönlendirmek; daha doğrusu satın almak isteyebilirler. İşte bu gibi durumlarda en koruyucu unsur hukuktur. Hukuk gerekli tedbiri almış ve suiistimale karşı her türlü yolu kapamışsa, kişiler kötü niyetli olsalar dahi etkili olamazlar.

Bir de iyi niyetten kaynaklanan etki vardır.

Farzımuhal, ülkeyi yöneten başbakan ya da başkan, “hızlı” karar almak istiyor” ve kurumları kendisi önünde engel görüyorsa; o kurum ve kuruluşların başındaki kişilerin sistem dışına çıkmalarını isteyebilir. Bu durumda “hukuk” mu etkili olacaktır. Başbakan veya başkanın ricası mı?

Hele hele ricayı etkinleştiren maddi etkenler de varsa, ne olacak durum?

Amiyane tabirle “hukuk mu, guguk mu” diye soruluyor ya; işte işin kırılma noktası burasıdır!

 

“Cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir” diye boşuna dememişler. 

BizGençler