Yazarlar

Metiner Sezer

Metiner Sezer

İnovasyon ve Girişim Haftası’ndan izlenimler

İnovasyon ve Girişim Haftası dün başladı. Cumartesi akşamına kadar da yoğun bir şekilde devam ediyor. Neler konuşulduğuna geçmeden önce “İnovasyon”un kısa bir tarifini yapmakta fayda var.

Türkiye’de İnovasyon “değişim” diye tanımlanıyor ama bu tek sözcük inovasyon kavramını tam manasıyla ifade etmiyor.  İnovasyon toplumda, kültürde, idari ortamda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlaması anlamına geliyor. Başka bir deyişle yeni ve farklı bir sonuç…

İnovasyon asla teknoloji ve araştırma – geliştirme (Ar-Ge) anlamı  taşımıyor. Yeni bir ürün üretmek değildir yani!

İnovasyonun en çarpıcı örneği akıllı telefondur. Şöyle ki: Cep telefonu vardı. Televizyon vardı. Kamera vardı. Fotoğraf makinesi vardı. Saat vardı. Takvim vardı. Google vardı. Facebook vardı. IBM ve BellSouth şirketlerinin bu mevcutları 1993 yılında bir araya getirdi ve akıllı telefon devri başladı. Bugünkü kadar kapsamlı değildi ama temel mantık, var olan sistemleri küçük bir cihaz içine koymaktı. 2007 yılında Apple ilk akıllı telefonu olan İPhone’u satışa sundu.  Bu telefon çok daha gelişmişti. Şimdikiler adım sayımızı, kalp atışımızı dahi ölçüyor. Derken Samsung, Huawei gibi markalar da devreye girdi.  

Gelelim İnovasyon ve Girişim Haftasına. İyi hazırlanmış bir organizasyondu. İstanbul Kongre Merkezi’nin bir katı tamamen girişimci işletmelere ayrılmıştı. Arçelik, Beko, Çalık Holding, THY, TEB, Turkcell ve Sabancı Holding gibi kurulular diğer katlarda ürünlerini sergiledi. Üniversiteler de vardı tabii. Öğretim üyesi ve öğrenciler ödül almış ürünleriyle gelmişlerdi.

Sergilenen ürünlerin hepsinin inovatif düşünce ürünü olduğu söylenemez ama geçen senelerle mukayese edildiğinde daha fazla çalışmanın sergilendiğini söylemek mümkün. Bunda “Girişim”in de “İnovasyon Kongresi”ne ilave edilmesinin rolü olmuş. Başarılı bir organizasyon olduğunu teslim etmek lazım. Gitmeyenlerin gidip görmesini tavsiye ederim.

Üniversitelerin sergilediği ürünlerle ilgili bir husus dikkatimi çekti. Hemen her üniversitenin istisnasız yarış otomobili ve elektrikli araç üzerine çalışması vardı. Nedenini araştırdım. Buldu da kendimce: Shell mesela. Bu firma bu konuda sistemli çalışan bir firmadır. Gençleri organize ediyor, onları sponsor bulma konusunda yönlendiriyor, ekip çalışmasını öğretiyor. O yetmezmiş gibi başarılı projeleri alıp Amerika ya da Avrupa’daki uluslararası yarışmalara sokuyor. Dolayısıyla gençler o alana rağbet ediyorlar. Çok başarılı araçlar üretmişler.

Bu durum aynı zamanda Türkiye’nin “inovasyon”, “Ar-Ge” ve “Girişim” konusundaki tavrını da açığa çıkarıyor. Bir yerde fuar varsa, toplantı varsa gidiyoruz. Nasıl olsa devlet desteği var. Hele yurtdışında bir organizasyonsa asla kaçırmıyoruz. Ekmek elden su gölden yiyip içip dönüyoruz. Ar-Ge deyince “ıh!” O alan riskli görülüyor ve kimse o riski göze almıyor!

Devam edeceğim…

 

 

BizGençler